Bir yılbaşı gecesiydi.Dondurucu,kavurucu bir soğuk vardı.Yoldan geçenler paltolarının yakasını kaldırmışlar,atkılarına bürünmüşler,hızlı hızlı yürüyorlardı.Kimi evine geç kalmış,acele ediyor,kimi bir eğlence yerine gidiyordu…
Henüz hiçbir şeyin farkında olmayan, dostunu düşmanını ayıramayan minicik bir fare acemiliğinden bir gün neredeyse ölecekmiş. Yaşadıklarını annesine şöyle anlatmış: Araştırmacı bir fare olarak bütün dağı taşı dolaştım…
Vaktiyle güzel bir ormanda birbirine komşu,güvercin ile karga yaşarmış.Karga kendini pek beğenmiş biriymiş.Güne şarkı söylemeden başlamazmış: “Gak gak gak, Şu sesime bak, Kargaların incisiyim, Güzellikte birinciyim, Tray lay lom,tray lay lom…” Söylediği şarkıyla bütün hayvanların başını şişirirmiş…
Bundan yıllar önce uzak ülkelerin birinde bir kralla güzeller güzeli bir kraliçe yaşıyordu.Kocaman görkemli bir şatoda oturan kral ve kraliçeyi ülkenin halkı çok seviyordu. Özellikle güzel olduğu kadar iyi kalpli olan kraliçeye herkes hayrandı. Bu iyi yürekli kraliçenin hayattaki en büyük dileği bir çocuk sahibi olmaktı…
Küçük çocuk,baloncuyu büyülenmiş gibi takip ederken şaşkınlığını gizleyemiyordu.Onu hayrete düşüren,”Bizim eve bile sığmaz .” dediği o güzelim balonların,adamı nasıl havaya kaldırmadığı idi.Baloncu,dinlenmek için durakladığında o da duruyor ve sonra yine takibe koyuluyordu…
Sarman kedinin derdi büyüktü.Yavrularını bir türlü uyutamıyordu.Birini uyutsa diğeri miyavlıyordu.”Hepsi birden uyusa da ben de işime baksam,”dedi…
Bir zamanlar dediği dedik bir zorba evleniyormuş.Herkes sevinç içinde gülüp oynayarak bu evliliği kutluyormuş.Yalnız Ezop düşünceliymiş…
Anne Ördek sabırla yumurtalarının kırılmasını bekliyordu. Vakit tamamlanınca ördek yavruları yumurtalarından çıkmaya başladılar. Fakat en son ve en büyük yumurta bir türlü kırılmıyordu…






(Ortalama:3,82 oy)



