Güçlü kuvvetli, vurduğunu deviren, dünyayı titreten ormanların kıralı aslan günün birinde yaşlanmış. Eli ayağı tutmaz, gözleri görmez olmuş. Yaşlılıktan yerinden kalkamaz pençelerini bile çıkaramaz olmuş…
Bir tilki üzümü çok severmiş. Yolda gezerken bir asma görmüş. Asmada ki üzümler mis gibi kokular saçıyorlarmış. Güneşten rengi sararmış, baldan daha tatlı görünüyormuş. Asmaysa çardaktaymış. Tilkinin bir türlü boyu yetişmiyormuş…
Bir hastalık ormanda ki bütün hayvanları kırıp geçiriyormuş. Hayvanlar birer birer ölmeye başlamışlar. Aslan bakmış olacak gibi değil, sıra ona da geliyor yavaş yavaş “buna bir kurtuluş yolu bulmak gerekir…
Sivrisinek bir gün aslanın etrafında vızıldayarak dolaşmaya başlamış. Aslan rahatsız olmaya başlamış sesten. Kafasını, kuyruğunu sallamaya başlamış. Ama sivrisinek hiç oralı olmamış. Sonunda dayanamayıp…
Kocaman bir çınar ağacıyla incecik gülden narin bir saz birbirlerine komşuymuş. Çınar saza tepeden bakarak şöyle demiş: “ bir kendime bir sana bakıyorum da acıyorum…
Maymun ile pars bir panayır yerinde gösteri yaparak para kazanıyorlarmış. İkisi de üzerlerine dikkatleri çekmek için uğraşıyorlarmış. Pars şöyle bağırıyormuş…
Ormanın birinde bir tilki yaşarmış. Kurtlardan biriyle iyi arkadaşmış. Ama arkadaşının yediği koyunları gördükçe kendi kendine hayıflanırmış. Bir gün kurta şöyle demiş…
Adı üstünde korkak bir tavşan ormanın birinde yaşarmış. Küçük bir tıkırtı korkutur, minik bir hareket ürkütürmüş onu. Tir tir titremeye başlarmış hemen. Bu nedenle evden dışarıya çıkamazmış…






(Ortalama:3,86 oy)



