Ayşe, kitap okumayı sevmeyen bir çocukmuş. Babası Ayşe`ye kitap okuması için bol bol öğüt verir, fakat sözünü dinletemezmiş. Birgün kızını karşısına alarak ,”Ayşeciğim eğer bu kitabı okursan sana on lira vereceğim” demiş…
Bir yılbaşı gecesiydi.Dondurucu,kavurucu bir soğuk vardı.Yoldan geçenler paltolarının yakasını kaldırmışlar,atkılarına bürünmüşler,hızlı hızlı yürüyorlardı.Kimi evine geç kalmış,acele ediyor,kimi bir eğlence yerine gidiyordu…
Ormanlardan birinde, birbirine komşu bir tilki ve bir leylek yaşarmış. Dost geçinmeye çalışır, iyi komşuluk yaparlarmış. Bir gün ormanda dolaşırken tilki leyleğe rastlamış: “Günaydın leylek kardeş, afiyettesinizdir inşallah.” diye sorarak selamlamış onu…
Vaktiyle,bir çoban yaşarmış.Bu çoban her sabah koyun sürüsünü alarak köyünün yaylalarına çıkarmış.Aklı karalı koyunlarını çayıra salar,kendi de bir ağacın altına oturup kavalını çalarmış.Sürüdeki koyunlar çobanın kavalını dinlemeye bayılırmış…
Bir varmış,bir yokmuş.Bir zamanlar Eren adında bir çocuk varmış.Eren kırlarda koşup oynamaya bayılıyormuş.Yine bir gün oynamak için kırlara gitmiş.Bu sırada peşine bir köpek takılmış.Zavallı köpek,pek aç görünüyormuş…
Bir zamanlar hansel ve gratel adında iki kardeş vardı. Fakir bir oduncu olan babaları ve kötü kalpli üvey anneleri ile birlikte ormandaki evlerinde yaşıyorlardı. Oduncunun parası yoktu ve yiyecekleri çok azalmıştı…
O gün, yılın ilk karı yağmıştı. Narlıköy’ün çocukları hemen toplanıp, kendilerine kömür gözlü, havuç burunlu, sevimli bir kardan adam yaptılar. Bütün gün neşe içinde kartopuna tutup, oynadılar. Çocukların sevinçli hali kardan adamın da çok hoşuna gitmişti…
Bundan yıllar önce uzak ülkelerin birinde bir kralla güzeller güzeli bir kraliçe yaşıyordu.Kocaman görkemli bir şatoda oturan kral ve kraliçeyi ülkenin halkı çok seviyordu. Özellikle güzel olduğu kadar iyi kalpli olan kraliçeye herkes hayrandı. Bu iyi yürekli kraliçenin hayattaki en büyük dileği bir çocuk sahibi olmaktı…





(Ortalama:4,16 oy)




