<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Sesli Masal &#187; uyku</title>
	<atom:link href="http://www.seslimasal.net/tag/uyku/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.seslimasal.net</link>
	<description>Masallar - Masal Dinle - Masal Oku - Dünya Klasikleri - Masal Dünyası</description>
	<lastBuildDate>Sat, 28 Jan 2012 11:26:39 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>UYUR GEZER KEMAN</title>
		<link>http://www.seslimasal.net/goruntulu-masal/uyur-gezer-keman.html</link>
		<comments>http://www.seslimasal.net/goruntulu-masal/uyur-gezer-keman.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 20 Feb 2011 04:56:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>MasalBaba</dc:creator>
				<category><![CDATA[Görüntülü Masal]]></category>
		<category><![CDATA[anne]]></category>
		<category><![CDATA[baba]]></category>
		<category><![CDATA[keman]]></category>
		<category><![CDATA[uyku]]></category>
		<category><![CDATA[yemek]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.seslimasal.net/?p=891</guid>
		<description><![CDATA[Haydn Serenade eşliğinde Uyur Gezer Keman masalı.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><iframe title="YouTube video player" class="youtube-player" type="text/html" width="425" height="344" src="http://www.youtube.com/embed/7JGUx86wDnU" frameborder="0" allowFullScreen="true"> </iframe></p>
<iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.seslimasal.net%2Fgoruntulu-masal%2Fuyur-gezer-keman.html&amp;layout=standard&amp;show_faces=true&amp;width=450&amp;action=like&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:450px;margin-top:5px;"></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.seslimasal.net/goruntulu-masal/uyur-gezer-keman.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>AĞAÇLARIN KRALI</title>
		<link>http://www.seslimasal.net/sizden-gelenler/agaclarin-krali.html</link>
		<comments>http://www.seslimasal.net/sizden-gelenler/agaclarin-krali.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 25 Jan 2011 16:27:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>MasalBaba</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sizden Gelenler]]></category>
		<category><![CDATA[çiçek]]></category>
		<category><![CDATA[kelebek]]></category>
		<category><![CDATA[kış]]></category>
		<category><![CDATA[kral]]></category>
		<category><![CDATA[orman]]></category>
		<category><![CDATA[uyku]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.seslimasal.net/?p=863</guid>
		<description><![CDATA[Bir zamanlar,kelebeklerin çiçekten çiçeğe uçuştuğu şirin bir orman varmış.Bir gün ormandaki ağaçlar kendi aralarında bir kral seçmeye karar vermişler.Bunun için önce zeytin ağacına gitmişler...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h2 style="text-align: justify;">Bir zamanlar,kelebeklerin çiçekten çiçeğe uçuştuğu şirin bir orman varmış.Bir gün ormandaki ağaçlar kendi aralarında bir kral seçmeye karar vermişler.Bunun için önce zeytin ağacına gitmişler.&#8221;Minik yapraklı şirin zeytin ağacı!Bizim kralımız olur musun?&#8221; diye sormuşlar.Zeytin ağacının dalları esen rüzgarda nazlı nazlı salınmış.&#8221;İnsanlar benim zeytinlerimden hem yer,hem de mis gibi yağ çıkarırlar.Sizi yönetmeye vaktim yok!&#8221; demiş.Ağaçlar,&#8221;Madem öyle biz de incir ağacına gideriz&#8221; demişler.Yanına varıp&#8221;Anlı şanlı incir ağacı!Bizim kralımız olur musun?&#8221; diye sormuşlar.İncir ağacı düşünmüş,taşınmış.Dallarındaki kocaman incirlere bakarak &#8220;Adım anlı şanlı,incirlerim ballı mı ballı,ama yönetim işlerine hiç aklım ermez&#8221; demiş.Ağaçlar bu sefer de koca çınara gitmişler,&#8221;Yaşlı başlı,akıllı çınar!Bizim kralımız olur musun?&#8221; diye sormuşlar.Çınar,yeşil yapraklarına kederle bakarak &#8220;İsterdim,ama sonbahar gelince yapraklarımı döküp uykuya dalıyorum.Size pek faydam dokunmaz&#8221; demiş.Ağaçlar üzüntü içinde,son olarak çam ağacına gitmişler.&#8221;İğne yapraklı çam ağacı!Ne olursun bize acı.Kralımız ol&#8221; demişler.Çam ağacı iğne yapraklarını sağa sola savurmuş.&#8221;Kral olmak çok önemli bir görev&#8221; demiş.&#8221;Sanırım bunu başarabilirim.İyi bir yönetici olacağıma söz veriyorum.&#8221; Ağaçlar neşeyle yeni krallarını kutlamışlar.O günden bu yana çam ağacı ağaçların kralıdır.O yüzden yaz kış kurumaz yemyeşil durur.Ağaçlar ise ne dertleri olsa,hiç uyumayan bu krallarına anlatırlar&#8230;</h2>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Gönderen:</strong></span><span style="text-decoration: underline;">Çağla ŞEN</span></p>
<iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.seslimasal.net%2Fsizden-gelenler%2Fagaclarin-krali.html&amp;layout=standard&amp;show_faces=true&amp;width=450&amp;action=like&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:450px;margin-top:5px;"></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.seslimasal.net/sizden-gelenler/agaclarin-krali.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>UYUYAN GÜZEL</title>
		<link>http://www.seslimasal.net/sizden-gelenler/uyuyan-guzel-2.html</link>
		<comments>http://www.seslimasal.net/sizden-gelenler/uyuyan-guzel-2.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 07 Feb 2010 00:44:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>MasalBaba</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sizden Gelenler]]></category>
		<category><![CDATA[altın]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[eşek]]></category>
		<category><![CDATA[köpek]]></category>
		<category><![CDATA[kral]]></category>
		<category><![CDATA[kuş]]></category>
		<category><![CDATA[mutlu]]></category>
		<category><![CDATA[orman]]></category>
		<category><![CDATA[prens]]></category>
		<category><![CDATA[prenses]]></category>
		<category><![CDATA[uyku]]></category>
		<category><![CDATA[yavru]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.seslimasal.net/?p=649</guid>
		<description><![CDATA[Bundan yıllar önce uzak ülkelerin birinde bir kralla güzeller güzeli bir kraliçe yaşıyordu.Kocaman görkemli bir şatoda oturan kral ve kraliçeyi ülkenin halkı çok seviyordu. Özellikle güzel olduğu kadar iyi kalpli olan kraliçeye herkes hayrandı. Bu iyi yürekli kraliçenin hayattaki en büyük dileği bir çocuk sahibi olmaktı...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h2 style="text-align: justify;">Bundan yıllar önce uzak ülkelerin birinde bir kralla güzeller güzeli bir kraliçe yaşıyordu.Kocaman görkemli bir şatoda oturan kral ve kraliçeyi ülkenin halkı çok seviyordu. Özellikle güzel olduğu kadar iyi kalpli olan kraliçeye herkes hayrandı. Bu iyi yürekli kraliçenin hayattaki en büyük dileği bir çocuk sahibi olmaktı. Sonunda bu dileği gerçekleşti ve güzel bir ilkbahar sabahı harika bir kız çocuğu dünyaya getirdi. Genç kralla Kraliçenin mutluluğuna diyecek yoktu.</h2>
<h2 style="text-align: justify;">Küçük prensesle doğumunu kutlamak için o güne kadar görülmemiş bir şenlik düzenlendi. Bu şenliğe o ülkedeki bütün insanlar ve periler davet edilmişti. Şenlikler şatonun büyük salonlarında kutlanıyordu. Her taraf o günün şerefine süslenmişti. Bütün davetlerin dikkati, yatağında uslu uslu yatan minik prensesin üzerindeydi. Melek yüzlü iyilik perileri beşiğin çevresinde toplanmıştı. Her biri sırayla bebeğe iyi dileklerde bulundular. Kimi ona güzellik, kimi akıl, kimi de cömertlik armağan etti. Fakat büyük bir talihsizlik olmuş ve yaşlı bir periyi şenliğe davet etmeyi unutmuşlardı. Bütün konuklar neşe içinde eğlenirken yaşlı peri birden ortaya çıkıverdi. Şenliğe davet edilmediği için çok kızmıştı. Öfkeyle küçük prensesin beşiğine yaklaşarak “Onaltı yaşına geldiğinde parmağına bir iğ batacak ve öleceksin” dedi Oradaki herkes şaşkınlıktan donakalmıştı. İşte tam bu sırada henüz dilekte bulunmayan perilerin en genci ileri atıldı. ” Üzülmeyin, dedi yavrunuz ölmeyecek Küçük prenses yüz yıl sürecek derin bir uykuya dalacak ve bir prens gelip onu öptüğünde bu uzun uykudan uyanacak” Kral ve Kraliçe genç periye teşekkür etti.</h2>
<h2 style="text-align: justify;">Ama kral yinede bu kehanetin gerçekleşmesinden büyük kaygı duyuyordu. Hemen bütün muhafızlarına, ülkedeki iğlerin kaldırılmasını emretti. Bu emre uymayanların cezası ölüm olacaktı. Böylece aradan uzun yıllar geçti. Mutlu bir hayat süren prenses hergün biraz daha büyüyüp güzelleşiyordu. Onaltı yaşına geldiğinde bir gün şatoyu gezmeye karar verdi. Şato okadar büyüktü ki, bilmediği pek çok yeri vardı. O zamana kadar görmediği küçük bir odada yaşlı bir kadına rastladı. Kadın elindeki iğ ile iplik eğiriyordu. Bu iğ nasıl olduysa muhafızların gözünden kaçmıştı. Çok meraklanan prenses tanımadığı bu garip alete dokunmak istedi ve iği eline alır almaz eline battı . Kötü kehanet sonunda gerçekleşmişti. Hemen uykuya dalan güzel prenses ipek örtüler içinde altından yapılmış bir yatağa yatırıldı. Prensesle birlikte bütün şato yüz yıl sürecek derin bir uykuya daldı. Kral Kraliçe muhafızlar, hizmetkarlar ve saray çalgıcıları da uyumuştu. Sadece onlarda değil… Sahibiyle birlikte avludaki köpek, ahırdaki koşulmuş at, hatta dallardaki kuşlar bile uyudu. Her tarafa derin bir sessizlik çökmüş onları uyandırmamak için rüzgar bile susmuştu. Ağaçların yaprakları da kımıldamaz olmuştu. Bu arada uyuyan şatonun çevresinde sık bir orman göğe doğru yükselip onu bütün gözlerden gizledi. Bu arada aradan tam yüz yıl geçmişti.</h2>
<h2 style="text-align: justify;">Yine ilkbahar gelmiş bütün doğa uyanmıştı. günlerden bir gün genç ve cesur bir prensin ormana yolu düştü. Uyuyan güzel efsanesini duymuş ve onu bulmaya karar vermişti. Günlerce aradıktan sonra, önüne geçemediği bir duygu onu bu ormana çekmişti. Sonunda şatoyu buldu ve prensesin uyuduğu odaya girdi. Daha onu görür görmez yüreğini tarifsiz bir sevgi kapladı. Prenses’e daha o anda aşık olmuştu. Genç kıza doğru eğildi ve onu hafifçe öptü. Güzel bir prenses sihirli bir değnekle dokunulmuş gibi hemen gözlerini açtı. Onunla birlikte şatodakilerde gözlerini açtı. Kötü kalpli perinin büyüsü artık bozulmuştu. İki genç kısa süre sonra görkemli bir düğünle evlendiler ve uzun yıllar birlikte mutlu bir hayat sürdüler.</h2>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Gönderen:</strong></span><span style="text-decoration: underline;">Tuba BEŞİR<br />
</span></p>
<iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.seslimasal.net%2Fsizden-gelenler%2Fuyuyan-guzel-2.html&amp;layout=standard&amp;show_faces=true&amp;width=450&amp;action=like&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:450px;margin-top:5px;"></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.seslimasal.net/sizden-gelenler/uyuyan-guzel-2.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>26</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>SİHİRLİ FASULYE</title>
		<link>http://www.seslimasal.net/sizden-gelenler/sihirli-fasulye.html</link>
		<comments>http://www.seslimasal.net/sizden-gelenler/sihirli-fasulye.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 01 Jan 2010 02:47:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>MasalBaba</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sizden Gelenler]]></category>
		<category><![CDATA[altın]]></category>
		<category><![CDATA[anne]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[kedi]]></category>
		<category><![CDATA[kemik]]></category>
		<category><![CDATA[kış]]></category>
		<category><![CDATA[kuş]]></category>
		<category><![CDATA[mutlu]]></category>
		<category><![CDATA[prens]]></category>
		<category><![CDATA[tarla]]></category>
		<category><![CDATA[tavuk]]></category>
		<category><![CDATA[uyku]]></category>
		<category><![CDATA[yemek]]></category>
		<category><![CDATA[yumurta]]></category>
		<category><![CDATA[zengin]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.seslimasal.net/?p=640</guid>
		<description><![CDATA[Bir zamanlar yoksul ve dul bir kadın varmış. Oğlu çok tembel bir delikanlı olduğu için paraları yok denecek kadar azmış. Bir gün o kadar zor bir duruma düşmüşler ki, kadıncağız ellerinde kalan tek mal varlığını, Süt Beyazı isimli ineklerini satmaya karar vermiş...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h2 style="text-align: justify;">Bir zamanlar yoksul ve dul bir kadın varmış. Oğlu çok tembel bir delikanlı olduğu için paraları yok denecek kadar azmış. Bir gün o kadar zor bir duruma düşmüşler ki, kadıncağız ellerinde kalan tek mal varlığını, Süt Beyazı isimli ineklerini satmaya karar vermiş. Oğluna ineği pazara götürüp satabileceği en iyi fiyata satmasını söylemiş. Dalikanlı pazara giderken yolda tuhaf bir yaşlı adama rastlamış. Yaşlı adam ineğe bir göz atmış ve delikanlıya, “Bak çocuğum, bana bu ineği verirsen karşılığında sana çok değerli şeyler veririm,” demiş. Sonra cebinden beş fasulye tanesi çıkarmış. “Fasulye tanesi mi?” demiş delikanlı tereddütle.” “Ama bunlar sihirli,” demiş yaşlı adam. Adam öyle deyince bu iş delikanlının aklına yatmış ve fasulyeler karşılığında Süt Beyazı’nı yaşlı adama vererek yaptığı değiş tokuştan memnun, eve dönmüş. “Anne! Bak elimde ne var!” diye seslenip olanları anlatmış delikanlı eve dönünce. Ama annesi ona çok kızmış. Fasulye tanelerini dışarı, eline geçirdiği tavayı da delikanlıya fırlatmış. Sonra da ceza olsun diye onu odasına yollamış ve ona yemek vermemiş.</h2>
<h2 style="text-align: justify;">Sabah olunca delikanlı gözlerine inanamamış. Yatak odasının penceresinden, dışarıda bir bitkinin hızla büyüdüğünü görmüş. Bu ne bir ağaç, ne de dev bir ayçiçeğiymiş; göğe doğru büyümüş sihirli bir sırık fasulyesiymiş. Delikanlı hemen pencereden sarkıp sihirli fasulyeye tutunmuş ve tırmanmaya başlamış. Yarım saat sonra kendini, her şeyin normalden daha büyük olduğu garip bir ülkede bulmuş. Tarlaların ötesinde çok büyük bir ev varmış. Delikanlı evin yanına gidip kapıyı çalmış. Kapıyı bir kadın açmış. “Yiyecek bir şeyiniz var mı?” diye sormuş delikanlı. “Var,” demiş kadın. “Ama dev kocam gelince ortadan kaybolman gerek. Çünkü çocuklara hiç dayanamaz, onları hemen yer.” Delikanlı tam bir şeyler yemek üzere sofraya otururken dışarıdan birinin gür bir sesle şunları söylediğini duymuş: “Fee-fi-fo-fum, işte bir çocuk kokusu duydum. Ölü de olsa, diri de olsa güzeldir onları yemek. Kemiklerini öğütür, yaparım kendime ekmek.” “Fırına saklan. Hemen!” demiş kadın delikanlıya. Sonra da kocasına, “Ne çocuğu hayatım, dün kediye verdiğim et parçalarının kokusunu aldın herhalde,” diye seslenmiş. Yemekten sonra dev kese kese altınlarını saymaya başlamış. Kısa bir süre sonra altın saymaktan yorulup uykuya dalmış. Delikanlı saklandığı yerden çıkıp bir kese altın almış. Keseyi sihirli fasulyesinden aşağıya atmış, ardından fasulyenin sırığına tutuna tutuna aşağıya inmiş.</h2>
<h2 style="text-align: justify;">Annesi artık şanslarının döndüğüne bir türlü inanamamış. Ama birkaç ay sonra ellerindeki tüm altınlar bitmiş. Delikanlı tekrar sihirli fasulyesine tırmanarak devin yaşadığı ülkeye gitmiş. Devin karısı bu kez ona kuşkucu bir şekilde davranıyormuş. “Geçen gelişinde bir kese altınımız kayboldu,” diye iğnelemiş onu. Ama yine de delikanlıyı içeri almış. Çok geçmeden dev çıkagelmiş. “Fee-fi-fo-fum,” diye bir şarkı söylüyormuş. Bunu duyan delikanlı hemen yine fırına saklanmış. “Ne çocuğu, hayatım,” demiş devin karısı. “Dün yediğin piliç haşlamanın kokusunu duydun herhalde. Sen etli böreğini yemene bak!” Yemeğini bitirdikten sonra dev, karısına, “Kadın, bana tavuğumu getir,” demiş. Karısı hemen tavuğu getirmiş. “Yumurtla!” diye emretmiş dev ve delikanlının hayret dolu bakışları altında tavuk altın bir yumurta yumurtlamış. Tabii delikanlı tavuğu da alıp evine götürmüş. Delikanlı ile annesi böylece zengin olmuşlar.</h2>
<h2 style="text-align: justify;">Ama bir yıl sonra çocuk şansını bir kez daha denemeye karar vermiş ve tekrar sihirli fasulyesine tırmanmış. Bu sefer eve, devin karısına görünmeden girip, bir bakır tencerenin içine saklanmış. Dev girmiş içeri. “Fee-fi-fo-fum,” diye başlamış yine tekerlemesine. “Eğer bu yine o lanet olası çocuksa, fırına bak hayatım, kesin oradadır,” demiş karısı. Delikanlı orada değilmiş tabii ki. “Buralarda bir yerde, eminim,” diye gürlemiş dev, ama karısıyla birlikte evin altını üstüne getirmelerine rağmen onu bulamamışlar. Bu sefer dev yemekten sonra altın bir harp çıkarmış ortaya. “Söyle!” diye emretmiş ve harp ninniler söyleyip onu uyutmuş. O an delikanlı bu harpı her şeyden çok istediğini anlamış. Horlamakta olan devin dizine tırmanmış, masaya atlamış ve harpı kapmış. “İmdat!” diye bağırmış harp. Delikanlı, sırtında harp, masadan aşağıya atlamış. Dev peşine takılmış. Delikanlı sihirli fasulyesini yarıladığında harp, “İmdat!” diye bağırmış yine. Dev delikanlının peşinden sırık fasulyesine atlamış. Delikanlı aşağıya ulaşınca, “Anne! Çabuk bir balta getir,” diye bağırmış. İkisi birlikte sihirli fasulyeyi baltayla kesmeye başlamışlar. Bir süre sonra sihirli fasulyeyle birlikte dev de yere düşmüş ve anında ölmüş. “Üf!” demiş çocuk. “Az kalsın gidiyorduk!” O günden sora delikanlıyla annesi zenginler gibi yaşamışlar. Onlar söyledikçe tavuk altın yumurta yumurtluyormuş. İnsanlar altın harpı dinlemek için onlara para ödüyorlarmış. Delikanlının daha sonra güzel bir prensle evlenmiş ve ömürlerinin sonuna kadar mutlu yaşamışlar&#8230;</h2>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #ff0000;"><strong>Gönderen:</strong></span><span style="text-decoration: underline;">Ceren ARICI<br />
</span></p>
<iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.seslimasal.net%2Fsizden-gelenler%2Fsihirli-fasulye.html&amp;layout=standard&amp;show_faces=true&amp;width=450&amp;action=like&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:450px;margin-top:5px;"></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.seslimasal.net/sizden-gelenler/sihirli-fasulye.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>9</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>KORKAK TAVŞAN</title>
		<link>http://www.seslimasal.net/sesli-masallar/korkak-tavsan.html</link>
		<comments>http://www.seslimasal.net/sesli-masallar/korkak-tavsan.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 16 Dec 2009 11:28:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>MasalBaba</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sesli Masallar]]></category>
		<category><![CDATA[altın]]></category>
		<category><![CDATA[hayvan]]></category>
		<category><![CDATA[kurbağa]]></category>
		<category><![CDATA[mutlu]]></category>
		<category><![CDATA[orman]]></category>
		<category><![CDATA[tavşan]]></category>
		<category><![CDATA[uyku]]></category>
		<category><![CDATA[yemek]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.seslimasal.net/?p=595</guid>
		<description><![CDATA[Adı üstünde korkak bir tavşan ormanın birinde yaşarmış. Küçük bir tıkırtı korkutur, minik bir hareket ürkütürmüş onu. Tir tir titremeye başlarmış hemen. Bu nedenle evden dışarıya çıkamazmış...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;">
<p style="text-align: center;">
<p style="text-align: center;"><img onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" class="aligncenter size-full wp-image-596" title="tavsan" src="http://www.seslimasal.net/wp-content/uploads/2009/12/tavsan.jpg" alt="tavsan KORKAK TAVŞAN" width="250" height="281" /></p>
<h2 style="text-align: justify;">Adı üstünde korkak bir tavşan ormanın birinde yaşarmış. Küçük bir tıkırtı korkutur, minik bir hareket ürkütürmüş onu. Tir tir titremeye başlarmış hemen. Bu nedenle evden dışarıya çıkamazmış. Bütün gün pencereden dışarıyı seyredermiş. “ne olurdu” dermiş “dışarısı bu kadar tehlikeli olmasa! Bende dışarıya çıkabilsem, koşup oynayabilsem…” Canı çok sıkılıyormuş. Yaptığı hiçbir şeyden zevk alamıyormuş. Dışarıdan gelen minicik bir ses korkudan yerinden zıplamasına ürkekçe yatağının altına sığınmasına neden oluyormuş. İçi rahat bir şekilde yemek yiyemez, uyku uyuyamaz olmuş. Bazen diğer hayvanlar “bu kadar korkacak bir şey yok canım. Korkularını yenmen gerek.” Diyorlarmış. Tavşana göre böyle diyenlerde korkuyormuş. Çünkü korku yenilmez bir düşman gibiymiş. Onu alt etmek mümkün değilmiş.</h2>
<h2 style="text-align: justify;">Çok sıcak bir günde tavşan çok susamış. Susuzluktan bayılacak gibi olmuş. Ne yapacağını bilememiş. Susuzluğunun geçmesini beklemiş ama nafile. Giderek daha fazla susamış. Dereye gidip su içmeye karar vermiş. Önce bir iki tur atmış evin içinde cesaret edemiyormuş bir türlü… Sonra bütün cesaretini toplayarak birazda titreyerek dere kenarına gelmiş. O sırada dere kenarında kurbağalar varmış. Tavşanı görür görmez kendilerini suya atmışlar. Tavşan bir kez daha korkmuş. Ama daha çabuk kendine gelmiş. Eğilip su içmeye başlamış. Rahatladığını düşünmüş. Sonra etrafına bakınmış şöyle düşünmüş: “artık hiçbir şey beni korkutamaz. Ben çok cesurum. Gürültüden korkmadım üstelik başka hayvanları bile korkuttum.” Kendiyle gurur duymuş. Zıplayarak dönerken sevinçten uçacak gibiymiş. Mutlulukla şöyle bağırmış: “Cesareti olan çıksın karşıma.”</h2>
<iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.seslimasal.net%2Fsesli-masallar%2Fkorkak-tavsan.html&amp;layout=standard&amp;show_faces=true&amp;width=450&amp;action=like&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:450px;margin-top:5px;"></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.seslimasal.net/sesli-masallar/korkak-tavsan.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>20</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>OBUR KAPLUMBAĞA</title>
		<link>http://www.seslimasal.net/sizden-gelenler/obur-kaplumbaga.html</link>
		<comments>http://www.seslimasal.net/sizden-gelenler/obur-kaplumbaga.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 10 Dec 2009 21:20:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>MasalBaba</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sizden Gelenler]]></category>
		<category><![CDATA[altın]]></category>
		<category><![CDATA[boğa]]></category>
		<category><![CDATA[geyik]]></category>
		<category><![CDATA[hayvan]]></category>
		<category><![CDATA[kaplumbağa]]></category>
		<category><![CDATA[kurt]]></category>
		<category><![CDATA[kuş]]></category>
		<category><![CDATA[meyve]]></category>
		<category><![CDATA[orman]]></category>
		<category><![CDATA[uyku]]></category>
		<category><![CDATA[yemek]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.seslimasal.net/?p=544</guid>
		<description><![CDATA[Bir varmış, bir yokmuş, Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, Allah’ın yarattıkları buğday tanesinden çokmuş. Kimi kavak gibi uzun, kimi kabak gibi tombulmuş, Kimi yürürken tıs tıs eder, kimi kuş gibi uçarmış...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h2 style="text-align: justify;">Bir varmış, bir yokmuş, Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, Allah’ın yarattıkları buğday tanesinden çokmuş. Kimi kavak gibi uzun, kimi kabak gibi tombulmuş, Kimi yürürken tıs tıs eder, kimi kuş gibi uçarmış. Yeşil mi yeşil, güzel mi güzel bir orman içinde iki arkadaş kaplumbağa yaşarmış. Birinin adı Meyşa diğerininki ise Tişni imiş. Meyşa ile Tişni çok iyi arkadaşmış. Meyşa hareketli, yardımsever, çalışkan, dost canlısı bir kaplumbağaymış. Tişni ise tembel, dünyayı umursamayan, herkesten uzak durmayı seven bir kaplumbağaymış. Tek arkadaşı Meyşa imiş. Meyşa ve Tişni her akşam aynı ağacın altında buluşurlarmış. Meyşa her gün sabah uzun uzun yürür, yolda gördüğü hayvanlarla tanışır, arkadaş olurmuş. Tisni’ninse her gün yaptığı tek şey bol bol yemek yemek ve uyumakmış. Meyşa, Tişni’ge devamlı olarak; — Haydi, Tişni sen de biraz gez, hareket et, çok şişmanladın, dermiş. Tişni ise; — Biz kaplumbağalar zaten yavaş hayvanlarız; bizim hareketimizden ne olacak, diyerek yatarmış. Sürekli yemek yediğinden çok obur bir kaplumbağa olup çıkmış. Bulduğu her otu yiyormuş. Meyşa ona; — Her otu yeme zehirlenirsin, dermiş ama o bildiğinden hiç şaşmaz, kimsenin sözüne kulak asmazmış. Bir gün Meyşa, Tişni’yi ormanda gezmeye ikna etmiş. Bir kaç adım gidince Tişni “Yoruldum” diye şikâyet etmiş. Dinlenmek için bir yerde durmuşlar. Sürekli boğazını düşünen Tişni, yiyecek bulmak için etrafa bakmaya başlamış. Daha önce görmediği kırmızı meyveli bir sarmaşık görmüş. Yemek için meyvelere doğru ilerlemiş. Meyşa; _ Hayır, Tişni onları yememeliyiz. Ne olduğunu bilmiyo- ruz, zararlı olabilirler, demiş. _ Baksana kırmızı kırmızı meyveler. Ne kadar da güzel Görünüyor, gel sen de ye, demiş Tişni, Meyşa yememesi için çok yalvardıysa da Tişni’yi vazge- çiremernis. Tişni hem yiyor hem de Meyşa’yı; — Gel gel, sen de ye çok lezzetli, diye çağırıyormuş. Tişni tıka basa yedikten sonra uyumaya gitmiş. Daha yeni uykuya dalmış ki dayanılmaz bir karın ağrısiyla uyanmış. Meyşa, arkadaşının yanına koşmuş; ama elinden gelen hiçbir şey yokmuş. Tişni karın ağrısıyla kıvranıyormuş. Meyşa ne yapacağını şaşırmış. Aklına arkadaşı geyiği çağırmak gelmiş. Geyik hastalıklardan anlarmış. Koşa koşa geyiğin yanına gitmiş. Tişni’nin başına gelenleri ona anlatmış. Geyik şifalı otlardan bir ilaç hazırlamış. Tişni’ye bunu içirmiş. Tişni o günden sonra bir daha asla bilmediği yiyecekleri yememiş. Meyşa ile birlikte her gün ormanda uzun yürüyüşler yapmış. Meyşa artık onun çok yemesine de engel oluyormuş. Tişni şişmanlıktan kurtulmuş, sağlıklı bir kaplumbağa olmuş. İki arkadaş ormanda uzun yıllar yaşamışlar.</h2>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Gönderen:</strong></span><span style="text-decoration: underline;">Sabri EKŞİ<br />
</span></p>
<iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.seslimasal.net%2Fsizden-gelenler%2Fobur-kaplumbaga.html&amp;layout=standard&amp;show_faces=true&amp;width=450&amp;action=like&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:450px;margin-top:5px;"></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.seslimasal.net/sizden-gelenler/obur-kaplumbaga.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ERDEMLİ ORMAN</title>
		<link>http://www.seslimasal.net/sizden-gelenler/erdemli-orman.html</link>
		<comments>http://www.seslimasal.net/sizden-gelenler/erdemli-orman.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 08 Dec 2009 14:19:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>MasalBaba</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sizden Gelenler]]></category>
		<category><![CDATA[aslan]]></category>
		<category><![CDATA[geyik]]></category>
		<category><![CDATA[hayvan]]></category>
		<category><![CDATA[kuş]]></category>
		<category><![CDATA[maymun]]></category>
		<category><![CDATA[mutlu]]></category>
		<category><![CDATA[orman]]></category>
		<category><![CDATA[tavşan]]></category>
		<category><![CDATA[uyku]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.seslimasal.net/?p=526</guid>
		<description><![CDATA[Aslan kendini beğenmiş bir şekilde ormanda dolaşıyordu. Sanki herkesten üstünmüş gibi ukala bir şekilde yürüyormuş. Bütün hayvanlar ona kızgın bir şekilde bakıyordu...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h2 style="text-align: justify;">Aslan kendini beğenmiş bir şekilde ormanda dolaşıyordu. Sanki herkesten üstünmüş gibi ukala bir şekilde yürüyormuş. Bütün hayvanlar ona kızgın bir şekilde bakıyordu. Maymun: &#8211; Bu aslan kendisinin ne olduğunu sanıyor? Demiş. Bütün hayvanlar bunu onaylamış. Ancak aslan bu sözleri duymuştu: &#8211; Sizden daha üstün olduğum için böyle yapıyorsunuz. Anlaşılan beni çekemiyorsunuz. Böyle bir başkanınız olduğu için mutlu olmalısınız. Tavşan araya girmiş: &#8211; Ama seni başkan olarak biz seçmedik. Sen bunu bize zorla kabul ettirmeye çalışıyorsun, demiş. Aslan bu sözlere çok sinirlenmiş. Pençesini diğer hayvanlara göstererek konuşmaya başlamış: &#8211; Ormandaki en güçlü hayvan benim. Benim dışımda sizi kimse yönetemez ki, demiş ve yeniden kibirli bir şekilde yürümeye koyulmuş. Aslanın oradan uzaklaştığından emin olan çekirge: &#8211; Bu aslana iyi bir ders vermek gerek, demiş. Geyik hemen lafa karışmış: &#8211; Kesinlikle, benim aklımda iyi bir fikir var. Hep birlikte Ejderha’ya gidelim ve ondan ormanımızı yakıyormuş gibi yapmasını isteyelim. Aslan Ejderha ile baş edemeyeceğini anlayınca bizden yardım isteyecektir. Biz de Ejderhaya karşı savaşıyormuş gibi yaparız ve belki Aslan yaptıklarından utanır ve aklını başına alır, demiş. Ormandaki tüm hayvanlar bu fikri desteklemiş. Ertesi gün tüm hayvanlar, aslanın derin uykuya daldığı bir sırada toplanıp Ejderhaya gitmişler ve ondan yardım istemişler. Bay Ejderha düşünceli bir şekilde başını kaşıktan sonra: &#8211; Tamam, yaparım dostlarım. Zaten sizden başka kimim var ki? Size yardım etmeyeceğim de kime yardım edeceğim, demiş. Bütün hayvanlar sevinçten havaya uçmuşlar. Ama kuşlar gerçekten de uçmuş. Bir hafta sonra Ejderha ormanı yakmak istiyor gibi yapmış. Aslan günlerce engellemeye çalışmış ama neye yarar! Sonunda istemeye istemeye diğer hayvanların yanına gitmiş ve: &#8211; Sizler haklıydınız. Ben yalnızca kendimi beğenmişlik yaptım. Hepinizden çok özür dilerim. Eğer Ejderhaya karşı bana yardım ederseniz, kendi başkanınızı kendiniz seçersiniz, demiş. Hayvanlar hep bir ağızdan: &#8211; Tamam, ama başkanımızı kendimiz seçeceğiz, demişler. Aslan: &#8211; Tamam, pekâlâ aslan sözü, demiş. Böylece hayvanlar Ejderhayla savaşır gibi yapmışlar ve Ejderha yenilme taklidi yaparak ormanı terk etmiş. Aslan hayvanlara: &#8211; Demek benden üstünler de varmış. Artık başkanınızı kendiniz, seçebilirsiniz, demiş. Hayvanlar bir koro halinde: &#8211; Sen dersini almışsın. Artık başkanımız yeniden sen olabilirsin, biz seni istiyoruz, demişler. Aslan olağanca mutluluğuyla “dersimi aldım” demiş ve o günden sonra alçak gönüllüğün başarının gerçek anahtarı olduğunu ve kibrin tüm güzel eylemleri bir saman alevi gibi yakıp yok ettiğini aklından hiç çıkarmamış.</h2>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Gönderen:</strong></span><span style="text-decoration: underline;">Zeynep EVREN</span></p>
<iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.seslimasal.net%2Fsizden-gelenler%2Ferdemli-orman.html&amp;layout=standard&amp;show_faces=true&amp;width=450&amp;action=like&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:450px;margin-top:5px;"></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.seslimasal.net/sizden-gelenler/erdemli-orman.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>GÖK BİLİMİNE MERAKLI PADİŞAH</title>
		<link>http://www.seslimasal.net/sizden-gelenler/gok-bilimine-merakli-padisah.html</link>
		<comments>http://www.seslimasal.net/sizden-gelenler/gok-bilimine-merakli-padisah.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 20 Nov 2009 12:25:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>MasalBaba</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sizden Gelenler]]></category>
		<category><![CDATA[altın]]></category>
		<category><![CDATA[balık]]></category>
		<category><![CDATA[diş]]></category>
		<category><![CDATA[fakir]]></category>
		<category><![CDATA[gezegen]]></category>
		<category><![CDATA[kitap]]></category>
		<category><![CDATA[kuş]]></category>
		<category><![CDATA[mutlu]]></category>
		<category><![CDATA[padişah]]></category>
		<category><![CDATA[uyku]]></category>
		<category><![CDATA[yemek]]></category>
		<category><![CDATA[yıldız]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.seslimasal.net/?p=412</guid>
		<description><![CDATA[Bundan yıllarca önce gökbilimine son derece meraklı bir padişah yaşarmış. Vaktinin çoğunu sarayın yanına inşa ettirdiği gözlemevinde geçirirmiş. O zamana kadar gökyüzü, yıldızlar, uzay, astronomi hakkında yazılmış ne kadar kitap, çizilmiş ne kadar harita varsa bunları mutlaka...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Bundan yıllarca önce gökbilimine son derece meraklı bir padişah yaşarmış. Vaktinin çoğunu sarayın yanına inşa ettirdiği gözlemevinde geçirirmiş. O zamana kadar gökyüzü, yıldızlar, uzay, astronomi hakkında yazılmış ne kadar kitap, çizilmiş ne kadar harita varsa bunları mutlaka kitaplığında bulundurmak istermiş. Başka ülkelerin müneccimlerini, astronomlarını sarayında toplar, aralarında yaptıkları tartışmalara kendisi de katılırmış.Dünyanın varoluşundan yaşadıkları zamana kadar geçirdiği evreler, insanın dünyadaki macerası, gezegenlerde hayat olup olmadığı gibi pek çok soruya cevap ararlarmış.</p>
<p style="text-align: justify;">Günlerden bir gün Acemistan sarayındaki Ebu Salip Efendi’nin bir çeşit teleskop icat ettiği ve bununla birçok yeni yıldız keşfettiği haberi duyulur. Padişah vezirini huzura çağırır: “Bu yeni keşfedilen yıldızların biçimleri, durumları neymiş bilmek isteriz. Tez Acem sarayına elçi gitsin. Ebu Salip Efendi buyursun gelsin, misafirimiz olsun” diye emretmiş. Aradan günler, haftalar geçmiş. Padişahın elçi aracılığıyla gönderdiği mektuptaki şartları çok olumlu bulan Ebu Salip Efendi, Acem Şahı’ndan izin almış yola çıkmış. Gökbilimine meraklı padişah konuğunu sarayın kapısında karşılamış. Sarayda Ebu Salip Efendi’nin keşfettiği yıldızlar hakkında anlattıkları padişahı meraklandırmış. Yıldızların en büyüğüne kendi adının verildiğini duyan padişah heyecandan yerinde duramaz olmuş. Bir an önce teleskopun bir eşini de burada yapmasını istemiş.</p>
<p style="text-align: justify;">Ertesi gün, sarayın yanındaki gözlemevine gitmişler. Ebu Salip Efendi, malzemeleri yetersiz, gözlemevini de küçük bulmuş. Daha büyük bir gözlemevi yaptırmak istemiş. Padişahtan gerekli izni alan Ebu Salip Efendi, saraydan oldukça uzakta bulunan bir dağın yamacında yeni gözlemevinin inşaatını başlatmış. Kendisi de yakındaki bir köye yerleşmiş. Gözlemevinin yapımı aylarca sürmüş. Harcanan para tahminlerin üstüne çıkmış. Devlet hazinesinde para kalmamış. Padişah halkından dört beş sene sonrasının vergilerini istemeye başlamış. Halk büyük sıkıntılar içinde kalmış. Elerindeki avuçlarındaki son kuruşlarını gözlemevinin yapımı için veren halk çaresizlik içine düşmüş. Vergi tahsildarları ile aralarında çatışmalar çıkmış. Padişah gaflet uykusundan uyanamamış. Yapılan uyarıları umursamaz görünmüş. Yeni keşfedilen yıldızların ve adının verildiği büyük yıldızın saçmakta olduğu ışık gözlerini kamaştırmış. Sarayında yapılan ara sıra Ebu Salip Efendi’nin de katıldığı konusu uzay, yıldızlar, astronomi&#8230; olan toplantıları daha bir can kulağı ile dinler olmuş.</p>
<p style="text-align: justify;">Yaz günlerinden birinde, padişah iki adamı ile birlikte kıyafet değiştirerek bir köye gitmiş. Köyün sahibi; otuz yaşlarında, dürüst, iyi kalpli, mert bir adammış. Padişah ile iki adamını evine davet etmiş. Yemekler yenmiş, ayranlar içilmiş koyu sohbetbaşlamış. Söz, sağdan soldan derken, dönmüş dolaşmış yıldızlara, uzaya gelmiş dayanmış. Tüccar kılığındaki padişah, ilk insanın yeryüzünde görünmesinden tutmuş, dünyanın gizli kalmış bütün sırlarını birer birer anlatmış. Uzayın sonsuz bir boşluk olduğunu, bu sonsuz boşlukta sayılamayacak kadar gezegen ve yıldızın bulunduğunu söylemiş. Yüce padişahın yaptırmakta olduğu gözlemevi ve son derece geliştirilmiş teleskop sayesinde adı sanı bilinmeyen pek çok gezegen ve yıldızın keşfedileceğinden bahsetmiş. Padişahlarına insanlığın şükran borçlu olduğunu belirtmiş.</p>
<p style="text-align: justify;">Tüccar kılığındaki padişahın anlattıklarını sessizce dinlemekte olan köyün sahibi: “İnsanlık padişahımıza neden şükran borçlu olsun? Gözlemevinin yapımı için, teleskop yapımı için harcanan paralar nereden bulunuyor diye düşünmek gerekir. Zaten zar zor geçinen halktan aldığı vergileri olabildiğince arttırmak, üstelik dört beş sene sonrasının vergilerini zorla almaya çalışmak hangi kanunda vardır? Bunun adı zorbalık değil de nedir? Fakir fukaranın karnı mı doyacak sanki yıldız keşfetmekle? Ebu Salip o toplanan paraların birini taşa, on birini kuşa çevirirmiş&#8230;” demiş. Bu sözler yenilir yutulur gibi değilmiş.</p>
<p style="text-align: justify;">Tüccar kılığındaki padişah, oturduğu yerden hırsla ayağa fırlamış. Yanındaki iki adam da yerlerinden kalkmışlar, elleri kılıçlarında, kılıçları kınlarından yarı yarıya sıyrılmış vaziyette, tetikte beklemişler. Şu haddini bilmez bu pervasızlığının hesabını canıyla ödemeliymiş. Köyün sahibinin söyledikleri, tüccar kılığındaki padişahın beyninde balyoz gibi patlamış. Gözlerinin beyazı kaybolmuş: “Yüce padişah hakkında nasıl böyle konuşursun? Devlete vergi vermek vatandaşlık görevidir. Herkes bana ne derse uzayın sırlarını kim çözecek?” demiş. Köyün sahibi yer minderinde oturur vaziyette: “Devlete vergi vermek, fakat kazancına göre&#8230; Bu devrin insanına bu kadar yüklenilmez. Eldeki avuçtaki son kuruşu almak günahtır. Tamam, uzayın sırlarının çözülmesi için uğraş verenler insanlığa büyük bir hizmet etmiş olurlar. Fakat bu çözüm birkaç yılda gerçekleşmez. Bilim ve fen ilerledikçe hepsi birer birer çözülecektir. Bunun için belki de yüzyıllar geçmelidir. Zamana ihtiyaç vardır” demiş. Köyün sahibinin sözleri mantığa son derece uygunmuş. Tüccar kılığındaki padişah durgunlaşmış. “Toplanan paraların birisi gözlemevi için harcanıyorsa, on biri kuşa nasıl çevriliyor?” “Her ayın son günü çuvallar dolusu kuş arabalar içinde Acem Şahı’na gönderilirmiş.” Padişah başka söz söylememiş.</p>
<p style="text-align: justify;">Bir baş işaretiyle karşısındakini selamlayıp dışarıya çıkmış. İki adamıyla birlikte atlarına binmişler. Başkente doğru hızla uzaklaşmışlar. Köyün sahibinin iddia ettikleri doğru çıkar. Padişahın ustaca hazırlanmış planı sayesinde, ayın son günü , Acem Şahı’na gönderilmek istenen arabalar içinde çuvallar dolusu altın para ele geçirilmiş. Suçlular yakalanmış. Ebu Salip Efendi’nin büyük bir palavracı olduğu, teleskop yapımından anlamadığı, yıldız mıldız keşfetmediği ortaya çıkmış. Toplantılarda anlattıklarının hepsini ezberlemiş olduğu açıklanmış. Ebu Salip, memleketindeki bütün malını mülkünü sattırarak ele geçen parayı padişaha vermiş. Böylelikle canı bağışlanmış. Fakat ömrünün sonuna kadar gözetim altında kalacakmış. Oldukça yüklü bir miktar olan bu paralar ile ayın son günü ele geçirilen altın paralar eski sahiplerine, yani halka geri verilmiş. Acılar hafifletilmiş. Su gibi akıp gidenin adı zamanmış. Zaman içinde padişah ile iki adamı kıyafet değiştirerek sık sık köy ağasının evinde misafir kalmaya başlamışlar. Bu görüşmeler süresince, ne tüccar kılığındaki padişah köy ağasına kendisinin padişah olduğunu söylemiş, ne de köy ağası, tüccarın padişah olduğunu ilk günden beri bildiğini ona hissettirmiş. Yıllarca hemen her konuda bilgi alışverişinde bulunmuşlar. Köy ağasının daima halk için, halktan yana olan istek ve düşünceleri ön plana alınmış. Bu istek ve düşünceleri uygulamak genelde çok basitmiş. Gezegenleri ve yıldızları bir tarafa bırakan padişah sadece “halkının mutluluğu” için çalışmış.</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #ff0000;"><strong>Gönderen:</strong></span><span style="text-decoration: underline;">Gamze ALKAN<br />
</span></p>
<iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.seslimasal.net%2Fsizden-gelenler%2Fgok-bilimine-merakli-padisah.html&amp;layout=standard&amp;show_faces=true&amp;width=450&amp;action=like&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:450px;margin-top:5px;"></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.seslimasal.net/sizden-gelenler/gok-bilimine-merakli-padisah.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>6</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ORGANLAR MAHKEMEDE</title>
		<link>http://www.seslimasal.net/sizden-gelenler/organlar-mahkemede.html</link>
		<comments>http://www.seslimasal.net/sizden-gelenler/organlar-mahkemede.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 22 Jul 2009 22:18:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>MasalBaba</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sizden Gelenler]]></category>
		<category><![CDATA[anne]]></category>
		<category><![CDATA[meyve]]></category>
		<category><![CDATA[organ]]></category>
		<category><![CDATA[sebze]]></category>
		<category><![CDATA[uyku]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.seslimasal.net/?p=350</guid>
		<description><![CDATA[Bir gün Volkan uykuya daldığında bir rüya görür.Bütün organlar mahkemeye çıkmıştır.Mide: "Volkan bana hiç iyi bakmıyor"...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h2 style="text-align: justify;">Bir gün Volkan uykuya daldığında bir rüya görür.Bütün organlar mahkemeye çıkmıştır.Mide: -Volkan bana hiç iyi bakmıyor.Hep asitli içecekler içip ,sebze meyve yemiyor.demiş.Ardından Kalp: -Banada aynen öyle.Hiç spor yapmıyor.Hep oturuyo.demiş.Gözler : -Bizede.Hep yakından tv seyrediyor.demişler.Volkan: -Tamam hepiniz haklısınız .Bundan sonra hepinize çok dikkat edeceğim .demiş.Daha sonra annesinin : -Volkan oğlum kalk.demesiyle uyanmış.Bunlar bir rüya deyip geçmemiş.Gördüğü rüyaya önem vererek bundan sonra tüm organlarına dikkat etmiş.</h2>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #ff0000;"><strong>Gönderen:</strong></span><span style="text-decoration: underline;">Azranur Zeynep KAYGISIZ</span></p>
<iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.seslimasal.net%2Fsizden-gelenler%2Forganlar-mahkemede.html&amp;layout=standard&amp;show_faces=true&amp;width=450&amp;action=like&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:450px;margin-top:5px;"></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.seslimasal.net/sizden-gelenler/organlar-mahkemede.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>32</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>EŞEK İLE KÖPEK</title>
		<link>http://www.seslimasal.net/sesli-masallar/esek-ile-kopek.html</link>
		<comments>http://www.seslimasal.net/sesli-masallar/esek-ile-kopek.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 20 Jul 2009 12:08:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>MasalBaba</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sesli Masallar]]></category>
		<category><![CDATA[boğa]]></category>
		<category><![CDATA[eşek]]></category>
		<category><![CDATA[köpek]]></category>
		<category><![CDATA[kurt]]></category>
		<category><![CDATA[orman]]></category>
		<category><![CDATA[uyku]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.seslimasal.net/?p=336</guid>
		<description><![CDATA[Bir gün bir eşek ile köpek yolda gidiyorlarmış. Efendileri de arkalarından geliyorlarmış. Bir süre sonra yeşilliği bol bir çayırda mola vermişler...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;">
<p style="text-align: center;"><img onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" class="aligncenter size-full wp-image-337" title="kopek_ile_esek" src="http://www.seslimasal.net/wp-content/uploads/2009/07/kopek_ile_esek.jpg" alt="kopek ile esek EŞEK İLE KÖPEK" width="300" height="300" /></p>
<h2 style="text-align: justify;">Bir gün bir eşek ile köpek yolda gidiyorlarmış. Efendileri de arkalarından geliyorlarmış. Bir süre sonra yeşilliği bol bir çayırda mola vermişler. Efendileri uzanmış ve uykuya dalmış. Eşek otlamaya başlamış. Oburluğundan ne bulduysa yemiş. Bu arada köpekte acıkmış. Ancak onun yiyeceği eşeğin sırtındaymış:  “Sevgili dostum ne olur biraz eğil. Bende sırtındaki sepetten bir arpça ekmek yiyeyim. Açlıktan ölmek üzereyim” diye yalvarmaya başlamış. Eşek hiç umursamamış. Köpeğe karşılık bile vermemiş. Ona arkasını dönüp otlamaya devam etmiş. Köpek umudunu yitirmeden eşeğe yalvarmaya devam etmiş. Sonunda eşek: “Ne sabırsız köpeksin be, biraz bekle. Efendimiz nerdeyse uyanır. Uyandığında yemeğini hemen verecektir, eminim” demiş. Köpeğe yeniden arkasını dönmüş. Tam otlamaya başlayacakken ormandan bir kurdun kendisine yaklaştığını görmüş. Köpeği yardıma çağırmış hemen: “Köpek kardeş ne olur yardım et bana” diye yalvarmaya başlamış. Köpek hiç yerinden kımıldamamış. Onu uyarmaktan da geri kalmamış: “ Hemen kaçsan iyi olur, efendimiz uyanmak üzere. Uyanınca sana yardım edecektir mutlaka”.  Eşeği hareketsiz görünce devam etmiş : “Hadi, hadi çabuk ol. Kaç kurtul. Kurt seni yakalarsa, yeni nallarınla bir çifte atarsın ağzına. Belki kurdu yere bile serersin”.  Eşek yalnız kaldığını anlamış. Kurt onu yakalayarak boğazlamış.</h2>
<iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.seslimasal.net%2Fsesli-masallar%2Fesek-ile-kopek.html&amp;layout=standard&amp;show_faces=true&amp;width=450&amp;action=like&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:450px;margin-top:5px;"></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.seslimasal.net/sesli-masallar/esek-ile-kopek.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>40</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

