<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Sesli Masal &#187; Sizden Gelenler</title>
	<atom:link href="http://www.seslimasal.net/category/sizden-gelenler/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.seslimasal.net</link>
	<description>Masallar - Masal Dinle - Masal Oku - Dünya Klasikleri - Masal Dünyası</description>
	<lastBuildDate>Mon, 01 Mar 2010 11:20:58 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0.1</generator>
		<item>
		<title>YUMİ&#8217;NİN BAŞINA GELENLER</title>
		<link>http://www.seslimasal.net/sizden-gelenler/yuminin-basina-gelenler.html</link>
		<comments>http://www.seslimasal.net/sizden-gelenler/yuminin-basina-gelenler.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 01 Mar 2010 01:13:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>MasalBaba</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sizden Gelenler]]></category>
		<category><![CDATA[altın]]></category>
		<category><![CDATA[anne]]></category>
		<category><![CDATA[kaplumbağa]]></category>
		<category><![CDATA[tavşan]]></category>
		<category><![CDATA[tırtıl]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.seslimasal.net/?p=695</guid>
		<description><![CDATA[Yumi çok sevimli bir kaplumbağaydı. Parlayan gözleri, sürekli gülen bir yüzü ve sırtında harika işlemeleriyle çok güzel bir kabuğu vardı. Fakat Yumi bugünlerde biraz durgundu. Onu üzen bir şey vardı. Annesi Yumi’yi çağırdığında, Yumi gelinceye kadar..
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h2 style="text-align: justify;">Yumi çok sevimli bir kaplumbağaydı. Parlayan gözleri, sürekli gülen bir yüzü ve sırtında harika işlemeleriyle çok güzel bir kabuğu vardı. Fakat Yumi bugünlerde biraz durgundu. Onu üzen bir şey vardı. Annesi Yumi’yi çağırdığında, Yumi gelinceye kadar ne diyeceğinin unutuyordu. Çünkü, Yumi çok yavaş yürüyordu. Arkadaşlarıyla oynamak için sözleşiyorlardı. Ancak, Yumi gittiğinde herkesin dağıldığını görüyordu. Aklında bu düşüncelerle yürümeye başladı. Sonra karşıdan hızla kendisine yaklaşmakta olan, tırtılı gördü. Yanına gelince “Ooo… Ne kadar çok ayağın var öyle….” dedi. tırtıl güldü. “Eğer senin kadar çok ayağım olsaydı, belki daha hızlı yürür, oyun yerine arkadaşlarım dağılmadan yetişirdim” dedi.</h2>
<h2 style="text-align: justify;">Sonra tırtılın yanından uzaklaştı. Ve yanında yürümekte olan tavşanı fark etti. “Ooo… ne kadar uzun kulakların var öyle…” dedi. “Eğer senin kadar uzun kulaklarım olsaydı, annemi daha çabuk duyabilirdim” dedi. Tavşanda anlamıştı, Yumi’nin üzüntüsünü. Tavşanında kendisine ne dediğini duymadan yürüdü Yumi. Biraz daha ilerledi ve ağacın altında dinlenmekte olan fili gördü. Ve “Ooo… ne kadar büyük bir burnu var öyle” dedi. Fil duymuştu Yumi’nin dediklerinin. Sonra: “tırtıl gibi çok ayağım, tavşan gibi uzun kulaklarım, birde fil gibi uzun bir burnum olsaydı ne güzel olurdu” diye söylendi Yumi. Ertesi gün; tırtıl, tavşan ve fil Yumi’yi ziyarete gittiler. Tırtıl üç çift ayak, tavşan bir çift kulak,filde uzun bir burun yapmıştı Yumi’ye. Tüm bunları Yumi’ye uzatıp “Belki gerçek değil ama senin için yaptık” dediler. Yumi, öyle çok sevinmişti ki. Hemen ayakları, kulakları ve kocaman burnu taktı. “Ooo…“ dedi. “Tıpkı sizinkiler gibi, ne güzel” dedi. Ve oradan oraya, sevinçle bağırarak yürümeye başladı.</h2>
<h2 style="text-align: justify;">Ama, o da ne !.. Yumi yürürken, burnu ve kulakları yere değmiş ve ayaklarına dolanmıştı. Ayakları dolanan Yumi, önce sendeledi, sonra paldır küldür yuvarlandı. Ne olduğunu anlayamamıştı. Tırtıl, tavşan ve fil kahkahalarla gülüyorlardı… Yumi, yerden kalktıktan sonra “Evet istediğin şeyler bizde var. Ama seninde sırtında, her zaman yanında olan bir evin var. Bizimse böyle bir kabuğumuz yok. Seni tehlikelerden koruyan, har an yanında olan bir ev! “ dediler. Bunun üzerine Yumi, taktıklarını çıkartıp: “Ooo… doğru, bir daha böyle bir şey yapmayacağım. Evim sayesinde canım yanmadı. Ama bir daha sizlere özenmeyeceğim. Çünkü; benimde evim çok güzel!” dedi..ve gülmeye başladılar.</h2>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Gönderen:</strong></span><span style="text-decoration: underline;">Zeynep Berra AKOĞLU</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.seslimasal.net/sizden-gelenler/yuminin-basina-gelenler.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>AİLESİNİ ARAYAN KARDAN ADAM</title>
		<link>http://www.seslimasal.net/sizden-gelenler/ailesini-arayan-kardan-adam.html</link>
		<comments>http://www.seslimasal.net/sizden-gelenler/ailesini-arayan-kardan-adam.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 01 Mar 2010 01:07:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>MasalBaba</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sizden Gelenler]]></category>
		<category><![CDATA[altın]]></category>
		<category><![CDATA[anne]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[güneş]]></category>
		<category><![CDATA[kış]]></category>
		<category><![CDATA[kuş]]></category>
		<category><![CDATA[mutlu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.seslimasal.net/?p=692</guid>
		<description><![CDATA[O gün, yılın ilk karı yağmıştı. Narlıköy’ün çocukları hemen toplanıp, kendilerine kömür gözlü, havuç burunlu, sevimli bir kardan adam yaptılar. Bütün gün neşe içinde kartopuna tutup, oynadılar. Çocukların sevinçli hali kardan adamın da çok hoşuna gitmişti...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h2 style="text-align: justify;">O gün, yılın ilk karı yağmıştı. Narlıköy’ün çocukları hemen toplanıp, kendilerine kömür gözlü, havuç burunlu, sevimli bir kardan adam yaptılar. Bütün gün neşe içinde kartopuna tutup, oynadılar. Çocukların sevinçli hali kardan adamın da çok hoşuna gitmişti. Onların çevresinde koşup oynaması bir anda kardan adamı da canlandırmış gibiydi. Öyle ki, karanlık bastırıp da çocuklar evlerine çekilince pek hüzünlendi. Kendisini çok yalnız hissetti. Öylesine üzüldü, öylesine üzüldü ki, neredeyse buzdan kalbi “Çıt!” diye kırılacaktı. Sonra, “Belki de onları yeniden görebilirim,” diye düşündü.</h2>
<h2 style="text-align: justify;">Yavaşça yeniden doğrulup, en yakınındaki evin penceresine yaklaştı. İçeride çıtır çıtır yanan soba, camları iyice buğulamıştı. Yine de annenin küçük toprak taslara buharı tüten, sıcacık çorba doldurduğu görülebiliyordu. Baba, sobanın ağzına kürek kürek kömür atıyordu. Çocukların neşesine de diyecek yoktu. Bir yandan buharı tüten çorbaya kaşık sallarken, bir yandan da o gün okulda olanları anlatıyorlardı. Kardan adam üzüntüyle içini çekti. Kendisinin hiç evi, ailesi olmamıştı. Nasıl olsun? Günübirlik yaşıyordu zaten. Üstelik şu sevimli afacanlar olmasa ayaklar altında ezilen bir tutam kardan başka bir şey olmayacaktı. Hele şu Güneş yüzünü birazcık gösterse, yaşamının o anda son bulacağını biliyordu.</h2>
<h2 style="text-align: justify;">Birden kararını verdi. Daha önce kar tanelerinden birinin anlattığı o KUTUP denilen yere gidecekti. Böylece yıllarını birlikte geçirebileceği bir aileye de kavuşabilirdi. Ertesi sabah çocuklar sokağa çıktıklarında bir şaşırdılar ki sormayın. Her yan karlarla kaplıydı. Gece hava daha da soğuduğu için karlar erimemişti, ama bir gün önce özene bezene yaptıkları kardan adam birdenbire yok olmuştu? Doğrusu kimsenin aklı bu işe ermedi. Kardan adama gelince&#8230; Az gitti&#8230; Dere tepe düz gitti&#8230; Donmuş toprakların üzerinden, çatır çutur buzların arasından geçti. Sonunda Kutup bölgesine vardı. Önce buz gibi rüzgar karşıladı onu. Sonra siyah elbiseli penguenlerle, sevecen foklar sardı çevresini. Foklar küçük yüzgeçleriyle sağına soluna dokunup onunla arkadaş olmak istediklerini söylediler. Penguenlerin bir kısmı neşe içinde el çırpıp bu yeni dostu selamladılar. Bazıları da merakla havuç burnunu, çalı süpürgesini çekiştirdi. Şakacı rüzgar, başındaki şapkayı kapıp kaçırdı.</h2>
<h2 style="text-align: justify;">Kardan adam da onları pek sevmişti.”Artık eriyip çamurlara karışmak yok”, diye mırıldandı kendi kendine&#8230; “Burada yıllarca yaşayabilirim.” Ama bir süre sonra herkes kendi işine daldı gitti. Zavallı kardan adam yine tek başına kalmıştı. İlk kez kar ve buz onu titretti. İnanır mısınız, ağaçları, hatta güneşi bile özler oldu. Hele çocuklar&#8230; Hele o yaramaz çocuklar burnunda tüter olmuştu. Üstelik şimdi, arzuladığı bir aileye ancak onların yardımıyla kavuşacağını da anlamıştı. Sevilmek istiyordu. Yaşamı bir gün bile sürse, birlerinin ona sarılması, onların sıcaklığını duyması gerekliydi. &#8230;. Çocuklar,* ilkbaharın sevimli müjdecisi kuş cıvıltılarıyla uyandıkları bir sabah, sokakta hiç beklemedikleri bir konukla karşılaştılar. Kardan adam esrarengiz şekilde ortadan kaybolduğu gibi, yine aynı anlaşılmaz bir güçle ortaya çıkmış, onlara gülümsüyordu. Yemyeşil çimenlerle, papatyaların arasında durmuş, omuzlarına konan kuşların şarkılarını dinliyor gibiydi. Her halinden mutluluk içinde olduğu anlaşılıyordu. Köyün sokakları bir anda neşeli çığlıklarla doldu.</h2>
<h2 style="text-align: justify;">Köyün her evinden bir iki çocuk koşarak çıkıp bu eski dostun çevresini sarıyordu. Bu güzel manzarayı gören güneş, bir buluta kendisini örtmesini rica etti. Biraz daha geç ısınıp, çocuklarla kardan adamın mutluluğunu elinden geldiğince uzatmaya çalıştı. Her geçen dakika eriyip toprağa karışan kardan adam ise mutlu gülücükler dağıtmaya devam ediyordu çevresine. Birkaç ay sonra yeniden buluşacaklarını biliyordu Artık, bu dünyada çocuklar var oldukça ve kar yağdıkça her kış yeniden doğacağına inanıyordu.</h2>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Gönderen:</strong></span><span style="text-decoration: underline;">Duygunur ESMER<br />
</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.seslimasal.net/sizden-gelenler/ailesini-arayan-kardan-adam.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>10</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ÇOCUK GÖZÜYLE BAKABİLMEK</title>
		<link>http://www.seslimasal.net/sizden-gelenler/cocuk-gozuyle-bakabilmek.html</link>
		<comments>http://www.seslimasal.net/sizden-gelenler/cocuk-gozuyle-bakabilmek.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 13 Feb 2010 23:15:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>MasalBaba</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sizden Gelenler]]></category>
		<category><![CDATA[anne]]></category>
		<category><![CDATA[kuş]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.seslimasal.net/?p=660</guid>
		<description><![CDATA[Babası İspanya ın en ağır siyasi cezalarının verildiği bir hapisanede mahkumdu küçük kızın. Fırsat bulduğu her haftasonu babasını ziyaret için annesiyle birlikte hapisaneye giderdi.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h2 style="text-align: justify;">Babası İspanya ın en ağır siyasi cezalarının verildiği bir hapisanede mahkumdu küçük kızın. Fırsat bulduğu her haftasonu babasını ziyaret için annesiyle birlikte hapisaneye giderdi. Yine bir ziyarete giderken babası . için çizdiği resmi yanında yanında götürdü ancak hapisane kurallarına göre özgürlügü çağrıştıran her türlü şeyin mahkumlara verilmesi yasaktı. Bu sebeple kagıda çizdiği kuş resmini kabul etmemişler ve oracıkta yırtmışlardı&#8230; Çok üzülmüştü küçük kız&#8230; Babasına söyledi bunu,o da &#8220;üzülme kızım, yine çizersin; bu sefer çizdiklerine dikkat edersin olur mu?&#8221; dedi. Küçük kız diğer ziyaretinde babasına yeni bir resim çizip götürdü. Bu sefer kuş yerine bir ağaç ve üzerine siyah minik benekler çizmişti. Babası keyifle resme baktı ve sordu: &#8220;Hmmm! Ne güzel bir ağaç bu! Üzerindeki benekler ne? Portakal mı? Küçük kız babasına eğilerek,sessizce:&#8221; Hşşşşt! O benekler ağacın içinde saklanan kuşların gözleri!&#8230;..&#8221;</h2>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Gönderen:</strong></span><span style="text-decoration: underline;">Müge ADALI<br />
</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.seslimasal.net/sizden-gelenler/cocuk-gozuyle-bakabilmek.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>UYUYAN GÜZEL</title>
		<link>http://www.seslimasal.net/sizden-gelenler/uyuyan-guzel.html</link>
		<comments>http://www.seslimasal.net/sizden-gelenler/uyuyan-guzel.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 07 Feb 2010 00:44:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>MasalBaba</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sizden Gelenler]]></category>
		<category><![CDATA[altın]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[eşek]]></category>
		<category><![CDATA[köpek]]></category>
		<category><![CDATA[kral]]></category>
		<category><![CDATA[kuş]]></category>
		<category><![CDATA[mutlu]]></category>
		<category><![CDATA[orman]]></category>
		<category><![CDATA[prens]]></category>
		<category><![CDATA[prenses]]></category>
		<category><![CDATA[uyku]]></category>
		<category><![CDATA[yavru]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.seslimasal.net/?p=649</guid>
		<description><![CDATA[Bundan yıllar önce uzak ülkelerin birinde bir kralla güzeller güzeli bir kraliçe yaşıyordu.Kocaman görkemli bir şatoda oturan kral ve kraliçeyi ülkenin halkı çok seviyordu. Özellikle güzel olduğu kadar iyi kalpli olan kraliçeye herkes hayrandı. Bu iyi yürekli kraliçenin hayattaki en büyük dileği bir çocuk sahibi olmaktı...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h2 style="text-align: justify;">Bundan yıllar önce uzak ülkelerin birinde bir kralla güzeller güzeli bir kraliçe yaşıyordu.Kocaman görkemli bir şatoda oturan kral ve kraliçeyi ülkenin halkı çok seviyordu. Özellikle güzel olduğu kadar iyi kalpli olan kraliçeye herkes hayrandı. Bu iyi yürekli kraliçenin hayattaki en büyük dileği bir çocuk sahibi olmaktı. Sonunda bu dileği gerçekleşti ve güzel bir ilkbahar sabahı harika bir kız çocuğu dünyaya getirdi. Genç kralla Kraliçenin mutluluğuna diyecek yoktu.</h2>
<h2 style="text-align: justify;">Küçük prensesle doğumunu kutlamak için o güne kadar görülmemiş bir şenlik düzenlendi. Bu şenliğe o ülkedeki bütün insanlar ve periler davet edilmişti. Şenlikler şatonun büyük salonlarında kutlanıyordu. Her taraf o günün şerefine süslenmişti. Bütün davetlerin dikkati, yatağında uslu uslu yatan minik prensesin üzerindeydi. Melek yüzlü iyilik perileri beşiğin çevresinde toplanmıştı. Her biri sırayla bebeğe iyi dileklerde bulundular. Kimi ona güzellik, kimi akıl, kimi de cömertlik armağan etti. Fakat büyük bir talihsizlik olmuş ve yaşlı bir periyi şenliğe davet etmeyi unutmuşlardı. Bütün konuklar neşe içinde eğlenirken yaşlı peri birden ortaya çıkıverdi. Şenliğe davet edilmediği için çok kızmıştı. Öfkeyle küçük prensesin beşiğine yaklaşarak “Onaltı yaşına geldiğinde parmağına bir iğ batacak ve öleceksin” dedi Oradaki herkes şaşkınlıktan donakalmıştı. İşte tam bu sırada henüz dilekte bulunmayan perilerin en genci ileri atıldı. ” Üzülmeyin, dedi yavrunuz ölmeyecek Küçük prenses yüz yıl sürecek derin bir uykuya dalacak ve bir prens gelip onu öptüğünde bu uzun uykudan uyanacak” Kral ve Kraliçe genç periye teşekkür etti.</h2>
<h2 style="text-align: justify;">Ama kral yinede bu kehanetin gerçekleşmesinden büyük kaygı duyuyordu. Hemen bütün muhafızlarına, ülkedeki iğlerin kaldırılmasını emretti. Bu emre uymayanların cezası ölüm olacaktı. Böylece aradan uzun yıllar geçti. Mutlu bir hayat süren prenses hergün biraz daha büyüyüp güzelleşiyordu. Onaltı yaşına geldiğinde bir gün şatoyu gezmeye karar verdi. Şato okadar büyüktü ki, bilmediği pek çok yeri vardı. O zamana kadar görmediği küçük bir odada yaşlı bir kadına rastladı. Kadın elindeki iğ ile iplik eğiriyordu. Bu iğ nasıl olduysa muhafızların gözünden kaçmıştı. Çok meraklanan prenses tanımadığı bu garip alete dokunmak istedi ve iği eline alır almaz eline battı . Kötü kehanet sonunda gerçekleşmişti. Hemen uykuya dalan güzel prenses ipek örtüler içinde altından yapılmış bir yatağa yatırıldı. Prensesle birlikte bütün şato yüz yıl sürecek derin bir uykuya daldı. Kral Kraliçe muhafızlar, hizmetkarlar ve saray çalgıcıları da uyumuştu. Sadece onlarda değil… Sahibiyle birlikte avludaki köpek, ahırdaki koşulmuş at, hatta dallardaki kuşlar bile uyudu. Her tarafa derin bir sessizlik çökmüş onları uyandırmamak için rüzgar bile susmuştu. Ağaçların yaprakları da kımıldamaz olmuştu. Bu arada uyuyan şatonun çevresinde sık bir orman göğe doğru yükselip onu bütün gözlerden gizledi. Bu arada aradan tam yüz yıl geçmişti.</h2>
<h2 style="text-align: justify;">Yine ilkbahar gelmiş bütün doğa uyanmıştı. günlerden bir gün genç ve cesur bir prensin ormana yolu düştü. Uyuyan güzel efsanesini duymuş ve onu bulmaya karar vermişti. Günlerce aradıktan sonra, önüne geçemediği bir duygu onu bu ormana çekmişti. Sonunda şatoyu buldu ve prensesin uyuduğu odaya girdi. Daha onu görür görmez yüreğini tarifsiz bir sevgi kapladı. Prenses’e daha o anda aşık olmuştu. Genç kıza doğru eğildi ve onu hafifçe öptü. Güzel bir prenses sihirli bir değnekle dokunulmuş gibi hemen gözlerini açtı. Onunla birlikte şatodakilerde gözlerini açtı. Kötü kalpli perinin büyüsü artık bozulmuştu. İki genç kısa süre sonra görkemli bir düğünle evlendiler ve uzun yıllar birlikte mutlu bir hayat sürdüler.</h2>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Gönderen:</strong></span><span style="text-decoration: underline;">Tuba BEŞİR<br />
</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.seslimasal.net/sizden-gelenler/uyuyan-guzel.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>5</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>BALON</title>
		<link>http://www.seslimasal.net/sizden-gelenler/balon.html</link>
		<comments>http://www.seslimasal.net/sizden-gelenler/balon.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 01 Jan 2010 02:53:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>MasalBaba</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sizden Gelenler]]></category>
		<category><![CDATA[altın]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[kış]]></category>
		<category><![CDATA[kurt]]></category>
		<category><![CDATA[yavru]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.seslimasal.net/?p=643</guid>
		<description><![CDATA[Küçük çocuk,baloncuyu büyülenmiş gibi takip ederken şaşkınlığını gizleyemiyordu.Onu hayrete düşüren,"Bizim eve bile sığmaz ." dediği o güzelim balonların,adamı nasıl havaya kaldırmadığı idi.Baloncu,dinlenmek için durakladığında o da duruyor ve sonra yine takibe koyuluyordu...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h2 style="text-align: justify;">Küçük çocuk,baloncuyu büyülenmiş gibi takip ederken şaşkınlığını gizleyemiyordu.Onu hayrete düşüren,&#8221;Bizim eve bile sığmaz .&#8221; dediği o güzelim balonların,adamı nasıl havaya kaldırmadığı idi.Baloncu,dinlenmek için durakladığında o da duruyor ve sonra yine takibe koyuluyordu.Bir ara adamın kendisine baktığını farkederek ona doğru yaklaştı ve bütün cesaretini toplayarak: -Baloncu amca,dedi.Biliyor musun,benim hiç balonum olmadı. Adam,çocuğu şöyle bir süzdükten sonra: -Paran var mı,diye sordu.sen onu söyle. -Bayramda vardı,diye atıldı çocuk.Önümüzdeki bayram yine olacak. -Öyleyse bayramda gel,dedi adam.Acelem yok,ben beklerim. Çocuk sessizce geri döndü.O ana kadar balonlardan ayıramadığı gözleri dolu dolu olmuş,yürümeye bile gücü kalmamıştı.</h2>
<h2 style="text-align: justify;">Bir kaç adım attıktan sonra elinde olmadan tekrar onlara baktığında,gördüklerine inanamadı.Her nasılsa balonlar,adamın elinden kurtulmuş ve yol kenerındaki büyük bir akasya ağacının dallarına takılmıştı. Çocuk,olup bitenleri büyük bir merakla takip ederken,baloncu ona doğru dönerek: -Küçüüük!diye seslendi.Balonları ağaçtan kurtarırsan birini sana veririm. Yapılan teklif,yavrucağzın aklını başından almıştı.Koşarak ağacın altına doğru yöneldi ve ayakkabılarını aceleyle fırlatıp tırmanmaya başladı.Hedefine adım adım yaklaşırken duyduğu heyecan,bacaklarını kanatan akasya dikenlerinin acısını hissettirmiyordu.Sincap çevikliğiyle balonlara ulaştığında bir müddet onları seyretti ve dallara dolanan ipi çözerek baloncuya sarkıttı.Ancak balonlardan biri iyice sıkıştığından diğerlerinden ayrılmış ve ağaçta kalmıştı.Çocuk onu kurtarmayakalksa,dikenlerden patlayacağını çok iyi biliyordu.İster istemez balonu yerinde bırakıp aşağıya indi ve adama dönerek: -Birini bana verecektiniz,dedi.Hangisi o? Adam,elinin tersiyle burnunu sildikten sonra: -Seninki ağaçta kaldı evlat,dedi.Çıkıp alabilirsin. Çocuk bu sefer ayakta bile duramadı,kaldırm kenarına oturup baloncunun uzaklaşmasını bekledi.Sonra. dallar arasında parlayan balona uzun uzun bakarak: -Olsun,diye mırıldandı.Olsun.Ağacın üzerinde de kalsa,bir balonum var ya !</h2>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Gönderen:</strong></span><span style="text-decoration: underline;">Fadim Nur OKKA<br />
</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.seslimasal.net/sizden-gelenler/balon.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>7</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>SİHİRLİ FASULYE</title>
		<link>http://www.seslimasal.net/sizden-gelenler/sihirli-fasulye.html</link>
		<comments>http://www.seslimasal.net/sizden-gelenler/sihirli-fasulye.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 01 Jan 2010 02:47:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>MasalBaba</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sizden Gelenler]]></category>
		<category><![CDATA[altın]]></category>
		<category><![CDATA[anne]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[kedi]]></category>
		<category><![CDATA[kemik]]></category>
		<category><![CDATA[kış]]></category>
		<category><![CDATA[kuş]]></category>
		<category><![CDATA[mutlu]]></category>
		<category><![CDATA[prens]]></category>
		<category><![CDATA[tarla]]></category>
		<category><![CDATA[tavuk]]></category>
		<category><![CDATA[uyku]]></category>
		<category><![CDATA[yemek]]></category>
		<category><![CDATA[yumurta]]></category>
		<category><![CDATA[zengin]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.seslimasal.net/?p=640</guid>
		<description><![CDATA[Bir zamanlar yoksul ve dul bir kadın varmış. Oğlu çok tembel bir delikanlı olduğu için paraları yok denecek kadar azmış. Bir gün o kadar zor bir duruma düşmüşler ki, kadıncağız ellerinde kalan tek mal varlığını, Süt Beyazı isimli ineklerini satmaya karar vermiş...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h2 style="text-align: justify;">Bir zamanlar yoksul ve dul bir kadın varmış. Oğlu çok tembel bir delikanlı olduğu için paraları yok denecek kadar azmış. Bir gün o kadar zor bir duruma düşmüşler ki, kadıncağız ellerinde kalan tek mal varlığını, Süt Beyazı isimli ineklerini satmaya karar vermiş. Oğluna ineği pazara götürüp satabileceği en iyi fiyata satmasını söylemiş. Dalikanlı pazara giderken yolda tuhaf bir yaşlı adama rastlamış. Yaşlı adam ineğe bir göz atmış ve delikanlıya, “Bak çocuğum, bana bu ineği verirsen karşılığında sana çok değerli şeyler veririm,” demiş. Sonra cebinden beş fasulye tanesi çıkarmış. “Fasulye tanesi mi?” demiş delikanlı tereddütle.” “Ama bunlar sihirli,” demiş yaşlı adam. Adam öyle deyince bu iş delikanlının aklına yatmış ve fasulyeler karşılığında Süt Beyazı’nı yaşlı adama vererek yaptığı değiş tokuştan memnun, eve dönmüş. “Anne! Bak elimde ne var!” diye seslenip olanları anlatmış delikanlı eve dönünce. Ama annesi ona çok kızmış. Fasulye tanelerini dışarı, eline geçirdiği tavayı da delikanlıya fırlatmış. Sonra da ceza olsun diye onu odasına yollamış ve ona yemek vermemiş.</h2>
<h2 style="text-align: justify;">Sabah olunca delikanlı gözlerine inanamamış. Yatak odasının penceresinden, dışarıda bir bitkinin hızla büyüdüğünü görmüş. Bu ne bir ağaç, ne de dev bir ayçiçeğiymiş; göğe doğru büyümüş sihirli bir sırık fasulyesiymiş. Delikanlı hemen pencereden sarkıp sihirli fasulyeye tutunmuş ve tırmanmaya başlamış. Yarım saat sonra kendini, her şeyin normalden daha büyük olduğu garip bir ülkede bulmuş. Tarlaların ötesinde çok büyük bir ev varmış. Delikanlı evin yanına gidip kapıyı çalmış. Kapıyı bir kadın açmış. “Yiyecek bir şeyiniz var mı?” diye sormuş delikanlı. “Var,” demiş kadın. “Ama dev kocam gelince ortadan kaybolman gerek. Çünkü çocuklara hiç dayanamaz, onları hemen yer.” Delikanlı tam bir şeyler yemek üzere sofraya otururken dışarıdan birinin gür bir sesle şunları söylediğini duymuş: “Fee-fi-fo-fum, işte bir çocuk kokusu duydum. Ölü de olsa, diri de olsa güzeldir onları yemek. Kemiklerini öğütür, yaparım kendime ekmek.” “Fırına saklan. Hemen!” demiş kadın delikanlıya. Sonra da kocasına, “Ne çocuğu hayatım, dün kediye verdiğim et parçalarının kokusunu aldın herhalde,” diye seslenmiş. Yemekten sonra dev kese kese altınlarını saymaya başlamış. Kısa bir süre sonra altın saymaktan yorulup uykuya dalmış. Delikanlı saklandığı yerden çıkıp bir kese altın almış. Keseyi sihirli fasulyesinden aşağıya atmış, ardından fasulyenin sırığına tutuna tutuna aşağıya inmiş.</h2>
<h2 style="text-align: justify;">Annesi artık şanslarının döndüğüne bir türlü inanamamış. Ama birkaç ay sonra ellerindeki tüm altınlar bitmiş. Delikanlı tekrar sihirli fasulyesine tırmanarak devin yaşadığı ülkeye gitmiş. Devin karısı bu kez ona kuşkucu bir şekilde davranıyormuş. “Geçen gelişinde bir kese altınımız kayboldu,” diye iğnelemiş onu. Ama yine de delikanlıyı içeri almış. Çok geçmeden dev çıkagelmiş. “Fee-fi-fo-fum,” diye bir şarkı söylüyormuş. Bunu duyan delikanlı hemen yine fırına saklanmış. “Ne çocuğu, hayatım,” demiş devin karısı. “Dün yediğin piliç haşlamanın kokusunu duydun herhalde. Sen etli böreğini yemene bak!” Yemeğini bitirdikten sonra dev, karısına, “Kadın, bana tavuğumu getir,” demiş. Karısı hemen tavuğu getirmiş. “Yumurtla!” diye emretmiş dev ve delikanlının hayret dolu bakışları altında tavuk altın bir yumurta yumurtlamış. Tabii delikanlı tavuğu da alıp evine götürmüş. Delikanlı ile annesi böylece zengin olmuşlar.</h2>
<h2 style="text-align: justify;">Ama bir yıl sonra çocuk şansını bir kez daha denemeye karar vermiş ve tekrar sihirli fasulyesine tırmanmış. Bu sefer eve, devin karısına görünmeden girip, bir bakır tencerenin içine saklanmış. Dev girmiş içeri. “Fee-fi-fo-fum,” diye başlamış yine tekerlemesine. “Eğer bu yine o lanet olası çocuksa, fırına bak hayatım, kesin oradadır,” demiş karısı. Delikanlı orada değilmiş tabii ki. “Buralarda bir yerde, eminim,” diye gürlemiş dev, ama karısıyla birlikte evin altını üstüne getirmelerine rağmen onu bulamamışlar. Bu sefer dev yemekten sonra altın bir harp çıkarmış ortaya. “Söyle!” diye emretmiş ve harp ninniler söyleyip onu uyutmuş. O an delikanlı bu harpı her şeyden çok istediğini anlamış. Horlamakta olan devin dizine tırmanmış, masaya atlamış ve harpı kapmış. “İmdat!” diye bağırmış harp. Delikanlı, sırtında harp, masadan aşağıya atlamış. Dev peşine takılmış. Delikanlı sihirli fasulyesini yarıladığında harp, “İmdat!” diye bağırmış yine. Dev delikanlının peşinden sırık fasulyesine atlamış. Delikanlı aşağıya ulaşınca, “Anne! Çabuk bir balta getir,” diye bağırmış. İkisi birlikte sihirli fasulyeyi baltayla kesmeye başlamışlar. Bir süre sonra sihirli fasulyeyle birlikte dev de yere düşmüş ve anında ölmüş. “Üf!” demiş çocuk. “Az kalsın gidiyorduk!” O günden sora delikanlıyla annesi zenginler gibi yaşamışlar. Onlar söyledikçe tavuk altın yumurta yumurtluyormuş. İnsanlar altın harpı dinlemek için onlara para ödüyorlarmış. Delikanlının daha sonra güzel bir prensle evlenmiş ve ömürlerinin sonuna kadar mutlu yaşamışlar&#8230;</h2>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #ff0000;"><strong>Gönderen:</strong></span><span style="text-decoration: underline;">Ceren ARICI<br />
</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.seslimasal.net/sizden-gelenler/sihirli-fasulye.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>8</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>MAYMUN PERİ</title>
		<link>http://www.seslimasal.net/sizden-gelenler/maymun-peri.html</link>
		<comments>http://www.seslimasal.net/sizden-gelenler/maymun-peri.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 01 Jan 2010 02:40:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>MasalBaba</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sizden Gelenler]]></category>
		<category><![CDATA[altın]]></category>
		<category><![CDATA[elma]]></category>
		<category><![CDATA[erkek]]></category>
		<category><![CDATA[güneş]]></category>
		<category><![CDATA[kış]]></category>
		<category><![CDATA[kurt]]></category>
		<category><![CDATA[maymun]]></category>
		<category><![CDATA[mutlu]]></category>
		<category><![CDATA[orman]]></category>
		<category><![CDATA[padişah]]></category>
		<category><![CDATA[soğuk]]></category>
		<category><![CDATA[yemek]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.seslimasal.net/?p=636</guid>
		<description><![CDATA[Bir varmış bir yokmuş, evvel zaman içinde kalbur saman içinde güzel ülkelerden birinde, bir padişah yaşarmış üç erkek evladıyla birlikte. Evlatları büyümüş, yakışıklı birer delikanlı olmuş yıllar geçince...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h2 style="text-align: justify;">Bir varmış bir yokmuş, evvel zaman içinde kalbur saman içinde güzel ülkelerden birinde, bir padişah yaşarmış üç erkek evladıyla birlikte. Evlatları büyümüş, yakışıklı birer delikanlı olmuş yıllar geçince. Derken, padişah oğullarının mürüvvetini görmek istemiş: “-Hadi evlatlar, buyurun evlenin” demiş. Demiş de, üç delikanlı, evlenecek kız görememiş çevrelerinde. “-Hani padişah babamız, kısmetimiz nerede?” diye sormuşlar, evlenecek kimsecikler bulamayacakları endişesiyle. Padişah bu, bütün düğümleri çözmek onun görevi. Düşünmüş nerede, nasıl bulabilir evlatlarının kısmetini. Sonunda karar vermiş, üçünü de çağırtmış yanına. Birer ok ile yay uzatmış onlara: “-Atın bu okları. Okunuz kimin avlusuna düşerse, size o adamın kızını alacağım” demiş. Delikanlılar arasında bir heyecan rüzgarı esmiş. Ama delikanlı değiller mi? Yayı gererken elleri titrer mi?…Titrememiş tabii.</h2>
<h2 style="text-align: justify;">İlk atışı büyük oğlan yapmış. Oku bir atmış, pir atmış. Ok gitmiş gitmiş , vezirin evinin avlusuna düşmüş.Padişah hemen vezire adamlarını göndermiş, kızını istetmiş. Vezirin kızı pek güzelmiş.Güzel olduğu kadar elinden iş de gelirmiş. Kırk gün kırk gece süren düğün dernek ile büyük oğlan ile vezirin kızı, mutlu mesut dünya evine girmiş. Derken sıra ortanca oğlana gelmiş.Ortanca oğlan da okunu atmış. Ok yaydan bir fırlamış, kaşla göz arasında vekilin evinin avlusunu boylamış. Padişah hemen oraya da adamlarını salmış. Vekilin kızı da alınmış. Vekilin kızı da vezirin kızını aratmıyormuş hani. O kapkara ceylan bakışlı gözleri, o kapkara kıvrım zülüfleri. Bir bakan bir daha dönüp bakar, bakışları çok can yakarmış. Kırk gün kırk gece düğün dernek,ortanca oğlan ve vekilin kızı için de yapılmış, düğünün güzelliği de dillerde yankılanmış.</h2>
<h2 style="text-align: justify;">Sonunda sıra küçük oğlana gelmiş. Küçük oğlan almış okunu, şöyle güzelce germiş yayını. Gerilen yayı değil, gönül teliymiş sanki.Tam bırakacak, oku, kaçıp kısmetini bulacak, güneş bulutların arasından başını uzatmış, küçük oğlanın gözünü almış. Oğlan bir an ne olduğunu anlamamış, gözleri kamaşmış, tam o sırada ok yaydan kurtulmuş, almış başını, taa ormana doğru fırlamış. Sonra ağaçların arasına düşmüş kalmış. Küçük oğlan hemen ormana koşmuş, okunu bir maymunun elinde bulmuş. Maymun bir yandan oku kemiriyor, bir yandan da küçük oğlana gülümsüyormuş. Tam o sırada büyük ve ortanca oğlanlar gelmişler kardeşlerinin peşi sıra. Bir maymun görüverince karşılarında, gülmeye başlamışlar. Bu maymun senin kısmetin, bu maymunla evlenmek zorundasın diye, kardeşlerini maymunla evlenmek zorunda bırakmışlar.</h2>
<h2 style="text-align: justify;">Küçük oğlan kimselere gösterememiş eşini. Ormanda maymunla birlikte yaşamaya başlamış. Ama ağabeyleri rahat durmamış: “-Babamız evinize gelmek istiyor” diye küçük oğlanı kandırmış. Bunu duyan küçük oğlan, karısı maymunun yanına varmış: “-Babam evimize gelmek istiyormuş, ne yapacağız?” diye dert yanmış. Maymun hiç telaşlanmamış: “-Babana, istediğin adamlarını al ve filan dağa git de” demiş. Padişah, söylenen dağa gitmiş. Beraberinde adamlarını da getirmiş.Bir de bakmışlar dağda, her birinin atı için bir altın kazık çakılı. Yemek vakti sofra ise, kurulabilecek bütün sofralardan farklı. Yemekler altın tabaklarda, altın çatallar kaşıklar yanlarında. Böyle yemek yemek pek de keyifliymiş ya, yemek bittikten sonra da herkesin yediği tabak, atını bağladığı kazık kendine kalınca keyifler katlanmış, ağabeyler şaşırmış. “-O zaman” demişler “babamızın, eşlerimizi de çağırmasını isteyelim. Maymun geldiğinde biraz gülelim.” Gerçekten de çok geçmemiş, padişah oğullarını eşleriyle birlikte saraya davet etmiş. Küçük oğlanın paçaları tutuşmuş bu davet karşısında. Yine soluğu almış maymun karısının yanında: “-Şimdi ne yapacağız, babam çağırıyor” demiş. Maymun sonunda beklediği gün geldiği için heyecanlı ama görünüşte oldukça soğukkanlı, kocasının , misafir ağırladıkları dağa çıkıp “Gülnar” diye bağırmasını istemiş. Küçük oğlan, denileni yapmış; “-Gülnaar” diye bağırmış. Karşısına öyle bir peri çıkmış ki, dayanamamış, bayılmış. Bir süre sonra ayılınca peri: “-Ben senin karın Gülnar’ım” deyip postunu oğlana vermiş sonra devam etmiş: “Yıllardır bu postu çıkarmak için senin gibi bir şehzade ile evlenmeyi ve padişahın sarayına davet edilmeyi bekliyordum. Hadi gidelim. Ama bu postuma sahip ol. Onu sakın çaldırma. Çaldırırsan beni bulamazsın.” demiş.</h2>
<h2 style="text-align: justify;">Saraya gitmişler, Padişahın huzuruna gelmişler. Padişah, ağabey, ağabeylerinin karıları, görüverince küçük oğlanın eşsiz benzersiz karısını, düşüp bayılmışlar. Ayıldıklarında, yiyip içip eğlenmişler. Karısının postunu sıkı sıkı saklayan küçük oğlan ile eşsiz benzersiz güzellikteki maymun perinin kırk gün kırk gece süren düğünleri yapılmış. Onlar ermiş muradına biz çıkalım kerevetine. Gökten üç elma düştü biri bana, biri sana, biri kısmetine inananlara&#8230;</h2>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Gönderen:</strong></span><span style="text-decoration: underline;">Nazmiye SOLE<br />
</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.seslimasal.net/sizden-gelenler/maymun-peri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>7</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>KÖR ADAMIN KANDİLİ</title>
		<link>http://www.seslimasal.net/sizden-gelenler/kor-adamin-kandili.html</link>
		<comments>http://www.seslimasal.net/sizden-gelenler/kor-adamin-kandili.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 29 Dec 2009 02:40:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>MasalBaba</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sizden Gelenler]]></category>
		<category><![CDATA[kedi]]></category>
		<category><![CDATA[orman]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.seslimasal.net/?p=631</guid>
		<description><![CDATA[Zamanın birinde,gözleri görmeyen ihtiyar bir adamcağız varmış.Küçük kulübesinde tek başına yaşarmış.Ormandan el yardımıyla topladığı çalı çırpıları satarak geçinirmiş.Geceleri bir yere gideceği vakit,hiç ihmal etmez,kandilini yakar,dışarı öyle çıkarmış...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h2 style="text-align: justify;">Zamanın birinde,gözleri görmeyen ihtiyar bir adamcağız varmış.Küçük kulübesinde tek başına yaşarmış.Ormandan el yardımıyla topladığı çalı çırpıları satarak geçinirmiş.Geceleri bir yere gideceği vakit,hiç ihmal etmez,kandilini yakar,dışarı öyle çıkarmış.Kasaba halkı bu kör adamın,gözleri görmediği halde neden kandille dolaştığını anlayamazmış.İçlerinden kimse çıkıp bunun nedenini de sormazmış.Bir gün kör adam yine sabah erkenden kalkıp ormana çalı çırpı toplamaya gitmiş.O gider gitmez,kasabada meraklığıyla tanınan bir kadın etrafına arkadaşlarını toplayarak-Bu adam kör falan değil.Kör taklidi yaparak bizi kandırmaya çalışıyor.Böylece ona acıyıp elindeki çalı çırpıyı satın almamızı bekliyor demiş.Arkadaşları-Çok doğru!Yoksa geceleri neden elinde kandille dolaşsın?diye onu desteklemişler.Sonra hep birlikte kör adamın evine gelmiş,kandilini alıp saklamışlar.Adam o gün yine sırtındaki çalı çırpıyla evine dönmüş.Akşam dışarı çıkacağı vakit kandilini aramış.Fakat bir türlü bulamamış.Çaresiz,kandilsiz dışarı çıkmış.Kasabanın karanlık sokaklarında yürürken koluna bir adam çarpmış.Ardından ayağına bir kedi dolanmış.Sonra omzuna bir adam daha çarpıvermiş.Adamcağız sonunda dengesini kaybederek tepetaklak yere yuvarlanmış&#8230;Bunu gören kasabalılar,üzüntüyle onu yerden kaldırmışlar.Kör adam-Ah elimde kandilim olsaydı,dikkatsiz insanlar görür,bana çarpmazlardı demiş.İşte böylece kör adamın neden kandil taşıdığını herkes öğrenmiş.Kandili saklayan kadınlar yaptıklarına utanmışlar.Kandili adama geri vermişler.Adamcağız o günden sonra kasabanın sokaklarında kandiliyle güven içinde dolaşmış&#8230;</h2>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Gönderen:</strong></span><span style="text-decoration: underline;">Çağla ŞEN<br />
</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.seslimasal.net/sizden-gelenler/kor-adamin-kandili.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>TAVŞAN İLE ASLAN</title>
		<link>http://www.seslimasal.net/sizden-gelenler/tavsan-ile-aslan.html</link>
		<comments>http://www.seslimasal.net/sizden-gelenler/tavsan-ile-aslan.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 26 Dec 2009 22:43:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>MasalBaba</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sizden Gelenler]]></category>
		<category><![CDATA[aslan]]></category>
		<category><![CDATA[hayvan]]></category>
		<category><![CDATA[kral]]></category>
		<category><![CDATA[kurt]]></category>
		<category><![CDATA[orman]]></category>
		<category><![CDATA[tavşan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.seslimasal.net/?p=619</guid>
		<description><![CDATA[Bir varmış,bir yokmuş.Bir aslan varmış.Bu aslan ormanların kralı imiş.Her gün kral bir hayvanı yemeye geliyormuş.Bir gün hayvanlar krallarına...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h2 style="text-align: justify;">Bir varmış,bir yokmuş.Bir aslan varmış.Bu aslan ormanların kralı imiş.Her gün kral bir hayvanı yemeye geliyormuş.Bir gün hayvanlar krallarına &#8216;Kralım siz her gün içimizden birisini yiyorsunuz.Siz yoruluyorsunuzdur.Biz sizin ayağınıza her gün bir arkadaşımızı yollarız.&#8217;demişler.Kral bunu kabul etmiş.Sıra tavşana gelmiş.Tavşan hiç gönülsüz gitmiş.Aslana&#8217;Kralım,yolda bir aslan gördüm.Siz gibi yeleleri var.Bana az kalsın saldırıyordu.&#8217;demiş.Bunu duyan kral sinirlenmiş.&#8217;Hemen bana onu bul.&#8217;demiş.Tavşan kralı kuyuya götürmüş.Aslan kuyuya bakmış.Baksın ki;ne görsün.Kendisi gibi bir aslan.Kral kükremiş,kuyu içindeki aslan kükremiş.Kral kendisine kükrendiğini duyunca sinir küplerine binmiş resmen.Kral hemen kuyuya atlamış ve ölmüş.Bu durumda bütün hayvanlar kurtulmuş ve tavşanı kral yapmaya karar vermişler.Tavşan Kral bunu kabul etmiş ve o günden sonra gelen aslana bu taktiği uygulamışlar.Her gelen aslan ölmüş.</h2>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Gönderen:</strong></span><span style="text-decoration: underline;">Nevin AKBULUT<br />
</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.seslimasal.net/sizden-gelenler/tavsan-ile-aslan.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İYİLİĞE KARŞI KÖTÜLÜK</title>
		<link>http://www.seslimasal.net/sizden-gelenler/iyilige-karsi-kotuluk.html</link>
		<comments>http://www.seslimasal.net/sizden-gelenler/iyilige-karsi-kotuluk.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 26 Dec 2009 22:40:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>MasalBaba</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sizden Gelenler]]></category>
		<category><![CDATA[altın]]></category>
		<category><![CDATA[geyik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.seslimasal.net/?p=616</guid>
		<description><![CDATA[Avcılar peşinde,alageyik önlerinde bütün gücüyle kaçıyormuş.Alageyik bir bağa dalmış,asmalardan birinin altına saklanmış.Avcılar görmeyip geçip gitmişler. Alageyik tehlike geçince doğrulmuş...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h2 style="text-align: justify;">Avcılar peşinde,alageyik önlerinde bütün gücüyle kaçıyormuş.Alageyik bir bağa dalmış,asmalardan birinin altına saklanmış.Avcılar görmeyip geçip gitmişler. Alageyik tehlike geçince doğrulmuş.Taze yeşil asmaya dayanamamış,başlamış kemirmeye.Hatır hutur yerken,sesi avcıların kulağına erişmiş. -yakınlarda bir yerde bir av var galiba demişler. Oklarını çıkarıp yaylarına geçmişler,gerip gerip atmışlar.Okun biri alageyiğin yüreğine saplanmış ve yere yıkılmış. Ölürken: -Bunu hak ettim, demiş alageyik.Asmaya sığınıp canımı korudum,sonra onun iyiliğine karşılık tuttum yapraklarını,filizlerini yedim.İyiliğe karşı kötülük ettim. iYİLİĞE İYİLİKLE KARŞILIK VERMELİYİZ!</h2>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Gönderen:</strong></span><span style="text-decoration: underline;">Emre AYDIN<br />
</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.seslimasal.net/sizden-gelenler/iyilige-karsi-kotuluk.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
