<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Sesli Masal &#187; Sesli Masallar</title>
	<atom:link href="http://www.seslimasal.net/category/sesli-masallar/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.seslimasal.net</link>
	<description>Masallar - Masal Dinle - Masal Oku - Dünya Klasikleri - Masal Dünyası</description>
	<lastBuildDate>Sat, 28 Jan 2012 11:26:39 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Uyuyan Güzel</title>
		<link>http://www.seslimasal.net/sesli-masallar/uyuyan-guzel.html</link>
		<comments>http://www.seslimasal.net/sesli-masallar/uyuyan-guzel.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 15 Nov 2011 16:43:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>MasalBaba</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sesli Masallar]]></category>
		<category><![CDATA[masal]]></category>
		<category><![CDATA[uyuyan güzel]]></category>
		<category><![CDATA[uyuyan güzel masalı]]></category>
		<category><![CDATA[uyuyan güzel masalını dinle]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.seslimasal.net/?p=1001</guid>
		<description><![CDATA[Uzun yıllar önce, uzak ülkelerin birinde, bir kralla güzeller güzeli bir kraliçe
yaşıyormuş. Kocaman görkemli bir şatoda oturan kral ve kraliçeyi ülkenin halkı çok
severmiş. Özellikle güzel ve iyi kalpli olan kraliçeye herkes hayranmış. Bu iyi
yürekli kraliçenin hayattaki en büyük dileği bir çocuk sahibi olmakmış. Sonunda bu
dileği gerçekleşmiş ve bir ilkbahar sabahı harika bir kız çocuğu dünyaya getirmiş.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;">
<a href="http://www.seslimasal.net/wp-content/uploads/2011/11/uyuyanguzel.jpg"><img onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" class="size-medium wp-image-1010 aligncenter" title="Uyuyan Güzel" src="http://www.seslimasal.net/wp-content/uploads/2011/11/uyuyanguzel.jpg" alt="uyuyanguzel Uyuyan Güzel" width="300" height="225" /></a></p>
<h2><strong>Uzun yıllar önce, uzak ülkelerin birinde, bir kralla güzeller güzeli bir kraliçe yaşıyormuş. Kocaman görkemli bir şatoda oturan kral ve kraliçeyi ülkenin halkı çok severmiş. Özellikle güzel ve iyi kalpli olan kraliçeye herkes hayranmış. </strong></h2>
<h2><strong>Bu iyi yürekli kraliçenin hayattaki en büyük dileği bir çocuk sahibi olmakmış. Sonunda bu dileği gerçekleşmiş ve bir ilkbahar sabahı harika bir kız çocuğu dünyaya getirmiş. Genç kralla kraliçenin mutluluğuna diyecek yokmuş. Küçük prensesin doğumunu kutlamak için o güne kadar görülmemiş bir şenlik düzenlenmiş. Bu şenliğe o ülkedeki bütün insanlar ve periler davet edilmiş. Şenlikler şatonun büyük salonlarında kutlanıyormuş. Her taraf o günün şerefine süslenmiş. Bütün davetlilerin dikkati, yatağında uslu uslu yatan minik prensesin üzerindeymiş. Melek yüzlü iyilik perileri beşiğin çevresinde toplanmış. Her biri sırayla bebeğe iyi dileklerde bulunmuşlar. Kimi ona güzellik, kimi akıl, kimi de cömertlik armağan etmiş. Fakat büyük bir talihsizlik olmuş ve yaşlı bir periyi şenliğe davet etmeyi unutmuşlar. </strong></h2>
<h2><strong>Bütün konuklar neşe içinde eğlenirken yaşlı peri birden ortaya çıkıvermiş. Şenliğe davet edilmediği için çok kızmış. Öfkeyle küçük prensesin beşiğine yaklaşarak; &#8220;On altı yaşına geldiğinde parmağına bir iğ batacak ve öleceksin&#8221; demiş. Oradaki herkes şaşkınlıktan donakalmış. İşte tam bu sırada henüz dilekte bulunmayan perilerin en genci ileri atılmış;&#8221; Üzülmeyin, demiş yavrunuz ölmeyecek. Küçük prenses yüz yıl sürecek derin bir uykuya dalacak ve bir prens gelip onu öptüğünde bu uzun uykudan uyanacak.&#8221; Kral ve Kraliçe genç periye teşekkür etmişler. Ama kral yinede bu kehanetin gerçekleşmesinden büyük kaygı duyuyormuş. Hemen, bütün muhafızlarına, ülkedeki iğlerin kaldırılmasını emretmiş. Bu emre uymayanların cezası ölüm olacakmış. Böylece aradan uzun yıllar geçmiş. </strong></h2>
<h2><strong>Mutlu bir hayat süren prenses her gün biraz daha büyüyüp güzelleşiyormuş. On altı yaşına geldiğinde bir gün şatoyu gezmeye karar vermiş. Şato o kadar büyükmüş ki, bilmediği pek çok yeri varmış. O zamana kadar görmediği küçük bir odada yaşlı bir kadına rastlamış. Kadın elindeki iğ ile iplik eğiriyormuş. Bu iğ nasıl olduysa muhafızların gözünden kaçmış. Çok meraklanan prenses tanımadığı bu garip alete dokunmak istemiş ve iği eline alır almaz iğ eline batmış. Kötü kehanet sonunda gerçekleşmiş. Hemen uykuya dalan güzel prenses ipek örtüler içinde altından yapılmış bir yatağa yatırılmış.</strong></h2>
<h2><strong> Prensesle birlikte bütün şato yüz yıl sürecek derin bir uykuya dalmış. Kral kraliçe muhafızlar, hizmetkârlar ve saray çalgıcıları da uyumuş. Sadece onlarda değil; sahibiyle birlikte avludaki köpek, ahırdaki koşulmuş at, hatta dallardaki kuşlar bile uyumuşlar. Her tarafa derin bir sessizlik çökmüş onları uyandırmamak için rüzgâr bile susmuş. Ağaçların yaprakları da kımıldamaz olmuş. Bu arada uyuyan şatonun çevresinde sık bir orman göğe doğru yükselip onu bütün gözlerden gizlemiş. </strong></h2>
<h2><strong>Aradan tam yüz yıl geçmiş. Yine ilkbahar gelmiş bütün doğa uyanmış. Günlerden bir gün genç ve cesur bir prensin ormana yolu düşmüş. Uyuyan güzel efsanesini duymuş ve onu bulmaya karar vermiş. Günlerce aradıktan sonra, önüne geçemediği bir duygu onu bu ormana çekmiş. Sonunda şatoyu bulmuş ve prensesin uyuduğu odaya girmiş. Daha onu görür görmez yüreğini tarifsiz bir sevgi kaplamış. Prensese daha o anda âşık olmuş. Genç kıza doğru eğilmiş ve onu hafifçe öpmüş. Güzel prenses sihirli bir değnekle dokunulmuş gibi hemen gözlerini açmış. Onunla birlikte şatodakiler de gözlerini açmışlar. </strong></h2>
<h2><strong>Kötü kalpli perinin büyüsü bozulmuş. İki genç kısa süre sonra görkemli bir düğünle evlenmiş ve uzun yıllar birlikte mutlu bir hayat sürmüşler.</strong></h2>
<p>Bu masal Burcu Öztürk tarafından seslendirilmiştir. Uğraşları için kendisine<br />
teşekkür ediyoruz. Kopyalanması, çoğaltılıp yayımlanması kesinlikle yasaktır.</p>
<iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.seslimasal.net%2Fsesli-masallar%2Fuyuyan-guzel.html&amp;layout=standard&amp;show_faces=true&amp;width=450&amp;action=like&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:450px;margin-top:5px;"></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.seslimasal.net/sesli-masallar/uyuyan-guzel.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>94</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kara Tren</title>
		<link>http://www.seslimasal.net/sesli-masallar/kara-tren.html</link>
		<comments>http://www.seslimasal.net/sesli-masallar/kara-tren.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 13 Sep 2011 07:47:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>SesliMasal</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sesli Masallar]]></category>
		<category><![CDATA[kara tren]]></category>
		<category><![CDATA[masal dinle]]></category>
		<category><![CDATA[tren masalı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.seslimasal.net/?p=959</guid>
		<description><![CDATA[Evvel zaman içinde bir orman varmış. Bu ormanın kenarından tren yolu geçermiş. Her gün bir tren kasabadan kente giderken bu ormanın yamacından geçermiş. Ormandaki hayvanlar treni çok severlermiş. Tren ormanın kenarına gelince düdüğünü öttürür haber verirmiş: Düüüüüütt!.. O zaman hayvanlar ormanın kenarına koşarlarmış. ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;">
<p style="text-align: center;"><a href="http://www.seslimasal.net/wp-content/uploads/2011/09/karatren.jpg"><img onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" class="aligncenter size-full wp-image-857" title="pinokyo" src="http://www.seslimasal.net/wp-content/uploads/2011/09/karatren.jpg" alt="karatren Kara Tren" width="273" height="233" /></a></p>
<p align="center"><strong>Evvel zaman içinde bir orman varmış. Bu ormanın kenarından tren yolu geçermiş. Her gün bir tren kasabadan kente giderken bu ormanın yamacından geçermiş. Ormandaki hayvanlar treni çok severlermiş. Tren ormanın kenarına gelince düdüğünü öttürür haber verirmiş: Düüüüüütt!.. O zaman hayvanlar ormanın kenarına koşarlarmış. Tavşanlar, sincaplar kulaklarını sallayarak onu selamlarmış. Çiçekler bile başlarını sallar, kuşlar onunla yarışırlarmış. Trende keyifli keyifli çuf, çuf çuf çuf eder, puf puf puf diye dumanını çıkararak geçer gidermiş. </strong><strong></strong></p>
<p style="text-align: left;"><strong>Bir gün kara karga, “Aman bıktım bu trenin sesinden” diye gecirmis icinden. Kargaların kendi sesleri çirkin olduğu için olacak, trenin sesini, güzel düdüğünü sevmemiş bizim kara karga. Sonra da gidip trene şöyle demiş: “Biz senin sesini sevmiyoruz öttürüp durma.”</strong><strong>Tren bu işe çok üzülmüş. “Beni seviyorlar sanıyordum” demiş. Ertesi günü ormanın kenarına varınca her zamanki gibi düdük çalacakmış, ama karganın söyledikleri aklına gelince `düt` demiş kesmiş düdüğü. Sonra da kimse duymasın diye çok, ama çok yavaş geçmiş gitmiş: Çuf, çuf, çuf, puuuuff… dumandan anlamış ormandakiler trenin geçtiğini hemen koşmuşlar ama yetişememişler. </strong></p>
<p style="text-align: left;"><strong>Tren o kadar yavaş gitmiş ki kente geç gelmiş. Makinistler merak etmişler. Acaba bir arıza mı var diye. Oysa tren yavaş gittiği için gecikmiş.</strong><strong>Ertesi gün tren ormanın kenarına gelince düdüğünü hiç çalmamış. Sonra da “düdük çalmadan, ormandakileri görmeden ne diye gideyim, hiç gitmem” demiş. Orada durmuş kalmış. Kentte beklemişler. Tren gelmemiş. Makinistler “Dünden belli oluyordu, arıza yaptı herhalde” demişler. </strong></p>
<p style="text-align: left;"><strong>Yeni bir lokomotif çıkarmışlar ve treni kasabaya geri çekmişler. Ertesi gün trene bakmaya karar vermişler.</strong><strong>Bu sırada ormandakiler toplanıp aralarında konuşmuşlar. Treni özledik ne yapsak, diye düşünmüşler. Kuşlar ağlamışlar. Bize darıldı diye üzülüyorlarmış. Kara karga olanları görünce yaptığı yanlışı anlamış. </strong><strong>“Sanırım siz seviyordunuz. Oysa ben ötmemesini söyledim. Ama üzülmeyin gider kendim anlatırım.” demiş ve ormanda herkes seni çok seviyor ve sen geçmediğin için üzülüyorlar.</strong><strong>Kara tren bunu duyunca çok sevinmiş.</strong></p>
<p style="text-align: left;"><strong> “Yarın geleceğim git söyle” demiş.</strong><strong>Ertesi gün makinistler gelmişler. Trende hiçbir arıza bulamamışlar. Çok şaşırmışlar. Yağlanması gerektiğini düşünmüşler. Treni bir güzel yağlamışlar. Sonra da yola çıkarmışlar. Tren koşa koşa ormana gelmiş. Gelince de uzun bir düdük çalmış. Düüüüüüüüüü…üüüüüü…..üüüüüüüt. Sincaplar, tavşanlar, kuşlar koşmuşlar trene, trende gene çuf çuf çuf, diye keyifle giderken puf puf puf, diye dumanını taa göklere salmış. </strong></p>
<p style="text-align: left;"><strong>O gün kente tam vaktinde varmış ve bir daha hiç bozulmamış.</strong></p>
<iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.seslimasal.net%2Fsesli-masallar%2Fkara-tren.html&amp;layout=standard&amp;show_faces=true&amp;width=450&amp;action=like&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:450px;margin-top:5px;"></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.seslimasal.net/sesli-masallar/kara-tren.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>32</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Pinokyo</title>
		<link>http://www.seslimasal.net/sesli-masallar/pinokyo.html</link>
		<comments>http://www.seslimasal.net/sesli-masallar/pinokyo.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 10 Aug 2011 20:25:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>SesliMasal</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sesli Masallar]]></category>
		<category><![CDATA[geppetto]]></category>
		<category><![CDATA[pinokyo]]></category>
		<category><![CDATA[pinokyo dinle]]></category>
		<category><![CDATA[pinokyo masalı]]></category>
		<category><![CDATA[pinokyo masalı dinle]]></category>
		<category><![CDATA[pinokyo masalı sesli]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.seslimasal.net/?p=952</guid>
		<description><![CDATA[Bir varmış, bir yokmuş çook eski bir zamanda küçük bir kasabada Geppetto adında ihtiyar bir oyuncakçı yaşarmış. Yaptığı tahtadan oyuncakları satarak geçimini sağlarmış. İhtiyar oyuncakçının hayatta üzüldüğü tek şey bir çocuğunun olmamasıymış. Bir çocuğunun olması için neler vermezmiş ki.
Bir gün yeni bir oyuncak yapmak için ormana gidip kütük aramaya başlamış. Derken tam aradığı gibi bir kütüğü bulmuş. ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;">
<p style="text-align: center;"><a href="http://www.seslimasal.net/wp-content/uploads/2011/07/pinokyo.jpg"><img onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" class="aligncenter size-full wp-image-857" title="pinokyo" src="http://www.seslimasal.net/wp-content/uploads/2011/07/pinokyo.jpg" alt="pinokyo Pinokyo" width="273" height="233" /></a></p>
<h2>Bir varmış, bir yokmuş çook eski bir zamanda küçük bir kasabada Geppetto adında ihtiyar bir oyuncakçı yaşarmış. Yaptığı tahtadan oyuncakları satarak geçimini sağlarmış. İhtiyar oyuncakçının hayatta üzüldüğü tek şey bir çocuğunun olmamasıymış. Bir çocuğunun olması için neler vermezmiş ki.<br />
Bir gün yeni bir oyuncak yapmak için ormana gidip kütük aramaya başlamış. Derken tam aradığı gibi bir kütüğü bulmuş. – İşte tam aradığım gibi bir kütük. Bununla çok güzel bir kukla yapacağım, diye sevinerek kütüğü sırtladığı gibi oyuncakcı dükkanına taşımış. Tezgahın üzerine koymuş. Başlamış yontmaya. Geppetto kütüğü yonttukça kütükten “ah ah!” diye sesler geliyormuş. Geppetto usta: &#8220;Nereden geliyor bu ses&#8221; diye düşünmüş. “Herhalde bana öyle geldi” diye içinden geçirmiş. Derken kuklanın önce kafası sonra da vücudu daha sonra da kolları ile bacakları şekillenmeye başlamış.</h2>
<h2>Geppetto usta en sonunda kuklayı bitirmiş. Onu sandalyenin üzerine oturtmuş. Ortalığı temizlemeye başlamış. O ortalığı temizlerken, “Merhaba” diye bir ses duymuş. Sesin nereden geldiğini anlamak için başını çevirmiş. Ortalıkta sandalyenin üzerinde oturmakta olan kukladan başka kimsecikler yokmuş. Yine yanıldığını düşünerek işine devam etmiş. Az sonra kukla oturduğu sandalyeden hopladığı gibi odanın içinde dansetmeye başlamış. Olanları gören Geppetto ustanın şaşkınlıktan ağzı bir karış açılmış. – Aman Allahım! Bu kukla canlı. “Tam da benim istediğim gibi bir çocuk” demiş. Etten kemikten değilmiş ama tıpkı bir çocuk gibi gülüyor, koşuyor, oynuyormuş. Kukla çocuğu kucağına alıp; – Sen gerçek bir çocuk gibisin. Senin adın Pinokyo olsun, demiş. Artık Geppetto ustanın hiç canı sıkılmıyor, günlerini Pinokyo ile ilgilenerek geçiriyormuş.</h2>
<h2>Bir süre sonra Pinokyo’nun okula gitmesi gerektiğini düşünmüş. Ancak Pinokyo’nun ne defteri varmış ne kalemi. Geppetto ustada da hiç para olmadığından paltosunu satarak, aldığı parayı Pinokyo’ya vermiş. – Al oğlum bu parayla kendine defter kalem al. Güzelce okuluna git, demiş. Pinokyo parayı avucuna almış yola koyulmuş. Neşe içinde yürüyormuş. Merakla etrafına bakınıp, yol üzerindeki dükkanları, pazar tezgahlarını, bağıran insanları izliyormuş. Bu arada yolun başındaki kalabalık dikkatini çekmiş. Kalabalığın arasına dalıp ne olduğunu öğrenmeye çalışmış. Kalabalığın önünde kocaman renkli bir çadır duruyormuş. Bu şehre yeni gelen sirkin çadırıymış. Çadırın önündeki palyaço bağırarak müşteri topluyormuş. Pinokyo çadırın içerisinde ne olduğunu merak edip, kalabalığın arasından geçip çadıra girmek istemiş. Palyaço, Pinokyo’ya içeri parasız girilemeyeceğini söylemiş. Pinokyo içeride olanları çok merak ettiğinden, Geppetto ustanın okula gitmesi için verdiği parayı uzatmış. İçeriye girince çadırın ortasına kurulan sahnede oynayan kuklaları görmüş. – Hey! Bunlar da benim gibi tahtadan, diyerek sahneye kuklaların arasına çıkmış. Kuklaları izleyen kalabalık Pinokyo’ya kızmış. – Çekil oradan sahneyi görmemizi engelliyorsun, diyerek azarlamışlar Pinokyo’yu. Ancak sahnenin yukarısında kuklalara bağlı olan ipleri tutan sirk sahibi canlı bir kukla gördüğü için çok sevinmiş. “Böyle ipleri olmadan hareket edebilen bir kukla bana çok para kazandıracak” diye düşünmüş. Oyun biter bitmez Pinokyo’yu yakaladığı gibi kafese kapatmış. Pinokyo başına gelenlerin kendi suçu olduğunu Geppetto ustanın sözünü dinleyip okula gitse bunların hiçbirinin olmayacağını düşünerek, ağlamaya başlamış. Pinokyonun pişman olduğunu gören iyilik perisi hemen onun yanına giderek; – Babanın sözünden çıkmamalıydın! Ama pişman olduğunu görüyorum. Bunun için seni kurtaracağım. Ama bir daha yaramazlık yapma! Bu da sirke verdiğin para. Onu sakın boş yere harcama. Doğru okuluna git, diyerek Pinokyo’yu sirkin dışına çıkarmış.</h2>
<h2>Pinokyo paralar elinde okula doğru yol almaya başlamış. Bir yandan da şarkı söylüyormuş. Pinokyo’nun şarkı söyleyerek yürüdüğünü gören kurnaz tilki ve arkadaşı kedi “Bu kukla ne kadar da neşeli, şunun bir yanına gidelim” diyerek Pinokyo’nun önüne çıkmışlar. – Hayrola Pinokyo? Böyle neşeli neşeli nereye gidiyorsun? Diye sormuşlar. Pinokyo da: – Kendime defter kalem alıp okula gideceğim, demiş. Kurnaz Tilki: – Defter, kalem alacak paran var mı? Diye sormuş. Pinokyo, büyükbabasının verdiği paraları göstermiş. Paraları gören kurnaz tilki ve kedi bir oyun oynayıp bu paraları almaya karar vermişler. Pinokyo’ya: – Okula gidip de ne yapacaksın? Bizim dediklerimizi yaparsan zengin olursun. Sen o paraları bize ver, biz de götürüp sihirli tarlaya ekelim. Senin de bir para ağacın olur, ihtiyacın oldukça bu ağaca gider, meyveleri olan paraları toplarsın, demişler. Hiç böyle şey olur mu? Ama Pinokyo söylenenlere inanmış elindeki paraları kurnaz tilkiye teslim etmiş. Paraları alan kurnaz tilki ve kedi hemen oradan uzaklaşmışlar.</h2>
<h2>Tek başına kalan Pinokyo’nun yanında iyilik perisi belirivermiş. Pinokyo’ya: – Defter kalem aldın mı Pinokyo? Diye sormuş. Oysa peri paraları kurnaz tilkiye kaptırdığını biliyormuş. Sakın yalan söyleme yoksa seni cezalandırırım, diye uyarmış. Pinokyo uyarıya aldırmadan yalan söylemiş. – Defter, kalem aldım. Onları okula bıraktım, deyince yalan söylediğinden dolayı burnu uzamaya başlamış. Peri, Pinokyo’nun doğru söylemesi gerektiğini söyledikçe, Pinokyo başka yalanlar uyduruyor, burnu da uzadıkça uzuyormuş. Artık öyle bir hale gelmiş ki kafasını hiç bir tarafa çeviremez olmuş. En sonunda yaptığı hatayı anlamış, işin doğrusunu periye anlatmış, peri de akıllanan Pinokyo’nun burnunu eski haline döndürmüş. Bir sihir yaparak kurnaz tilkiye kaptırdığı paraların, Pinokyo’nun eline geri gelmesini sağlamış. Pinokyo’yu uyararak; – Bu paraları boşyere harcama, doğru okuluna git, diyerek ortadan kaybolmuş. Pinokyo paralar elinde yine şarkı söyleyerek yürümeye başlamış. Tenha bir yerden geçerken birisinin yüksek sesle güldüğünü işitmiş. Aynı anda karşısına kendisini hapseden sirk sahibi çıkıvermiş. – Gel bakalım buraya seni yaramaz. Geçen sefer elimden nasıl kaçtın bilmiyorum ama şimdi senin cezanı vereceğim, diyerek Pinokyo’yu kollarından tuttuğu gibi denize atıvermiş. Pinokyo denize düşünce, suyun üzerinde kalmış. Dibe batmıyormuş, çünkü Pinokyo tahtadan bir kukla olduğu için su kendisini kaldırıyormuş. Suyun üzerinde böyle batmadan kalmak Pinokyo’nun hoşuna gitmiş. Kollarıyla bacaklarını oynatarak yüzmeye başlamış. Kıyıya doğru yüzerken birden ne olduysa olmuş. Pinokyo kendisini karanlık bir yerde buluvermiş. Meğerse Pinokyo’yu kocaman bir balık yutmuş. Şimdi Pinokyo balığın midesinde duruyormuş.</h2>
<h2>Pinokyo balığın midesinde bekleye dursun, biz gelelim Geppetto ustaya. Geppetto usta eve gelmeyen Pinokyo’yu çok merak etmiş. Paltosunu da Pinokyo’yu okula göndermek için sattığından hasta olmuş. Oğlu Pinokyo’yu aramak için hasta hasta yollara düşmüş. En sonunda Pinokyo’nun denize atıldığı yere varmış. Buradaki balıkçılara oğlunu görüp görmediklerini sormuş. Balıkçılar da sirk sahibinin, Pinokyo’yu denize attığını gördüklerini söylemişler. Geppetto usta balıkçılardan birisine, kayığıyla denize açılıp oğlunu bulmaya yardım etmesi için yalvarmış. Geppetto ustayı tanıyan ve onun ne kadar iyi bir insan olduğunu bilen balıkçı, bu isteği geri çevirmemiş. Birlikte kayığa binip denize açılmışlar. Kayık bir süre yol aldıktan sonra şiddetli bir rüzgar çıkmış. Büyüyen dalgalara kayık daha fazla dayanamamış, birdenbire devrilivermiş. Balıkçıyla, Geppetto usta kendilerini bir anda dalgaların arasında buluvermişler. Geppetto usta hem yaşlı olduğundan hem de yüzmeyi bilmediğinden denizin dibine doğru batmaya başlamış. Bu sırada Pinokyo’yu yutan balık, Geppetto ustayı da yutmuş. Geppetto usta da balığın boğazından kayıp midesine girivermiş. Balığın midesinde ağlayan bir çocuğun sesini duymuş. Bu sesi hemen tanımış. Bu, oğlu Pinokyo’nun sesiymiş. Geppetto usta oğlunu bulduğu için çok sevinmiş. Pinokyo’ya: – Pinokyo, oğlum ben baban, Geppetto. Hayatta olduğuna çok sevindim. Seni o kadar çok merak ettim ki. Babasının sesini işiten Pinokyo gözyaşları içerisinde boynuna sarılmış. – Senin sözünü dinlemediğim için çok özür dilerim babacığım, beni affet bir daha sözünden hiç çıkmayacağım, diyerek gözyaşı dökmüş. Pinokyo’nun gerçekten de pişman olduğunu gören peri kızı onları kurtarmaya karar vermiş. Geppetto ustayla, Pinokyo’yu balığın midesinden çıkarıp karaya çıkartmış. Kurtulduklarına çok sevinen Pinokyo, babasının elinden tuttuğu gibi evlerinin yolunu tutmuşlar.</h2>
<h2>Pinokyo o günden sonra o kadar akıllı bir çocuk olmuş ki babasının sözünden hiç çıkmamış. Her gün okuluna gitmiş. Okul çıkışı ise babasının yanına koşarak ona işlerinde yardım etmiş. Peri kızı da Pinokyo’nun çok iyi bir çocuk olduğunu görüp onu ödüllendirmeye karar vermiş. Pinokyo’nun artık tahtadan değil de etten kemikten normal bir çocuk olması için büyü yapmış. Büyü gerçekleşmiş. Pinokyo gece yatağında, uyumak üzereyken birdenbire normal bir çocuğa döndüğünün farkına varmış. Artık tahtadan değil, etten kemikten bir çocukmuş. Sevinçle yatağından fırlayarak babasının yanına koşmuş. Geppetto usta, karşısında Pinokyo’yu bu şekilde görünce dünyalar onun olmuş. “En sonunda benimde gerçek bir oğlum oldu” diyerek sevinç gözyaşları içerisinde oğluna sarılmış. Baba oğul ömürlerinin sonuna kadar mutlu yaşamışlar.</h2>
<iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.seslimasal.net%2Fsesli-masallar%2Fpinokyo.html&amp;layout=standard&amp;show_faces=true&amp;width=450&amp;action=like&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:450px;margin-top:5px;"></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.seslimasal.net/sesli-masallar/pinokyo.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>32</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bezelye Prenses</title>
		<link>http://www.seslimasal.net/sesli-masallar/bezelye-prenses.html</link>
		<comments>http://www.seslimasal.net/sesli-masallar/bezelye-prenses.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 02 Aug 2011 23:26:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Masallar</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sesli Masallar]]></category>
		<category><![CDATA[bezelye prenses]]></category>
		<category><![CDATA[bezelye prenses masalı]]></category>
		<category><![CDATA[bezelye prenses masalı dinle]]></category>
		<category><![CDATA[kral]]></category>
		<category><![CDATA[masal]]></category>
		<category><![CDATA[prens]]></category>
		<category><![CDATA[prenses]]></category>
		<category><![CDATA[prenses masalları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.seslimasal.net/?p=913</guid>
		<description><![CDATA[Bir zamanlar bir prens varmış. Bu prens evlenmek istiyormuş, ama evleneceği kişi gerçek bir prenses olmalıymış. Böyle birini bulmak için bütün dünyayı dolaşmış, ama çok büyük bir hayal kırıklığına uğramış. Çünkü, karşısına çıkan prenseslerin hakiki olup olmadığını bir türlü anlayamıyormuş. Hep eksik bir şeyler bir şeyler oluyormuş. Sonunda üzüntü ve umutsuzluk içinde yurduna dönmüş.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;">
<h2 style="text-align: center;"><a href="http://www.seslimasal.net/wp-content/uploads/2011/07/bezelye-prenses.jpg"><img onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" class="aligncenter size-full wp-image-853" title="Bezelye-Prenses" src="http://www.seslimasal.net/wp-content/uploads/2011/07/bezelye-prenses.jpg" alt="bezelye prenses Bezelye Prenses" width="294" height="302" /></a></h2>
<h2>Bir zamanlar bir prens varmış. Bu prens evlenmek istiyormuş, ama evleneceği kişi gerçek bir prenses olmalıymış. Böyle birini bulmak için bütün dünyayı dolaşmış, ama çok büyük bir hayal kırıklığına uğramış. Çünkü, karşısına çıkan prenseslerin hakiki olup olmadığını bir türlü anlayamıyormuş. Hep eksik bir şeyler bir şeyler oluyormuş. Sonunda üzüntü ve umutsuzluk içinde yurduna dönmüş.<br />
Bir gece korkunç bir fırtına çıkmış; şimşekler çakıyor, gök gürlüyor, bardaktan boşanırcasına yağmur yağıyor, kıyametler kopuyormuş. Derken sarayın kapısı çalınmış, yaşlı kral gidip kapıyı açmış. Fakat, o da ne kapıda, yağmurdan ve fırtınadan perişan olmuş bir zavallı bir kız duruyormuş. Üstelik her tarafından sular akan, tepeden tırnağa sırılsıklam olmuş bu kızgerçek bir prenses olduğunu söylüyormuş.<br />
“Eh, anlarız bakalım!” diye düşünmüş yaşlı kraliçe, ama kimseye bir şey söylememiş. Yatak odasına gitmiş, yere bir bezelye tanesi koymuş. Bu bezelye tanesinin üzerine yirmi tane döşek, döşeklerin üzerine de yirmi tane kaz tüyü yatak koymuş.<br />
Gece olunca prenses bu yatakta yatmış.<br />
Sabah olunca kıza, gece nasıl uyuduğunu sormuşlar.<br />
“Ah, korkunç bir şeydi!” demiş prenses. “Bütün gece gözümü bile kırpmadım! Allah bilir ne vardı yatak ta! Sert bir şeyin üstünde yatmışım gibi, her yerim çürüdü, mosmor kesildi! Gerçekten berbattı!”<br />
Böylece anlaşılmış ki, yirmi döşek ve yirmi kaz tüyü yatağın altındaki bezelye tanesini hissedecek kadar nazlı, narin olduğuna göre, bu prenses hakiki bir prensestir!<br />
Prens onunla evlenmiş. O bezelye tanesini de müzeye koymuşlar. Eğer kimse almadıysa, bugün bile gidip görebilirsiniz onu.</h2>
<iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.seslimasal.net%2Fsesli-masallar%2Fbezelye-prenses.html&amp;layout=standard&amp;show_faces=true&amp;width=450&amp;action=like&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:450px;margin-top:5px;"></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.seslimasal.net/sesli-masallar/bezelye-prenses.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>17</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>TİLKİ İLE LEYLEK</title>
		<link>http://www.seslimasal.net/sesli-masallar/tilki-ile-leylek.html</link>
		<comments>http://www.seslimasal.net/sesli-masallar/tilki-ile-leylek.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 05 Jan 2011 15:53:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>MasalBaba</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sesli Masallar]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[güneş]]></category>
		<category><![CDATA[leylek]]></category>
		<category><![CDATA[orman]]></category>
		<category><![CDATA[tilki]]></category>
		<category><![CDATA[yemek]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.seslimasal.net/?p=856</guid>
		<description><![CDATA[Ormanlardan birinde, birbirine komşu bir tilki ve bir leylek yaşarmış. Dost geçinmeye çalışır, iyi komşuluk yaparlarmış. Bir gün ormanda dolaşırken tilki leyleğe rastlamış: “Günaydın leylek kardeş, afiyettesinizdir inşallah.” diye sorarak selamlamış onu...
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;">
<p style="text-align: center;"><a href="http://www.seslimasal.net/wp-content/uploads/2011/01/tilki-ile-leylek.jpg"><img onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" class="aligncenter size-full wp-image-857" title="tilki-ile-leylek" src="http://www.seslimasal.net/wp-content/uploads/2011/01/tilki-ile-leylek.jpg" alt="tilki ile leylek TİLKİ İLE LEYLEK" width="273" height="233" /></a></p>
<h2 style="text-align: justify;">Ormanlardan birinde, birbirine komşu bir tilki ve bir leylek yaşarmış. Dost geçinmeye çalışır, iyi komşuluk yaparlarmış. Bir gün ormanda dolaşırken tilki leyleğe rastlamış: “Günaydın leylek kardeş, afiyettesinizdir inşallah.” diye sorarak selamlamış onu. Leylek cevabını hazırlarken daha, kurnaz tilkinin aklına bir muziplik gelmiş: “Bu akşam yemeğe beklerim” demiş. “Gelmezseniz darılır, küserim.”</h2>
<h2 style="text-align: justify;">Güneş elini çekip te ormandan, hava kararmaya başlayınca leylek tilkinin kapısına yönelmiş. Karnı da çok acıkmış. Tilki gülücüklerle karşılamış dostu olan leyleği. Kollarını açarak buyur etmiş içeri. “Size layık pek değil ama bir şeyler hazırladım. Şöyle masaya yaklaşın da yemeye başlayalım” demiş.  Leylek bakmış tek çorba, üstelik dümdüz tabakta. O uzun gagasıyla onca uğraşmış ama bir lokma bile alamamış tabaktan. Tilki ise uzun diliyle yalayıp yutmuş çorbayı. Baktıkça leyleğe kıs kıs gülmüş içinden. Leylek anlamış durumu. Bunun nasıl bir oyun olduğunu. Hiç dostluk karşılıksız olur mu? “Çorban nefisti tilki kardeş!” demiş. “Buyur gel sende bize ederiz hoş beş”. Tilki memnun, gülümsemiş: “Tabi ki gelirim, ne demek” demiş. “Ama çok zahmette etme. Akşam 8 de beni bekle.”</h2>
<h2 style="text-align: justify;">Tam söz verdiği saatte tilki varmış oraya. Mis gibide et kokusunu alınca, başlamış ağzının suyu akmaya. Bir taraftan leyleğe güzel sözler söylerken, bir taraftan göz ucuyla mutfağı süzmüş. Leylek çıkmış mutfaktan. Mis kokulu etlerle. Ama etlerde ağzı dar ince uzun kaplarda. Tilki yemeğinden lokma bile alamazken, leylek yalayıp yutmuş kabındaki yemeği.  İnce uzun gagasıyla bu kaptan yemek onun için çocuk oyuncağı. Tilki aç kalınca anlamış hatasını. Yaptığına pişman olmuş ama iş işten geçmiş artık.</h2>
<iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.seslimasal.net%2Fsesli-masallar%2Ftilki-ile-leylek.html&amp;layout=standard&amp;show_faces=true&amp;width=450&amp;action=like&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:450px;margin-top:5px;"></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.seslimasal.net/sesli-masallar/tilki-ile-leylek.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>46</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>YAVRU FARE YAVRU HOROZ VE KEDİ</title>
		<link>http://www.seslimasal.net/sesli-masallar/yavru-fare-yavru-horoz-ve-kedi.html</link>
		<comments>http://www.seslimasal.net/sesli-masallar/yavru-fare-yavru-horoz-ve-kedi.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 05 Jan 2011 15:48:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>MasalBaba</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sesli Masallar]]></category>
		<category><![CDATA[anne]]></category>
		<category><![CDATA[fare]]></category>
		<category><![CDATA[hayvan]]></category>
		<category><![CDATA[horoz]]></category>
		<category><![CDATA[kedi]]></category>
		<category><![CDATA[yavru]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.seslimasal.net/?p=852</guid>
		<description><![CDATA[Henüz hiçbir şeyin farkında olmayan, dostunu düşmanını ayıramayan minicik bir fare acemiliğinden bir gün neredeyse ölecekmiş. Yaşadıklarını annesine şöyle anlatmış: Araştırmacı bir fare olarak bütün dağı taşı dolaştım...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;">
<p style="text-align: center;"><a href="http://www.seslimasal.net/wp-content/uploads/2011/01/fare-ile-kedi.jpg"><img onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" class="aligncenter size-full wp-image-853" title="fare-ile-kedi" src="http://www.seslimasal.net/wp-content/uploads/2011/01/fare-ile-kedi.jpg" alt="fare ile kedi YAVRU FARE YAVRU HOROZ VE KEDİ" width="294" height="302" /></a></p>
<h2 style="text-align: justify;">Henüz hiçbir şeyin farkında olmayan, dostunu düşmanını ayıramayan minicik bir fare acemiliğinden bir gün neredeyse ölecekmiş. Yaşadıklarını annesine şöyle anlatmış: “Araştırmacı bir fare olarak bütün dağı taşı dolaştım. Yolda giderken iki tane hayvan gördüm. Bunlardan biri yumuşacık ve çok tatlıydı. Ötekisi ise hareketli ve asık suratlıydı. Kulakları tırmalayan kötü bir sesi vardı. Kafasının üstünde sallanan bir et parçası vardı. Çirkin kanatlarını çırpıp duruyor, korkunç gürültü çıkarıyordu. Uçamıyordu. Bilirsin cesur biriyimdir ben. Fakat hayvanın bu halini görünce korkup kaçıverdim. Ona da çok kızdım. Çünkü o olmasa öteki yumuşak ve tatlı hayvanla tanışacaktım. Derisi kadife gibiydi. Kulakları bizim kulaklarımıza benziyordu. Uzun kuyruğuyla dans eder gibiydi. Gözleri ışıl ışıl parlıyordu. Alçak gönüllü birine benziyordu. İşte tam onunla tanışacakken, korktuğum o asık suratlı hayvan ağzını açtı bende oradan uzaklaştım.” Anne fare gülümsemiş: “Yavrum” demiş. “O sevimli dediğin hayvan kedidir. Bizim dostumuz değildir. Farelere karşı kötü niyetlidir. Diğer hayvan yani horoz tamamen zararsızdır. Bize dokunmaz bile. Sevgili yavrum etrafına bakarken dış görünüşe aldanma. Başına bir felaket gelebilirdi. Bunu aklından çıkarma.”</h2>
<iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.seslimasal.net%2Fsesli-masallar%2Fyavru-fare-yavru-horoz-ve-kedi.html&amp;layout=standard&amp;show_faces=true&amp;width=450&amp;action=like&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:450px;margin-top:5px;"></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.seslimasal.net/sesli-masallar/yavru-fare-yavru-horoz-ve-kedi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>19</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>TAVŞAN İLE KAPLUMBAĞA</title>
		<link>http://www.seslimasal.net/sesli-masallar/tavsan-ile-kaplumbaga.html</link>
		<comments>http://www.seslimasal.net/sesli-masallar/tavsan-ile-kaplumbaga.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 01 Mar 2010 00:57:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>MasalBaba</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sesli Masallar]]></category>
		<category><![CDATA[altın]]></category>
		<category><![CDATA[hayvan]]></category>
		<category><![CDATA[kaplumbağa]]></category>
		<category><![CDATA[orman]]></category>
		<category><![CDATA[tavşan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.seslimasal.net/?p=680</guid>
		<description><![CDATA[Bilirsiniz tavşanlar hızlı koşarlar. Bir zıpladığında birçok hayvanı geride bırakabilir. Ormanda yaşayan bir tavşanda hızlı koşmasıyla övünürmüş. Kendini beğenmiş bir şekilde bağırırmış çevrede, “bu ormanda en hızlı ben koşarım...”]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;">
<p style="text-align: center;"><a href="http://www.seslimasal.net/wp-content/uploads/2010/03/tavsan_ile_kaplumbaga.jpg"><img onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" class="aligncenter size-medium wp-image-682" title="tavsan_ile_kaplumbaga" src="http://www.seslimasal.net/wp-content/uploads/2010/03/tavsan_ile_kaplumbaga-300x225.jpg" alt="tavsan ile kaplumbaga 300x225 TAVŞAN İLE KAPLUMBAĞA" width="300" height="225" /></a></p>
<h2 style="text-align: justify;">Bilirsiniz tavşanlar hızlı koşarlar. Bir zıpladığında birçok hayvanı geride bırakabilir. Ormanda yaşayan bir tavşanda hızlı koşmasıyla övünürmüş. Kendini beğenmiş bir şekilde bağırırmış çevrede, “bu ormanda en hızlı ben koşarım.” Yine bir gün ormanda dolaşırken herkese meydan okumaya başlamış. “Var mı?” demiş. “Benden hızlı koşan? Dilerseniz yarışalım beni hiç kimse geçemez. Hadi yarışalım benimle yarışacak çıksın karşıma.” Bu sözleri herkes gibi kaplumbağa da dinlemiş. Bir süre kararsız kaldıktan sonra yüksek sesle bağırmış. “Ben” demiş. “Bu yarışı kazanırım.” Tavşanın gözleri şaşkınlıktan fal taşı gibi açılmış. “Sen mi? Sen mi benimle yarışmaya cesaret ediyorsun? Beni geçeceğini iddia ediyorsun. Sen doğru dürüst yürüyemiyorsun bile. Aynı yüksek sesle “olsun” demiş kaplumbağa, “ben yarışacağım seninle bakalım kim kazanacak?” Tavşan tereddüt etmiş ama “kesinlikle kaybedeceksin” , “görürüz” demiş hızına aldırmayan iddialı kaplumbağa. Yarışa başlamışlar. Kaplumbağa hemen yola çıkmış “bu yarışırı kazanmalıyım” demiş. Tavşan yerinden bile kımıldamamış “bu yarışı zaten kazanırım” demiş. Bir ağacın altına uzanmış. Bir süre sonra uyuya kalmış. Tavşan uyurken kaplumbağa hedefe iyice yaklaşmış. Tavşan gözlerini açtığındaysa kaplumbağa yarışı bitirmek üzereymiş. Yerinden fırlamış, hedefe yönelmiş ancak geç kalmış. Yarışı kaplumbağa kazanmış. Bu da tavşana ders olmuş ne kadar hızlı koşarsa koşsun tembellik yaparsa başarısız olacağını anlamış.</h2>
<iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.seslimasal.net%2Fsesli-masallar%2Ftavsan-ile-kaplumbaga.html&amp;layout=standard&amp;show_faces=true&amp;width=450&amp;action=like&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:450px;margin-top:5px;"></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.seslimasal.net/sesli-masallar/tavsan-ile-kaplumbaga.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>33</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>TAVŞAN GELİNCİK VE KEDİ</title>
		<link>http://www.seslimasal.net/sesli-masallar/tavsan-gelincik-ve-kedi.html</link>
		<comments>http://www.seslimasal.net/sesli-masallar/tavsan-gelincik-ve-kedi.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 01 Mar 2010 00:56:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>MasalBaba</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sesli Masallar]]></category>
		<category><![CDATA[çiçek]]></category>
		<category><![CDATA[güneş]]></category>
		<category><![CDATA[kedi]]></category>
		<category><![CDATA[mutlu]]></category>
		<category><![CDATA[orman]]></category>
		<category><![CDATA[tavşan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.seslimasal.net/?p=679</guid>
		<description><![CDATA[Ormanda minik, sevimli yuvasında yaşayan bir tavşan varmış. Bir yaz sabahı erkenden dışarı çıkmış. Hava çok güzelmiş. Çam ağaçlarının, rengârenk çiçeklerin kokusunu çiğerlerine çekerek hoplaya zıplaya çıkmış yola. Bir tepenin kıyısına gelerek güneşin doğuşunu izlemeye başlamış.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;">
<p style="text-align: center;"><a href="http://www.seslimasal.net/wp-content/uploads/2009/11/gelincik.jpg"><img onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" class="aligncenter size-full wp-image-378" title="gelincik" src="http://www.seslimasal.net/wp-content/uploads/2009/11/gelincik.jpg" alt="gelincik TAVŞAN GELİNCİK VE KEDİ" width="251" height="263" /></a></p>
<h2 style="text-align: justify;">Ormanda minik, sevimli yuvasında yaşayan bir tavşan varmış. Bir yaz sabahı erkenden dışarı çıkmış. Hava çok güzelmiş. Çam ağaçlarının, rengârenk çiçeklerin kokusunu çiğerlerine çekerek hoplaya zıplaya çıkmış yola. Bir tepenin kıyısına gelerek güneşin doğuşunu izlemeye başlamış. En sevdiği şeymiş güneşi böyle selamlamak. Uyanık gelincik tavşanın yuvasından çıktığını görmüş. Ortalığa bir göz gezdirmiş sonra eşyalarını tavşanın yuvasına taşımaya başlamış. Bu güzel yuva tam istediği gibiymiş. Eve iyice yerleşmiş. Tavşan taze otlar yiyerek karnını doyurmuş. Mutlu bir biçimde evine dönmüş. Güzel yuvasında bir gelincik görünce çok şaşırmış. “Gelincik” diye bağırmış. “Ne hakla benim evime yerleşirsin. Hemen buradan çık git.” Sivri burunlu gelincik bu sözlerden hiç etkilenmemiş. Yerinden bile kımıldamamış. “Hayır” demiş. “İlk kim yerleşmişse ev onun sayılır. Hem şimdiye kadar sen oturdun bu evde şimdi ise sıra bende.”</h2>
<h2 style="text-align: justify;">Tavşan öfkeden çılgına dönmüş. “Nasıl haksızlık yaparsın” demiş. “Önce geldiğini söylüyorsun ama burası daha dedelerimden babalarımdan kaldı. Çok eskiden beride burada ben yaşarım.” Kavga büyümüş ancak bir sonuca da varamamışlar. “Peki” demiş tavşan, “öyleyse gidip bilge kediye soralım.” Koşar adımlarla gitmişler kediye. Bilge kedi koca göbekli, oturduğu yerden kalkmayan, hantal görünümlü biriymiş. Ormanda bir mesele olduğunda ona danışılırmış. Bilge kedi tavşanla gelinciği iyi karşılamış. Dertlerini dinlemeye başlamış. Kedi; “hmm durun hele artık yaşlandım kulaklarım yeterince duymuyor. Biraz daha yaklaşın bakalım kulağıma doğru anlatın.” Tavşan ve gelincik iyice yaklaşmışlar. Eğilip hızlı hızlı anlatıyorlarmış ki kedi birden saldırmış ikisini de yiyip yutmuş. “eh” demiş “artık anlaştınız.”</h2>
<iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.seslimasal.net%2Fsesli-masallar%2Ftavsan-gelincik-ve-kedi.html&amp;layout=standard&amp;show_faces=true&amp;width=450&amp;action=like&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:450px;margin-top:5px;"></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.seslimasal.net/sesli-masallar/tavsan-gelincik-ve-kedi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>25</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>YAŞLI ASLAN İLE EŞEK</title>
		<link>http://www.seslimasal.net/sesli-masallar/yasli-aslan-ile-esek.html</link>
		<comments>http://www.seslimasal.net/sesli-masallar/yasli-aslan-ile-esek.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 01 Mar 2010 00:55:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>MasalBaba</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sesli Masallar]]></category>
		<category><![CDATA[aslan]]></category>
		<category><![CDATA[eşek]]></category>
		<category><![CDATA[hayvan]]></category>
		<category><![CDATA[orman]]></category>
		<category><![CDATA[tilki]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.seslimasal.net/?p=678</guid>
		<description><![CDATA[Güçlü kuvvetli, vurduğunu deviren, dünyayı titreten ormanların kıralı aslan günün birinde yaşlanmış. Eli ayağı tutmaz, gözleri görmez olmuş. Yaşlılıktan yerinden kalkamaz pençelerini bile çıkaramaz olmuş...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;">
<p style="text-align: center;"><a href="http://www.seslimasal.net/wp-content/uploads/2010/03/yasli_aslan_ile_esek.jpg"><img onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" class="aligncenter size-medium wp-image-681" title="yasli_aslan_ile_esek" src="http://www.seslimasal.net/wp-content/uploads/2010/03/yasli_aslan_ile_esek-300x289.jpg" alt="yasli aslan ile esek 300x289 YAŞLI ASLAN İLE EŞEK" width="300" height="289" /></a></p>
<h2 style="text-align: justify;">Güçlü kuvvetli, vurduğunu deviren, dünyayı titreten ormanların kıralı aslan günün birinde yaşlanmış. Eli ayağı tutmaz, gözleri görmez olmuş. Yaşlılıktan yerinden kalkamaz pençelerini bile çıkaramaz olmuş. Çok zaman geçmeden durumu diğer hayvanlar haber almışlar. Yavaş yavaş aslanın yanına sokulmaya başlamışlar. Şakalar yapıp onu kızdırmaya çalışmışlar. Aslanın güçsüz halini görünce de iyice yaklaşmışlar tilki gelip tekme atmış, ayı gelip tokat atmış. Hayvanlar birer birer eski günlerin öcünü almışlar. Aslan ne yapacağını şaşırmış. Kafasını sallamış, kuyruğunu sallamış olmamış. Sıra eşeğe gelmiş. Tam saldırıya geçerken aslan yerinden fırlamış. “eh eşek” demiş, “her şeye tamam ama bir eşeğe de sessiz kalamam haddini bilmen lazım.” Yerinden zorla doğrulmuş son gücünü kullanıp eşeği geldiği yere kadar kovalamış.</h2>
<p style="text-align: justify;">
<iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.seslimasal.net%2Fsesli-masallar%2Fyasli-aslan-ile-esek.html&amp;layout=standard&amp;show_faces=true&amp;width=450&amp;action=like&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:450px;margin-top:5px;"></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.seslimasal.net/sesli-masallar/yasli-aslan-ile-esek.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>21</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>TİLKİ İLE ÜZÜMLER</title>
		<link>http://www.seslimasal.net/sesli-masallar/tilki-ile-uzumler.html</link>
		<comments>http://www.seslimasal.net/sesli-masallar/tilki-ile-uzumler.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 01 Mar 2010 00:39:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>MasalBaba</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sesli Masallar]]></category>
		<category><![CDATA[güneş]]></category>
		<category><![CDATA[sirk]]></category>
		<category><![CDATA[tilki]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.seslimasal.net/?p=673</guid>
		<description><![CDATA[Bir tilki üzümü çok severmiş. Yolda gezerken bir asma görmüş. Asmada ki üzümler mis gibi kokular saçıyorlarmış. Güneşten rengi sararmış, baldan daha tatlı görünüyormuş. Asmaysa çardaktaymış. Tilkinin bir türlü boyu yetişmiyormuş...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;">
<p style="text-align: center;"><a href="http://www.seslimasal.net/wp-content/uploads/2010/03/tilki-ile-uzumler.jpg"><img onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" class="aligncenter size-medium wp-image-674" title="tilki-ile-uzumler" src="http://www.seslimasal.net/wp-content/uploads/2010/03/tilki-ile-uzumler-246x300.jpg" alt="tilki ile uzumler 246x300 TİLKİ İLE ÜZÜMLER" width="246" height="300" /></a></p>
<h2 style="text-align: justify;">Bir tilki üzümü çok severmiş. Yolda gezerken bir asma görmüş. Asmada ki üzümler mis gibi kokular saçıyorlarmış. Güneşten rengi sararmış, baldan daha tatlı görünüyormuş. Asmaysa çardaktaymış. Tilkinin bir türlü boyu yetişmiyormuş. Tilki hoplamış, zıplamış… Ulaşamıyor. Son bir hamle daha yapmış bakmış olmuyor. Bir türlü yetişemiyor. Üzümlere bakarak şöyle demiş. “Aman eksik olsun böyle üzüm. Zaten daha yemyeşil dalında kovuk gibi olgunlaşmamış tadı da ekşidir şimdi sirke gibi en iyisi hiç tadına bakmamak.</h2>
<iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.seslimasal.net%2Fsesli-masallar%2Ftilki-ile-uzumler.html&amp;layout=standard&amp;show_faces=true&amp;width=450&amp;action=like&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:450px;margin-top:5px;"></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.seslimasal.net/sesli-masallar/tilki-ile-uzumler.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>5</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

