Vaktiyle bir adamın bir eşeği varmış. Bu eşek çuvalları bıkmadan usanmadan yıllarca değirmene götürmüş. Fakat artık gücü kalmamış, işe yaramaz bir duruma düşmüş. Sahibi onu boş yere beslemek istemiyormuş. Eşek de işlerin yolunda olmadığını sezmiş, başını alıp çıkmış, Bremen yolunu tutmuş. Orada kent çalgıcısı olabileceğini sanıyormuş.
Bir varmış,bir yokmuş.Bir zamanlar Eren adında bir çocuk varmış.Eren kırlarda koşup oynamaya bayılıyormuş.Yine bir gün oynamak için kırlara gitmiş.Bu sırada peşine bir köpek takılmış.Zavallı köpek,pek aç görünüyormuş…
Güçlü kuvvetli, vurduğunu deviren, dünyayı titreten ormanların kıralı aslan günün birinde yaşlanmış. Eli ayağı tutmaz, gözleri görmez olmuş. Yaşlılıktan yerinden kalkamaz pençelerini bile çıkaramaz olmuş…
Bir hastalık ormanda ki bütün hayvanları kırıp geçiriyormuş. Hayvanlar birer birer ölmeye başlamışlar. Aslan bakmış olacak gibi değil, sıra ona da geliyor yavaş yavaş “buna bir kurtuluş yolu bulmak gerekir…
Bundan yıllar önce uzak ülkelerin birinde bir kralla güzeller güzeli bir kraliçe yaşıyordu.Kocaman görkemli bir şatoda oturan kral ve kraliçeyi ülkenin halkı çok seviyordu. Özellikle güzel olduğu kadar iyi kalpli olan kraliçeye herkes hayrandı. Bu iyi yürekli kraliçenin hayattaki en büyük dileği bir çocuk sahibi olmaktı…
Dışarıda yağmur yağıyordu.Cemre nin canı çok sıkılıyordu.Ne yapsam,ne etsem diye koltukta oturarak diye düşünüyordu.Sonunda aklına çok sevdiği arkadaşı İlayda geldi…
Kendine her zaman güvenen bir martı kış için göç yapamaya hazırlanırken yıllardır aynı ağacı paylaştığı ama hiç yüzünü görmediği komşusu karıncaya gider merhaba komşum karınca gene kışa hazırlıkmı yapıyorsun acıyorum gerçekten sana biz arkadaşlarla göç edeceğiz…





(Ortalama:4,42 oy)




