Tavus kuşu bir gün Tanrı babanın katına çıkmış.”Yüce Tanrım !” demiş “Derdim çok büyük. Ancak sen çare bulabilirsin.” Tanrı sormuş:”Nedir derdin?”. Tavus kuşu üzüntülü konuşmuş…
Bir gün çaylak denen kuş aç aç gezerken ormandan şakıma sesleri duymuş. Biraz sesi dinlemiş ” iyi” demiş. “Bülbül ufacıktır ama karnımı azda olsa doyurur. Ne yapalım . Bugünlükte bukadar olsun…
İki boğa cayır çimenler ve inekler için kavgaya tutuşmuşlar.Bir boğa “Tümü benim”diyormuş. Diğeri”Hayır benim”. Birbirlerine toslayıp duruyor tozu dumana katıyorlarmış.
Bir varmış, bir yokmuş. Bir ormanda bir çok kuş varmış. Bunların içinden bir tanesi çok tembelmiş. Bütün kuşlar kendi yiyeceklerini kendileri ararmış…
Bir kış günü bir kraliçe pencerenin önünde dikiş dikerken iğne eline batmış. Hemen bir parça pamukla elinden akan kanı silmiş. Keşke demiş kraliçe: teni şu pamuk kadar beyaz, dudakları kandamlası kadar kırmızı ve saçları şu pencerenin pervazı kadar kara bir kızım olsa…
Bir zamanlar güzeller güzeli bir kız varmış. Annesi ölünce babası yeniden evlenmiş. Üvey annesi de ilk evliliğinden olan iki kızıyla birlikte gelip eve yerleşmiş.Bu iki kız, yeni kız kardeşlerinden hiç hoşlanmamış…
Bilirsiniz; yılan denen yaratığın bir başı, bir de kuyruğu vardır. İki yanı da insanoğlu için tehlikelidir. Yılanın başı ile kuyruğu bir gün kavgaya tutuşmuşlar. Kuyruk şöyle demiş…
Bir ülkede birbirine komşu bir ayakkabı tamircisi ile zengin yaşarmış. Ayakkabı tamircisi çok mutlu, neşeli biriymiş. Sabahtan akşama kadar durmadan şarkı söyler, keyfinden yerinde duramazmış. Tamir yaparken çivi ve ayakkabı sesleri şarkılarına karışır…





(Ortalama:4,04 oy)



