<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Sesli Masal &#187; anne</title>
	<atom:link href="http://www.seslimasal.net/tag/anne/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.seslimasal.net</link>
	<description>Masallar - Masal Dinle - Masal Oku - Dünya Klasikleri - Masal Dünyası</description>
	<lastBuildDate>Sat, 28 Jan 2012 11:26:39 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>UYUR GEZER KEMAN</title>
		<link>http://www.seslimasal.net/goruntulu-masal/uyur-gezer-keman.html</link>
		<comments>http://www.seslimasal.net/goruntulu-masal/uyur-gezer-keman.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 20 Feb 2011 04:56:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>MasalBaba</dc:creator>
				<category><![CDATA[Görüntülü Masal]]></category>
		<category><![CDATA[anne]]></category>
		<category><![CDATA[baba]]></category>
		<category><![CDATA[keman]]></category>
		<category><![CDATA[uyku]]></category>
		<category><![CDATA[yemek]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.seslimasal.net/?p=891</guid>
		<description><![CDATA[Haydn Serenade eşliğinde Uyur Gezer Keman masalı.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><iframe title="YouTube video player" class="youtube-player" type="text/html" width="425" height="344" src="http://www.youtube.com/embed/7JGUx86wDnU" frameborder="0" allowFullScreen="true"> </iframe></p>
<iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.seslimasal.net%2Fgoruntulu-masal%2Fuyur-gezer-keman.html&amp;layout=standard&amp;show_faces=true&amp;width=450&amp;action=like&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:450px;margin-top:5px;"></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.seslimasal.net/goruntulu-masal/uyur-gezer-keman.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>KİBRİTÇİ KIZ</title>
		<link>http://www.seslimasal.net/sizden-gelenler/kibritci-kiz.html</link>
		<comments>http://www.seslimasal.net/sizden-gelenler/kibritci-kiz.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 25 Jan 2011 16:38:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>MasalBaba</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sizden Gelenler]]></category>
		<category><![CDATA[altın]]></category>
		<category><![CDATA[anne]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[güneş]]></category>
		<category><![CDATA[kurbağa]]></category>
		<category><![CDATA[kuş]]></category>
		<category><![CDATA[soğuk]]></category>
		<category><![CDATA[yavru]]></category>
		<category><![CDATA[yıldız]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.seslimasal.net/?p=868</guid>
		<description><![CDATA[Bir yılbaşı gecesiydi.Dondurucu,kavurucu bir soğuk vardı.Yoldan geçenler paltolarının yakasını kaldırmışlar,atkılarına bürünmüşler,hızlı hızlı yürüyorlardı.Kimi evine geç kalmış,acele ediyor,kimi bir eğlence yerine gidiyordu...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h2 style="text-align: justify;">Bir yılbaşı gecesiydi.Dondurucu,kavurucu bir soğuk vardı.Yoldan geçenler paltolarının yakasını kaldırmışlar,atkılarına bürünmüşler,hızlı hızlı yürüyorlardı.Kimi evine geç kalmış,acele ediyor,kimi bir eğlence yerine gidiyordu.Çocuklar koşuyorlar,birbirlerine kartopu atıyorlardı.Gecenin zevkini en çok onlar çıkarıyorlardı.Kahkahalarla gülüyorlar,sevinçle haykırıyorlardı.Yalnız bir çocuk vardı ki gelip geçenler onun farkında değillerdi.Ufak bir kız çocuğu.Başı açık,elbisesi yama içinde,yoksul bir kızcağız.Bir kapının önüne büzülmüş,çıplak ayaklarını altına almıştı.Soğuktan morarmış tir tir titriyordu.Üzerinde oturduğu taş basamakta buz gibiydi.Yavrucağız da sanki donmuş,bir buz parçası kesilmişti.Geniş bir mukavva kutunun içine sıralanmış kibrit kutularına bakarken gözleri yaşarıyordu.Evet,bu bir kibritçi kızdı.O gün bir tek kutu kibrit bile satamamıştı.Satsa,bir kaç kuruş para kazansa,kalkıp evine gider,annesiyle birlikte hiç olmazsa bir kase sıcak çorba içerdi.Gidemiyordu,çünkü o gün hiç kibrit satamadığını annesine söylemekten çekiniyordu.Soğuktan,üzüntüsünden titreyen kısık,incecik sesiyle &#8220;Kibrit var,kibrit&#8221; diye bağırıyordu.Sokaktan geçenlerin hiçbiri başını çevirip bakmıyordu&#8230;Ah hiç olmazsa ayaklarında terlikleri olsaydı!Biraz önce,sokak sokak dolaşırken,hızla geçen bir arabanın önünden kaçmış,kaçarken terlikleri ayağından fırlamıştı.Karşı kaldırıma geçtikten sonra,dönüp bakmış hınzır bir çocuğun terlikleri kapıp kaçtığını görmüştü.Arkasından seslenmişti ama,çocuk alaylı alaylı seslenerek koşa koşa uzaklaşmıştı.Kibritçi kız bunun üzerine bir kapının girintisine sığınmış,oracığa kıvrılıp oturmuştu.Parmakları donmuş,sızlamaya başlamıştı.</h2>
<h2 style="text-align: justify;">Kızcağız bu acıya dayanamadı,kutulardan birini açıp bir kibrit çıkardı.Parmakları uyuşmuştu,kibrit çöpünü elinde güçlükle tutuyordu.Eli titreye titreye çöpü duvara sürttü.Kibrit birden alev aldı;tatlı,yumuşacık,turuncu bir alev.Zavallı kız,kibriti bir elinden öbür eline geçirerek,parmaklarını ısıttı.İçi de ısınmıştı.Sanki gürül gürül yanan bir ocağın karşısındaydı.Gözleri aleve dikilmiş,düşlere dalmıştı:Güzel bir odada,büyük bir ocağın karşısında oturuyordu.Arkasında kalın bir yünlü hırka,ayaklarında kürklü terlikler vardı.Isınmış,terlemeye bile başlamıştı&#8230;Derken kibrit sönüverdi.Kibritin sönmesiyle,o tatlı düşlerde sona ermişti.Kızcağızın parmakları yeniden donmaya,sızlamaya başlamıştı.Bir kibrit daha yaktı.Bu sırada soğuk bir rüzgar esti.Kız kibrit sönmesin diye,duvardan yana döndü.Öbür elini aleve siper etti.Aleve bakarken,karşısındaki duvar sanki eridi,birden açıldı,içerisi göründü.İçeride geniş bir oda vardı.Kar gibi bembeyaz örtü yayılmış bir masanın üzerine tabak tabak yiyecekler dizilmişti.Sofrada gümüş şamdanlar yanıyor,odayı gündüz gibi aydınlatıyordu.Kızcağız gözleri sofranın ortasında,büyük bir tabağa konulmuş,nar gibi kıpkırmızı kaz kızartmasına dikilmişti.Ağzı sulandı.Elini oraya doğru uzattı.Kibrit yana yana sonuna gelmişti,parmağını yakıyordu.Kızcağız çöpü yere atıverdi.Atmasıyla birlikte,yılbaşı sofrası siliniverdi,gözlerinin önüne taş duvar yeniden dikildi.Üçüncü kibrit daha fazla düşler yarattı:Bir yaz gecesi&#8230;Kibritçi Kız kırda bir ağacın altına oturmuş,yıldızlara bakıyor.Gece olduğu halde hava sıcak.Altındaki toprak,gündüz güneşten ısınmış,fırın gibi yanıyor&#8230;Küçük kız gözlerini yıldızlardan ayıramıyordu.Uzaktan uzağa gece kuşları ötüyor,kurbağalar bağrışıyordu.Derken bir yıldız kaydı,gökyüzüne geniş bir yay çizerek uzaklaştı,söndü.Kızcağız:&#8221;işte,biri daha öldü&#8221; diye mırıldandı.Bir gün,ninesi söylemişti:Her yıldız düştükçe yeryüzünden biri ölürmüş&#8230;Ninesini bir daha görebilmek için bir kibrit daha çaktı.Soğuktan kaskatı kesilmiş,beyni durmuştu.O şimdi sokak ortasında olduğunu unutmuş,düşler dünyasına dalmıştı.Kibritin alevinde yine ninesini görüyor,onun sesini işitir gibi oluyordu.İşte ninesi geliyordu.Lapa lapa yağan karların arasından bir melek gibi iniyordu&#8230;Geldi,geldi&#8230;Kollarını açtı,torununu kucakladı,aldı göklere doğru götürdü&#8230;Ertesi sabah,yoldan geçenler,bir evin basamağında donmuş kalmış kızcağızın ölüsünü buldular.Yanı başında bir sürü boş kibrit kutusu vardı.&#8221;Zavallı kız ısınmak için bütün kibritleri yakmış&#8230;&#8221; dediler&#8230;Bu kibritlerin alevinde onun ne düşler gördüğünü bilemezlerdi ki&#8230;</h2>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Gönderen:</strong></span><span style="text-decoration: underline;">Çağla ŞEN<br />
</span></p>
<iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.seslimasal.net%2Fsizden-gelenler%2Fkibritci-kiz.html&amp;layout=standard&amp;show_faces=true&amp;width=450&amp;action=like&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:450px;margin-top:5px;"></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.seslimasal.net/sizden-gelenler/kibritci-kiz.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>16</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>YAVRU FARE YAVRU HOROZ VE KEDİ</title>
		<link>http://www.seslimasal.net/sesli-masallar/yavru-fare-yavru-horoz-ve-kedi.html</link>
		<comments>http://www.seslimasal.net/sesli-masallar/yavru-fare-yavru-horoz-ve-kedi.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 05 Jan 2011 15:48:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>MasalBaba</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sesli Masallar]]></category>
		<category><![CDATA[anne]]></category>
		<category><![CDATA[fare]]></category>
		<category><![CDATA[hayvan]]></category>
		<category><![CDATA[horoz]]></category>
		<category><![CDATA[kedi]]></category>
		<category><![CDATA[yavru]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.seslimasal.net/?p=852</guid>
		<description><![CDATA[Henüz hiçbir şeyin farkında olmayan, dostunu düşmanını ayıramayan minicik bir fare acemiliğinden bir gün neredeyse ölecekmiş. Yaşadıklarını annesine şöyle anlatmış: Araştırmacı bir fare olarak bütün dağı taşı dolaştım...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;">
<p style="text-align: center;"><a href="http://www.seslimasal.net/wp-content/uploads/2011/01/fare-ile-kedi.jpg"><img onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" class="aligncenter size-full wp-image-853" title="fare-ile-kedi" src="http://www.seslimasal.net/wp-content/uploads/2011/01/fare-ile-kedi.jpg" alt="fare ile kedi YAVRU FARE YAVRU HOROZ VE KEDİ" width="294" height="302" /></a></p>
<h2 style="text-align: justify;">Henüz hiçbir şeyin farkında olmayan, dostunu düşmanını ayıramayan minicik bir fare acemiliğinden bir gün neredeyse ölecekmiş. Yaşadıklarını annesine şöyle anlatmış: “Araştırmacı bir fare olarak bütün dağı taşı dolaştım. Yolda giderken iki tane hayvan gördüm. Bunlardan biri yumuşacık ve çok tatlıydı. Ötekisi ise hareketli ve asık suratlıydı. Kulakları tırmalayan kötü bir sesi vardı. Kafasının üstünde sallanan bir et parçası vardı. Çirkin kanatlarını çırpıp duruyor, korkunç gürültü çıkarıyordu. Uçamıyordu. Bilirsin cesur biriyimdir ben. Fakat hayvanın bu halini görünce korkup kaçıverdim. Ona da çok kızdım. Çünkü o olmasa öteki yumuşak ve tatlı hayvanla tanışacaktım. Derisi kadife gibiydi. Kulakları bizim kulaklarımıza benziyordu. Uzun kuyruğuyla dans eder gibiydi. Gözleri ışıl ışıl parlıyordu. Alçak gönüllü birine benziyordu. İşte tam onunla tanışacakken, korktuğum o asık suratlı hayvan ağzını açtı bende oradan uzaklaştım.” Anne fare gülümsemiş: “Yavrum” demiş. “O sevimli dediğin hayvan kedidir. Bizim dostumuz değildir. Farelere karşı kötü niyetlidir. Diğer hayvan yani horoz tamamen zararsızdır. Bize dokunmaz bile. Sevgili yavrum etrafına bakarken dış görünüşe aldanma. Başına bir felaket gelebilirdi. Bunu aklından çıkarma.”</h2>
<iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.seslimasal.net%2Fsesli-masallar%2Fyavru-fare-yavru-horoz-ve-kedi.html&amp;layout=standard&amp;show_faces=true&amp;width=450&amp;action=like&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:450px;margin-top:5px;"></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.seslimasal.net/sesli-masallar/yavru-fare-yavru-horoz-ve-kedi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>19</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>KİM DAHA GÜÇLÜ</title>
		<link>http://www.seslimasal.net/sizden-gelenler/kim-daha-guclu.html</link>
		<comments>http://www.seslimasal.net/sizden-gelenler/kim-daha-guclu.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 05 Jan 2011 12:32:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>MasalBaba</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sizden Gelenler]]></category>
		<category><![CDATA[anne]]></category>
		<category><![CDATA[kurt]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.seslimasal.net/?p=826</guid>
		<description><![CDATA[Bir zamanlar yaşlı bir kadıncağız varmış.Yedi oğluyla birlikte köyde yaşarmış.Fakat bu kadının oğulları birbirleriyle hiç geçinemezmiş.Her biri kendini diğerinden güçlü sanırmış.Güçlerini göstermek için de birbirleriyle dövüşüp dururlarmış...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h2 style="text-align: justify;">Bir zamanlar yaşlı bir kadıncağız varmış.Yedi oğluyla birlikte köyde yaşarmış.Fakat bu kadının oğulları birbirleriyle hiç geçinemezmiş.Her biri kendini diğerinden güçlü sanırmış.Güçlerini göstermek için de birbirleriyle dövüşüp dururlarmış.Zavallı kadın oğullarına ne dese söz dinletemezmiş.Günleri bu kavga dövüş içinde üzüntüyle geçermiş.O köyde kurt besleyen bir adam varmış.Bir gün kurduyla köyde gezintiye çıkmış.Kadınının evinin önünden geçerken,oğlanların dövüştüğünü görmüş.Yanındaki kurtla yanlarına yaklaşmış.&#8221;Derdiniz ne?Neden birbirinize vuruyorsunuz?&#8221; diye sormuş.Gençlerin her biri,&#8221;Hangimizin daha güçlü olduğunu anlamak için&#8221; diye cevap vermiş.&#8221;Öyleyse şu yanımdaki kurdu yenin de kim daha güçlü anlayalım&#8221; demiş adam.&#8221;Ancak kurdu yenmek için teker teker geleceksiniz&#8221; diye de ilave etmiş.Gençler sıra sıra kurdun üzerine saldırmışlar.Ama hiç biri kurda güç yetirememiş.Kimi kolundan kimi bacağından yaralanmış.Ahlıya ofluya evlerine dönmüşler.Aradan günler geçmiş.Adam yoldan geçerken aynı gençlerin yine kavgaya tutuştuklarını görmüş.&#8221;Demek hala hanginiz güçlü anlayamadınız!Gerçek gücünüzü göstermek istiyorsanız,gelin hep beraber yanımdaki kurda saldırın&#8221; demiş.Gençler bir anda kurdun üstüne yürümüşler.Kurt gelen kalabalığı görünce,dayak yiyeceğini anlamış.Çareyi oradan kaçmakta bulmuş.İşte o günden sonra gençler birlikten kuvvet doğduğunu anlamışlar.Bir daha birbirleriyle dövüşmemişler.Her işlerini birlik beraberlik içinde yapmışlar.Annelerinin de böylece yüzü gülmüş.</h2>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Gönderen:</strong></span><span style="text-decoration: underline;">Çağla ŞEN</span></p>
<iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.seslimasal.net%2Fsizden-gelenler%2Fkim-daha-guclu.html&amp;layout=standard&amp;show_faces=true&amp;width=450&amp;action=like&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:450px;margin-top:5px;"></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.seslimasal.net/sizden-gelenler/kim-daha-guclu.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>GÜVERCİN İLE KARGA</title>
		<link>http://www.seslimasal.net/sizden-gelenler/guvercin-ile-karga.html</link>
		<comments>http://www.seslimasal.net/sizden-gelenler/guvercin-ile-karga.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 05 Jan 2011 12:25:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>MasalBaba</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sizden Gelenler]]></category>
		<category><![CDATA[altın]]></category>
		<category><![CDATA[anne]]></category>
		<category><![CDATA[hayvan]]></category>
		<category><![CDATA[karga]]></category>
		<category><![CDATA[orman]]></category>
		<category><![CDATA[yavru]]></category>
		<category><![CDATA[yumurta]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.seslimasal.net/?p=820</guid>
		<description><![CDATA[Vaktiyle güzel bir ormanda birbirine komşu,güvercin ile karga yaşarmış.Karga kendini pek beğenmiş biriymiş.Güne şarkı söylemeden başlamazmış: "Gak gak gak, Şu sesime bak, Kargaların incisiyim, Güzellikte birinciyim, Tray lay lom,tray lay lom..." Söylediği şarkıyla bütün hayvanların başını şişirirmiş...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h2 style="text-align: justify;">Vaktiyle güzel bir ormanda birbirine komşu,güvercin ile karga yaşarmış.Karga kendini pek beğenmiş biriymiş.Güne şarkı söylemeden başlamazmış: &#8220;Gak gak gak, Şu sesime bak, Kargaların incisiyim, Güzellikte birinciyim, Tray lay lom,tray lay lom&#8230;&#8221; Söylediği şarkıyla bütün hayvanların başını şişirirmiş.Güvercin ise yuvasından başını uzatarak, &#8220;Ne incisin, Ne birinci, Övünmeyi seviyorsun, Kendini ne sanıyorsun?&#8221; dermiş.Dermiş ama karga onu duymazmış bile&#8230;Derken günlerden bir gün güvercin ve karga yumurtalarının üzerine kuluçkaya yatmışlar.Günlerce yavrularının çıkmasını beklemişler.Sonunda karganın yumurtadan beş tane yavrusu çıkmış.Güvercinin ise bir tanecik yavrusu olmuş.Karga hiç boş durur mu yine başlamış şarkılarla övünmeye: &#8220;Yavrularım beş tane, Yan bakamaz hiç kimse, Bir tane yavru ne de az, Hiçbir işe yaramaz, Tralal la&#8230;Tralal la!&#8230;&#8221; Karganın şarkısını işiten güvercinin canı sıkılmış.Ama kendine atılan taşın altında da kalmamış.O da bir şarkı tutturmuş: &#8220;Çokluğunla övünme, Asıl hüner terbiyede, Eğitemezsen yavrularını, Çok ağlarsın gelecekte, Tralay lom&#8230;Tralay lom&#8230;&#8221; Böylece aradan aylar geçmiş.Güvercinle karganın yavruları büyümüş.Güvercin yavrusuna iyiliği,doğruluğu öğretmiş.Güvercinin yavrusu aklı ve terbiyesiyle ormanda herkesin sevgisini kazanmış.Karga ise yavrularını başı boş bırakmış.Karganın yavruları tembellikte ve yaramazlıkta birinci olmuş.Anne karga bile yavrularının haylazlıklarından bıkmış,usanmış.Güvercinin şarkısı doğru çıkmış.Yavrularının çokluğuyla övünüp,onları eğitmeyenler hep üzülenlerden olurmuş.</h2>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Gönderen:</strong></span><span style="text-decoration: underline;">Çağla ŞEN</span></p>
<iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.seslimasal.net%2Fsizden-gelenler%2Fguvercin-ile-karga.html&amp;layout=standard&amp;show_faces=true&amp;width=450&amp;action=like&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:450px;margin-top:5px;"></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.seslimasal.net/sizden-gelenler/guvercin-ile-karga.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>HANSEL VE GRATEL</title>
		<link>http://www.seslimasal.net/sizden-gelenler/hansel-ve-gratel.html</link>
		<comments>http://www.seslimasal.net/sizden-gelenler/hansel-ve-gratel.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 01 Dec 2010 07:17:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>MasalBaba</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sizden Gelenler]]></category>
		<category><![CDATA[anne]]></category>
		<category><![CDATA[cadı]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[diş]]></category>
		<category><![CDATA[fakir]]></category>
		<category><![CDATA[kış]]></category>
		<category><![CDATA[kuş]]></category>
		<category><![CDATA[orman]]></category>
		<category><![CDATA[yemek]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.seslimasal.net/?p=809</guid>
		<description><![CDATA[Bir zamanlar hansel ve gratel adında iki kardeş vardı. Fakir bir oduncu olan babaları ve kötü kalpli üvey anneleri ile birlikte ormandaki evlerinde yaşıyorlardı. Oduncunun parası yoktu ve yiyecekleri çok azalmıştı...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h2 style="text-align: justify;">Bir zamanlar hansel ve gratel adında iki kardeş vardı. Fakir bir oduncu olan babaları ve kötü kalpli üvey anneleri ile birlikte ormandaki evlerinde yaşıyorlardı. Oduncunun parası yoktu ve yiyecekleri çok azalmıştı.Bütün gün endişe ile dolaşarak bu sorunu nasıl çözeceğini düşünüyordu. Kötü kalpli üvey annenin ise bir planı vardı. Hepsinin açlıktan ölmesi yerine,çocukları ormanda terk etmek. Planını kocasına açıklarken çocukların uyuduğunu düşünüyordu, ama hansel ve gratel herşeyi duymuştu.Üvey annelerinin,önceleri bu planı uygulamaaya karşı olan babalarını sonunda ikna etmesine çocuklar çok şaşırdı. Gratel ağlamaya başlamış,hansel ise onu teselli ediyordu.Bir yandan da &#8220;Ağlama sevgili kardeşim, eve dönebilmemiz için benim de bir planım var.&#8221; diyordu. Üvey anneleri çocuklara öğlen yemekleri için birer parça ekmek verdi.Hep birlikte ormana gitmek için yola çıktılar.Hansel yolda eve dönerlerken işaret olacağını düşündüğü ekmek kırıntılarını belli etmeden yere bırakmaya başladı.</h2>
<h2 style="text-align: justify;">Ormanın derinliklerine vardıklarında üvey anneleri: &#8220;Siz burada bekleyin, biz ilerilere gidip daha fazla odun toplayalım dedi.Çocuklar onların fikir değiştiklerine ve kendilerini terk etmeyeceklerine inanarak söyleneni yaptılar. Akşam olup hava karardığında gelen giden olmayınca çocuklar terk edildiklerini anladılar ve eve kendi başlarına dönmeye karar verdiler.Ama Hanselin bıraktığı ekmek kırıntılarını hepsini kuşlar çoktan yemişti. bütün gece bilmedikleri bir yöne doğru yürüdüler.Gün ağardığında çok acıkmışlardı.Çocuklar önlerinde uçan kuşu,çikolata ve şekerden yapılmış eve görünceye kadar izlediler.Gratel &#8220;hımmmm&#8230;..çok lezzetli görünüyor&#8221; dedi. Hansel ve gratel hemen bu tuhaf eve doğru koştular.Nefis tatlıları bir kez bile ısıramadan cadı onları yakaladı.Çünkü ev çocukları oraya çekmek için cadı tarafından yapılmış bir tuzaktı. Cadı,hanseli bir kafese yerleştirdi ve grateli de en ağır ev işlerini yapmaya zorladı.Ertesi gün cadı Hanseli pişirmeye karar verdi. Fırının yanıp yanmadığını kontrol etmeye gittiğinde gratel hiç düşünmeden onu fırına itti.Sonra hanseli özgürlüğüne kavuşturdu.Evden ayrılırken cadının gizli hazinesininin haritasını da buldular. Çocuklar ilk bakışta geçilmesi olanaksız görünen bir gölün kıyısına ulaşıyıncaya kadar ormanda ilerlediler.Onlara acıyan güzel bir kuğu karşı kıyıya geçmelerine yardımcı oldu. Her yerde onları arayan ve yaptıklarından pişman olan babaları ile karşılaşınca çok sevindiler.Babaları onlara zalim karısının öldüğünü söyledi. Çocuklar babalarına başlarından geçenleri anlattılar. Daha sonra birlikte cadının hazinesini arayıp buldular.</h2>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Gönderen:</strong></span><span style="text-decoration: underline;">Ceyda DURUR<br />
</span></p>
<iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.seslimasal.net%2Fsizden-gelenler%2Fhansel-ve-gratel.html&amp;layout=standard&amp;show_faces=true&amp;width=450&amp;action=like&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:450px;margin-top:5px;"></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.seslimasal.net/sizden-gelenler/hansel-ve-gratel.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>9</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>YUMİ&#8217;NİN BAŞINA GELENLER</title>
		<link>http://www.seslimasal.net/sizden-gelenler/yuminin-basina-gelenler.html</link>
		<comments>http://www.seslimasal.net/sizden-gelenler/yuminin-basina-gelenler.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 01 Mar 2010 01:13:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>MasalBaba</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sizden Gelenler]]></category>
		<category><![CDATA[altın]]></category>
		<category><![CDATA[anne]]></category>
		<category><![CDATA[kaplumbağa]]></category>
		<category><![CDATA[tavşan]]></category>
		<category><![CDATA[tırtıl]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.seslimasal.net/?p=695</guid>
		<description><![CDATA[Yumi çok sevimli bir kaplumbağaydı. Parlayan gözleri, sürekli gülen bir yüzü ve sırtında harika işlemeleriyle çok güzel bir kabuğu vardı. Fakat Yumi bugünlerde biraz durgundu. Onu üzen bir şey vardı. Annesi Yumi’yi çağırdığında, Yumi gelinceye kadar..
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h2 style="text-align: justify;">Yumi çok sevimli bir kaplumbağaydı. Parlayan gözleri, sürekli gülen bir yüzü ve sırtında harika işlemeleriyle çok güzel bir kabuğu vardı. Fakat Yumi bugünlerde biraz durgundu. Onu üzen bir şey vardı. Annesi Yumi’yi çağırdığında, Yumi gelinceye kadar ne diyeceğinin unutuyordu. Çünkü, Yumi çok yavaş yürüyordu. Arkadaşlarıyla oynamak için sözleşiyorlardı. Ancak, Yumi gittiğinde herkesin dağıldığını görüyordu. Aklında bu düşüncelerle yürümeye başladı. Sonra karşıdan hızla kendisine yaklaşmakta olan, tırtılı gördü. Yanına gelince “Ooo… Ne kadar çok ayağın var öyle….” dedi. tırtıl güldü. “Eğer senin kadar çok ayağım olsaydı, belki daha hızlı yürür, oyun yerine arkadaşlarım dağılmadan yetişirdim” dedi.</h2>
<h2 style="text-align: justify;">Sonra tırtılın yanından uzaklaştı. Ve yanında yürümekte olan tavşanı fark etti. “Ooo… ne kadar uzun kulakların var öyle…” dedi. “Eğer senin kadar uzun kulaklarım olsaydı, annemi daha çabuk duyabilirdim” dedi. Tavşanda anlamıştı, Yumi’nin üzüntüsünü. Tavşanında kendisine ne dediğini duymadan yürüdü Yumi. Biraz daha ilerledi ve ağacın altında dinlenmekte olan fili gördü. Ve “Ooo… ne kadar büyük bir burnu var öyle” dedi. Fil duymuştu Yumi’nin dediklerinin. Sonra: “tırtıl gibi çok ayağım, tavşan gibi uzun kulaklarım, birde fil gibi uzun bir burnum olsaydı ne güzel olurdu” diye söylendi Yumi. Ertesi gün; tırtıl, tavşan ve fil Yumi’yi ziyarete gittiler. Tırtıl üç çift ayak, tavşan bir çift kulak,filde uzun bir burun yapmıştı Yumi’ye. Tüm bunları Yumi’ye uzatıp “Belki gerçek değil ama senin için yaptık” dediler. Yumi, öyle çok sevinmişti ki. Hemen ayakları, kulakları ve kocaman burnu taktı. “Ooo…“ dedi. “Tıpkı sizinkiler gibi, ne güzel” dedi. Ve oradan oraya, sevinçle bağırarak yürümeye başladı.</h2>
<h2 style="text-align: justify;">Ama, o da ne !.. Yumi yürürken, burnu ve kulakları yere değmiş ve ayaklarına dolanmıştı. Ayakları dolanan Yumi, önce sendeledi, sonra paldır küldür yuvarlandı. Ne olduğunu anlayamamıştı. Tırtıl, tavşan ve fil kahkahalarla gülüyorlardı… Yumi, yerden kalktıktan sonra “Evet istediğin şeyler bizde var. Ama seninde sırtında, her zaman yanında olan bir evin var. Bizimse böyle bir kabuğumuz yok. Seni tehlikelerden koruyan, har an yanında olan bir ev! “ dediler. Bunun üzerine Yumi, taktıklarını çıkartıp: “Ooo… doğru, bir daha böyle bir şey yapmayacağım. Evim sayesinde canım yanmadı. Ama bir daha sizlere özenmeyeceğim. Çünkü; benimde evim çok güzel!” dedi..ve gülmeye başladılar.</h2>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Gönderen:</strong></span><span style="text-decoration: underline;">Zeynep Berra AKOĞLU</span></p>
<iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.seslimasal.net%2Fsizden-gelenler%2Fyuminin-basina-gelenler.html&amp;layout=standard&amp;show_faces=true&amp;width=450&amp;action=like&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:450px;margin-top:5px;"></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.seslimasal.net/sizden-gelenler/yuminin-basina-gelenler.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>AİLESİNİ ARAYAN KARDAN ADAM</title>
		<link>http://www.seslimasal.net/sizden-gelenler/ailesini-arayan-kardan-adam.html</link>
		<comments>http://www.seslimasal.net/sizden-gelenler/ailesini-arayan-kardan-adam.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 01 Mar 2010 01:07:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>MasalBaba</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sizden Gelenler]]></category>
		<category><![CDATA[altın]]></category>
		<category><![CDATA[anne]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[güneş]]></category>
		<category><![CDATA[kış]]></category>
		<category><![CDATA[kuş]]></category>
		<category><![CDATA[mutlu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.seslimasal.net/?p=692</guid>
		<description><![CDATA[O gün, yılın ilk karı yağmıştı. Narlıköy’ün çocukları hemen toplanıp, kendilerine kömür gözlü, havuç burunlu, sevimli bir kardan adam yaptılar. Bütün gün neşe içinde kartopuna tutup, oynadılar. Çocukların sevinçli hali kardan adamın da çok hoşuna gitmişti...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h2 style="text-align: justify;">O gün, yılın ilk karı yağmıştı. Narlıköy’ün çocukları hemen toplanıp, kendilerine kömür gözlü, havuç burunlu, sevimli bir kardan adam yaptılar. Bütün gün neşe içinde kartopuna tutup, oynadılar. Çocukların sevinçli hali kardan adamın da çok hoşuna gitmişti. Onların çevresinde koşup oynaması bir anda kardan adamı da canlandırmış gibiydi. Öyle ki, karanlık bastırıp da çocuklar evlerine çekilince pek hüzünlendi. Kendisini çok yalnız hissetti. Öylesine üzüldü, öylesine üzüldü ki, neredeyse buzdan kalbi “Çıt!” diye kırılacaktı. Sonra, “Belki de onları yeniden görebilirim,” diye düşündü.</h2>
<h2 style="text-align: justify;">Yavaşça yeniden doğrulup, en yakınındaki evin penceresine yaklaştı. İçeride çıtır çıtır yanan soba, camları iyice buğulamıştı. Yine de annenin küçük toprak taslara buharı tüten, sıcacık çorba doldurduğu görülebiliyordu. Baba, sobanın ağzına kürek kürek kömür atıyordu. Çocukların neşesine de diyecek yoktu. Bir yandan buharı tüten çorbaya kaşık sallarken, bir yandan da o gün okulda olanları anlatıyorlardı. Kardan adam üzüntüyle içini çekti. Kendisinin hiç evi, ailesi olmamıştı. Nasıl olsun? Günübirlik yaşıyordu zaten. Üstelik şu sevimli afacanlar olmasa ayaklar altında ezilen bir tutam kardan başka bir şey olmayacaktı. Hele şu Güneş yüzünü birazcık gösterse, yaşamının o anda son bulacağını biliyordu.</h2>
<h2 style="text-align: justify;">Birden kararını verdi. Daha önce kar tanelerinden birinin anlattığı o KUTUP denilen yere gidecekti. Böylece yıllarını birlikte geçirebileceği bir aileye de kavuşabilirdi. Ertesi sabah çocuklar sokağa çıktıklarında bir şaşırdılar ki sormayın. Her yan karlarla kaplıydı. Gece hava daha da soğuduğu için karlar erimemişti, ama bir gün önce özene bezene yaptıkları kardan adam birdenbire yok olmuştu? Doğrusu kimsenin aklı bu işe ermedi. Kardan adama gelince&#8230; Az gitti&#8230; Dere tepe düz gitti&#8230; Donmuş toprakların üzerinden, çatır çutur buzların arasından geçti. Sonunda Kutup bölgesine vardı. Önce buz gibi rüzgar karşıladı onu. Sonra siyah elbiseli penguenlerle, sevecen foklar sardı çevresini. Foklar küçük yüzgeçleriyle sağına soluna dokunup onunla arkadaş olmak istediklerini söylediler. Penguenlerin bir kısmı neşe içinde el çırpıp bu yeni dostu selamladılar. Bazıları da merakla havuç burnunu, çalı süpürgesini çekiştirdi. Şakacı rüzgar, başındaki şapkayı kapıp kaçırdı.</h2>
<h2 style="text-align: justify;">Kardan adam da onları pek sevmişti.”Artık eriyip çamurlara karışmak yok”, diye mırıldandı kendi kendine&#8230; “Burada yıllarca yaşayabilirim.” Ama bir süre sonra herkes kendi işine daldı gitti. Zavallı kardan adam yine tek başına kalmıştı. İlk kez kar ve buz onu titretti. İnanır mısınız, ağaçları, hatta güneşi bile özler oldu. Hele çocuklar&#8230; Hele o yaramaz çocuklar burnunda tüter olmuştu. Üstelik şimdi, arzuladığı bir aileye ancak onların yardımıyla kavuşacağını da anlamıştı. Sevilmek istiyordu. Yaşamı bir gün bile sürse, birlerinin ona sarılması, onların sıcaklığını duyması gerekliydi. &#8230;. Çocuklar,* ilkbaharın sevimli müjdecisi kuş cıvıltılarıyla uyandıkları bir sabah, sokakta hiç beklemedikleri bir konukla karşılaştılar. Kardan adam esrarengiz şekilde ortadan kaybolduğu gibi, yine aynı anlaşılmaz bir güçle ortaya çıkmış, onlara gülümsüyordu. Yemyeşil çimenlerle, papatyaların arasında durmuş, omuzlarına konan kuşların şarkılarını dinliyor gibiydi. Her halinden mutluluk içinde olduğu anlaşılıyordu. Köyün sokakları bir anda neşeli çığlıklarla doldu.</h2>
<h2 style="text-align: justify;">Köyün her evinden bir iki çocuk koşarak çıkıp bu eski dostun çevresini sarıyordu. Bu güzel manzarayı gören güneş, bir buluta kendisini örtmesini rica etti. Biraz daha geç ısınıp, çocuklarla kardan adamın mutluluğunu elinden geldiğince uzatmaya çalıştı. Her geçen dakika eriyip toprağa karışan kardan adam ise mutlu gülücükler dağıtmaya devam ediyordu çevresine. Birkaç ay sonra yeniden buluşacaklarını biliyordu Artık, bu dünyada çocuklar var oldukça ve kar yağdıkça her kış yeniden doğacağına inanıyordu.</h2>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Gönderen:</strong></span><span style="text-decoration: underline;">Duygunur ESMER<br />
</span></p>
<iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.seslimasal.net%2Fsizden-gelenler%2Failesini-arayan-kardan-adam.html&amp;layout=standard&amp;show_faces=true&amp;width=450&amp;action=like&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:450px;margin-top:5px;"></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.seslimasal.net/sizden-gelenler/ailesini-arayan-kardan-adam.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>15</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ÇOCUK GÖZÜYLE BAKABİLMEK</title>
		<link>http://www.seslimasal.net/sizden-gelenler/cocuk-gozuyle-bakabilmek.html</link>
		<comments>http://www.seslimasal.net/sizden-gelenler/cocuk-gozuyle-bakabilmek.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 13 Feb 2010 23:15:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>MasalBaba</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sizden Gelenler]]></category>
		<category><![CDATA[anne]]></category>
		<category><![CDATA[kuş]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.seslimasal.net/?p=660</guid>
		<description><![CDATA[Babası İspanya ın en ağır siyasi cezalarının verildiği bir hapisanede mahkumdu küçük kızın. Fırsat bulduğu her haftasonu babasını ziyaret için annesiyle birlikte hapisaneye giderdi.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h2 style="text-align: justify;">Babası İspanya ın en ağır siyasi cezalarının verildiği bir hapisanede mahkumdu küçük kızın. Fırsat bulduğu her haftasonu babasını ziyaret için annesiyle birlikte hapisaneye giderdi. Yine bir ziyarete giderken babası . için çizdiği resmi yanında yanında götürdü ancak hapisane kurallarına göre özgürlügü çağrıştıran her türlü şeyin mahkumlara verilmesi yasaktı. Bu sebeple kagıda çizdiği kuş resmini kabul etmemişler ve oracıkta yırtmışlardı&#8230; Çok üzülmüştü küçük kız&#8230; Babasına söyledi bunu,o da &#8220;üzülme kızım, yine çizersin; bu sefer çizdiklerine dikkat edersin olur mu?&#8221; dedi. Küçük kız diğer ziyaretinde babasına yeni bir resim çizip götürdü. Bu sefer kuş yerine bir ağaç ve üzerine siyah minik benekler çizmişti. Babası keyifle resme baktı ve sordu: &#8220;Hmmm! Ne güzel bir ağaç bu! Üzerindeki benekler ne? Portakal mı? Küçük kız babasına eğilerek,sessizce:&#8221; Hşşşşt! O benekler ağacın içinde saklanan kuşların gözleri!&#8230;..&#8221;</h2>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Gönderen:</strong></span><span style="text-decoration: underline;">Müge ADALI<br />
</span></p>
<iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.seslimasal.net%2Fsizden-gelenler%2Fcocuk-gozuyle-bakabilmek.html&amp;layout=standard&amp;show_faces=true&amp;width=450&amp;action=like&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:450px;margin-top:5px;"></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.seslimasal.net/sizden-gelenler/cocuk-gozuyle-bakabilmek.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>SİHİRLİ FASULYE</title>
		<link>http://www.seslimasal.net/sizden-gelenler/sihirli-fasulye.html</link>
		<comments>http://www.seslimasal.net/sizden-gelenler/sihirli-fasulye.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 01 Jan 2010 02:47:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>MasalBaba</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sizden Gelenler]]></category>
		<category><![CDATA[altın]]></category>
		<category><![CDATA[anne]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[kedi]]></category>
		<category><![CDATA[kemik]]></category>
		<category><![CDATA[kış]]></category>
		<category><![CDATA[kuş]]></category>
		<category><![CDATA[mutlu]]></category>
		<category><![CDATA[prens]]></category>
		<category><![CDATA[tarla]]></category>
		<category><![CDATA[tavuk]]></category>
		<category><![CDATA[uyku]]></category>
		<category><![CDATA[yemek]]></category>
		<category><![CDATA[yumurta]]></category>
		<category><![CDATA[zengin]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.seslimasal.net/?p=640</guid>
		<description><![CDATA[Bir zamanlar yoksul ve dul bir kadın varmış. Oğlu çok tembel bir delikanlı olduğu için paraları yok denecek kadar azmış. Bir gün o kadar zor bir duruma düşmüşler ki, kadıncağız ellerinde kalan tek mal varlığını, Süt Beyazı isimli ineklerini satmaya karar vermiş...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h2 style="text-align: justify;">Bir zamanlar yoksul ve dul bir kadın varmış. Oğlu çok tembel bir delikanlı olduğu için paraları yok denecek kadar azmış. Bir gün o kadar zor bir duruma düşmüşler ki, kadıncağız ellerinde kalan tek mal varlığını, Süt Beyazı isimli ineklerini satmaya karar vermiş. Oğluna ineği pazara götürüp satabileceği en iyi fiyata satmasını söylemiş. Dalikanlı pazara giderken yolda tuhaf bir yaşlı adama rastlamış. Yaşlı adam ineğe bir göz atmış ve delikanlıya, “Bak çocuğum, bana bu ineği verirsen karşılığında sana çok değerli şeyler veririm,” demiş. Sonra cebinden beş fasulye tanesi çıkarmış. “Fasulye tanesi mi?” demiş delikanlı tereddütle.” “Ama bunlar sihirli,” demiş yaşlı adam. Adam öyle deyince bu iş delikanlının aklına yatmış ve fasulyeler karşılığında Süt Beyazı’nı yaşlı adama vererek yaptığı değiş tokuştan memnun, eve dönmüş. “Anne! Bak elimde ne var!” diye seslenip olanları anlatmış delikanlı eve dönünce. Ama annesi ona çok kızmış. Fasulye tanelerini dışarı, eline geçirdiği tavayı da delikanlıya fırlatmış. Sonra da ceza olsun diye onu odasına yollamış ve ona yemek vermemiş.</h2>
<h2 style="text-align: justify;">Sabah olunca delikanlı gözlerine inanamamış. Yatak odasının penceresinden, dışarıda bir bitkinin hızla büyüdüğünü görmüş. Bu ne bir ağaç, ne de dev bir ayçiçeğiymiş; göğe doğru büyümüş sihirli bir sırık fasulyesiymiş. Delikanlı hemen pencereden sarkıp sihirli fasulyeye tutunmuş ve tırmanmaya başlamış. Yarım saat sonra kendini, her şeyin normalden daha büyük olduğu garip bir ülkede bulmuş. Tarlaların ötesinde çok büyük bir ev varmış. Delikanlı evin yanına gidip kapıyı çalmış. Kapıyı bir kadın açmış. “Yiyecek bir şeyiniz var mı?” diye sormuş delikanlı. “Var,” demiş kadın. “Ama dev kocam gelince ortadan kaybolman gerek. Çünkü çocuklara hiç dayanamaz, onları hemen yer.” Delikanlı tam bir şeyler yemek üzere sofraya otururken dışarıdan birinin gür bir sesle şunları söylediğini duymuş: “Fee-fi-fo-fum, işte bir çocuk kokusu duydum. Ölü de olsa, diri de olsa güzeldir onları yemek. Kemiklerini öğütür, yaparım kendime ekmek.” “Fırına saklan. Hemen!” demiş kadın delikanlıya. Sonra da kocasına, “Ne çocuğu hayatım, dün kediye verdiğim et parçalarının kokusunu aldın herhalde,” diye seslenmiş. Yemekten sonra dev kese kese altınlarını saymaya başlamış. Kısa bir süre sonra altın saymaktan yorulup uykuya dalmış. Delikanlı saklandığı yerden çıkıp bir kese altın almış. Keseyi sihirli fasulyesinden aşağıya atmış, ardından fasulyenin sırığına tutuna tutuna aşağıya inmiş.</h2>
<h2 style="text-align: justify;">Annesi artık şanslarının döndüğüne bir türlü inanamamış. Ama birkaç ay sonra ellerindeki tüm altınlar bitmiş. Delikanlı tekrar sihirli fasulyesine tırmanarak devin yaşadığı ülkeye gitmiş. Devin karısı bu kez ona kuşkucu bir şekilde davranıyormuş. “Geçen gelişinde bir kese altınımız kayboldu,” diye iğnelemiş onu. Ama yine de delikanlıyı içeri almış. Çok geçmeden dev çıkagelmiş. “Fee-fi-fo-fum,” diye bir şarkı söylüyormuş. Bunu duyan delikanlı hemen yine fırına saklanmış. “Ne çocuğu, hayatım,” demiş devin karısı. “Dün yediğin piliç haşlamanın kokusunu duydun herhalde. Sen etli böreğini yemene bak!” Yemeğini bitirdikten sonra dev, karısına, “Kadın, bana tavuğumu getir,” demiş. Karısı hemen tavuğu getirmiş. “Yumurtla!” diye emretmiş dev ve delikanlının hayret dolu bakışları altında tavuk altın bir yumurta yumurtlamış. Tabii delikanlı tavuğu da alıp evine götürmüş. Delikanlı ile annesi böylece zengin olmuşlar.</h2>
<h2 style="text-align: justify;">Ama bir yıl sonra çocuk şansını bir kez daha denemeye karar vermiş ve tekrar sihirli fasulyesine tırmanmış. Bu sefer eve, devin karısına görünmeden girip, bir bakır tencerenin içine saklanmış. Dev girmiş içeri. “Fee-fi-fo-fum,” diye başlamış yine tekerlemesine. “Eğer bu yine o lanet olası çocuksa, fırına bak hayatım, kesin oradadır,” demiş karısı. Delikanlı orada değilmiş tabii ki. “Buralarda bir yerde, eminim,” diye gürlemiş dev, ama karısıyla birlikte evin altını üstüne getirmelerine rağmen onu bulamamışlar. Bu sefer dev yemekten sonra altın bir harp çıkarmış ortaya. “Söyle!” diye emretmiş ve harp ninniler söyleyip onu uyutmuş. O an delikanlı bu harpı her şeyden çok istediğini anlamış. Horlamakta olan devin dizine tırmanmış, masaya atlamış ve harpı kapmış. “İmdat!” diye bağırmış harp. Delikanlı, sırtında harp, masadan aşağıya atlamış. Dev peşine takılmış. Delikanlı sihirli fasulyesini yarıladığında harp, “İmdat!” diye bağırmış yine. Dev delikanlının peşinden sırık fasulyesine atlamış. Delikanlı aşağıya ulaşınca, “Anne! Çabuk bir balta getir,” diye bağırmış. İkisi birlikte sihirli fasulyeyi baltayla kesmeye başlamışlar. Bir süre sonra sihirli fasulyeyle birlikte dev de yere düşmüş ve anında ölmüş. “Üf!” demiş çocuk. “Az kalsın gidiyorduk!” O günden sora delikanlıyla annesi zenginler gibi yaşamışlar. Onlar söyledikçe tavuk altın yumurta yumurtluyormuş. İnsanlar altın harpı dinlemek için onlara para ödüyorlarmış. Delikanlının daha sonra güzel bir prensle evlenmiş ve ömürlerinin sonuna kadar mutlu yaşamışlar&#8230;</h2>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #ff0000;"><strong>Gönderen:</strong></span><span style="text-decoration: underline;">Ceren ARICI<br />
</span></p>
<iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.seslimasal.net%2Fsizden-gelenler%2Fsihirli-fasulye.html&amp;layout=standard&amp;show_faces=true&amp;width=450&amp;action=like&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:450px;margin-top:5px;"></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.seslimasal.net/sizden-gelenler/sihirli-fasulye.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>9</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

