Yumi çok sevimli bir kaplumbağaydı. Parlayan gözleri, sürekli gülen bir yüzü ve sırtında harika işlemeleriyle çok güzel bir kabuğu vardı. Fakat Yumi bugünlerde biraz durgundu. Onu üzen bir şey vardı. Annesi Yumi’yi çağırdığında, Yumi gelinceye kadar..
O gün, yılın ilk karı yağmıştı. Narlıköy’ün çocukları hemen toplanıp, kendilerine kömür gözlü, havuç burunlu, sevimli bir kardan adam yaptılar. Bütün gün neşe içinde kartopuna tutup, oynadılar. Çocukların sevinçli hali kardan adamın da çok hoşuna gitmişti…
Babası İspanya ın en ağır siyasi cezalarının verildiği bir hapisanede mahkumdu küçük kızın. Fırsat bulduğu her haftasonu babasını ziyaret için annesiyle birlikte hapisaneye giderdi.
Bir zamanlar yoksul ve dul bir kadın varmış. Oğlu çok tembel bir delikanlı olduğu için paraları yok denecek kadar azmış. Bir gün o kadar zor bir duruma düşmüşler ki, kadıncağız ellerinde kalan tek mal varlığını, Süt Beyazı isimli ineklerini satmaya karar vermiş…
Dışarıda yağmur yağıyordu.Cemre nin canı çok sıkılıyordu.Ne yapsam,ne etsem diye koltukta oturarak diye düşünüyordu.Sonunda aklına çok sevdiği arkadaşı İlayda geldi…
Güneşin iki çocuğu varmış.İnsanlar,hayvanlar ve bitkiler bu durumdan hiç memnun değillermiş.Neden mi?Çünkü güneş tek başına çok yakıyormuş.Birde iki çocuğu olunca…
Bir gün masmavi gözleri,sırma gibi saçları ile Damla adındabir kız sokakta geziniyormuş.Damla yı mahalledeki bütün herkes çok seviyormuş.Ama hani derler ya her güzelin bir derdi var, derler ya bu da öyleymiş işte…
Bir varmış bir yokmuş.Evvel zaman içinde kalbur saman içinde.Bir kız varmış.Bu kız bir padişahın kızıymış.Güzelliği dillere destanmış.Diğer padişah kızlarıyla güzellik yarışmasına girse diğer padişah kızları utançlarından çıkamazmış…





(Ortalama:4,04 oy)



