There was once an old miller who had three sons. When he died, he left them everything he had. Simon, the eldest son, inherited the flour mill, Alex got a donkey and Jack, the youngest, got a cat. Simon soon set to work grinding flour. Alex headed for town with his donkey. “I’m going to find work hauling things,” he said…
Evvel zaman içinde bir ormanın kenarında küçük bir köy varmış.Bu köyün erkekleri ormanda odun keser,sonra kestikleri odunları satarak geçimlerini sağlarlarmış.Bu odunculardan birisi köyün en dürüst oduncusu imiş…
Bir geyik ormanda dolaşırken bir su kaynağına rastlamış. Eğilip su içmeye başlamış. Birden titrek suda kendini görmüş. Kendi kendine konuşmaya başlamış…
Bir ormanda ceylan, fare, karga, kaplumbağa bir arada aynı yuvada yaşarlarmış. Çok iyi anlaşırlarmış. Çok mutlularmış. Bir gün avcılar ormana gelmişler. Öyle tuzaklar hazırlamışlar ki nerde olursa olsun…
Ormanın birinde ağaçlarda kargalar yaşarmış. Orman yakınlarında bir köy varmış. Kargalar köyden sürekli yiyecek çalarlarmış. Köylüler bu siyah kuşlara ‘hırsız kargalar’ dermiş. Hırsız kargalardan biri bir gün bir parça peynir çalmış.
Masmavi bir gölün kenarında yaşayan karabatak kuşu,gittikçe gölde balık tutamaz olmuş.Çünkü onu gören balıklar,hemen gölün derinliklerine kaçıyor bir daha da görünmüyorlarmış…
Bir varmış, bir yokmuş, Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, Allah’ın yarattıkları buğday tanesinden çokmuş. Kimi kavak gibi uzun, kimi kabak gibi tombulmuş, Kimi yürürken tıs tıs eder, kimi kuş gibi uçarmış…
It is a hot, sunny day . Ali and his mother are in the kitchen. Ali is playing with his toy train. His mother is washing thedishes. Ali is a curious boy. He asks his mother a lot of questions. His mother answers the questions patiently.






(Ortalama:3,88 oy)



