Güçlü kuvvetli, vurduğunu deviren, dünyayı titreten ormanların kıralı aslan günün birinde yaşlanmış. Eli ayağı tutmaz, gözleri görmez olmuş. Yaşlılıktan yerinden kalkamaz pençelerini bile çıkaramaz olmuş…
Bir hastalık ormanda ki bütün hayvanları kırıp geçiriyormuş. Hayvanlar birer birer ölmeye başlamışlar. Aslan bakmış olacak gibi değil, sıra ona da geliyor yavaş yavaş “buna bir kurtuluş yolu bulmak gerekir…
Bir varmış,bir yokmuş.Bir aslan varmış.Bu aslan ormanların kralı imiş.Her gün kral bir hayvanı yemeye geliyormuş.Bir gün hayvanlar krallarına…
Sivrisinek bir gün aslanın etrafında vızıldayarak dolaşmaya başlamış. Aslan rahatsız olmaya başlamış sesten. Kafasını, kuyruğunu sallamaya başlamış. Ama sivrisinek hiç oralı olmamış. Sonunda dayanamayıp…
Aslan kendini beğenmiş bir şekilde ormanda dolaşıyordu. Sanki herkesten üstünmüş gibi ukala bir şekilde yürüyormuş. Bütün hayvanlar ona kızgın bir şekilde bakıyordu…
Bir varmış bir yokmuş.Yemyeşil bir ormanda çalışkan bir çekirge yaşarmış.Çekirge kendine bir gün çalı çırpıdan şirin bir ev yapmış.Fakat tam içine yerleşeceği sırada…
Selim babasıyla birlikte sirke gidecekmiş.Bilet almak için sırada bekliyorlarmış.Onların önünde sekiz küçük çocuğu olan bir anne baba varmış…
Melek bir gün ormanda arkadaşlarıyla oynamaya çıkacakmış.Tam arkadaşlarımı gördüm derken bir aslan ona: -Heeey.Şirin kız nereye böyle.Seninle gelmemi istermisin?demiş…






(Ortalama:3,86 oy)



