Bir yılbaşı gecesiydi.Dondurucu,kavurucu bir soğuk vardı.Yoldan geçenler paltolarının yakasını kaldırmışlar,atkılarına bürünmüşler,hızlı hızlı yürüyorlardı.Kimi evine geç kalmış,acele ediyor,kimi bir eğlence yerine gidiyordu…
Ormanlardan birinde, birbirine komşu bir tilki ve bir leylek yaşarmış. Dost geçinmeye çalışır, iyi komşuluk yaparlarmış. Bir gün ormanda dolaşırken tilki leyleğe rastlamış: “Günaydın leylek kardeş, afiyettesinizdir inşallah.” diye sorarak selamlamış onu…
O gün, yılın ilk karı yağmıştı. Narlıköy’ün çocukları hemen toplanıp, kendilerine kömür gözlü, havuç burunlu, sevimli bir kardan adam yaptılar. Bütün gün neşe içinde kartopuna tutup, oynadılar. Çocukların sevinçli hali kardan adamın da çok hoşuna gitmişti…
Ormanda minik, sevimli yuvasında yaşayan bir tavşan varmış. Bir yaz sabahı erkenden dışarı çıkmış. Hava çok güzelmiş. Çam ağaçlarının, rengârenk çiçeklerin kokusunu çiğerlerine çekerek hoplaya zıplaya çıkmış yola. Bir tepenin kıyısına gelerek güneşin doğuşunu izlemeye başlamış.
Bir tilki üzümü çok severmiş. Yolda gezerken bir asma görmüş. Asmada ki üzümler mis gibi kokular saçıyorlarmış. Güneşten rengi sararmış, baldan daha tatlı görünüyormuş. Asmaysa çardaktaymış. Tilkinin bir türlü boyu yetişmiyormuş…
Bir varmış bir yokmuş, evvel zaman içinde kalbur saman içinde güzel ülkelerden birinde, bir padişah yaşarmış üç erkek evladıyla birlikte. Evlatları büyümüş, yakışıklı birer delikanlı olmuş yıllar geçince…
Kocaman bir çınar ağacıyla incecik gülden narin bir saz birbirlerine komşuymuş. Çınar saza tepeden bakarak şöyle demiş: “ bir kendime bir sana bakıyorum da acıyorum…
Ormanın birinde ağaçlarda kargalar yaşarmış. Orman yakınlarında bir köy varmış. Kargalar köyden sürekli yiyecek çalarlarmış. Köylüler bu siyah kuşlara ‘hırsız kargalar’ dermiş. Hırsız kargalardan biri bir gün bir parça peynir çalmış.






(Ortalama:3,82 oy)



